'Bu dünya düzeni aciz, bencil ve hastalıklı'

'Bir virüsün dünya düzenini alt edişi. Biz hekimler güveniriz Dünya Sağlık Örgütü'ne. Yani güvenmeliyiz, güvenebilmeliyiz, güvenmek isteriz!' Doktor Kemal Cem Duru yazdı.
soL - Haber Merkezi
Cuma, 03 Nisan 2020 17:49

Koronavirüs salgını tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yayılmaya devam ederken, sağlık çalışanları yetersiz malzeme, çalışma koşulları ve düzenleme eksikliği başta olmak üzere pek çok nedenle virüsten enfekte olmuş durumda. Kısa bir süre süre önce 600’den fazla sağlık çalışanının koronavirüse bağlı olarak hastalandığının bildirildiği koşullarda üç gün önce ilk sağlıkçı yaşamını yitirdi.

475 sağlık çalışanı ise hekiminden hemşiresine, diş hekiminden teknisyenine yeni koronavirüs salgınının ardından 10 maddelik bir talepler deklarasyonu yayınladı.

Sağlık çalışanlarının taleplerine ve isimlere şu siteden ulaşılabilir:

http://talepediyoruz.net/

Sağlık emekçileri böyle koşullar altında çalışmalarına rağmen geleceğe umutla bakmaya devam ediyor. Doktor Kemal Cem Duru yazdı: "Güneşli günlere… Bir virüsün dünya düzenini alt edişi"

GÜNEŞLİ GÜNLERE

"Biz hekimler güveniriz Dünya Sağlık Örgütü'ne.

Yani güvenmeliyiz, güvenebilmeliyiz, güvenmek isteriz!

Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği bilimsel korunma yöntemleri maalesef koruyamıyor sağlıkçıları, yetmiyor işte korumaya.

Önerilerin yetersiz olduğu, hastalanan sağlıkçı sayılarından belli değil mi?

Aynı, zehirli gaz dolu depoya inecek işçiye verilen, uygunsuz korumanın onun ölümüne sebep olabileceği gibi yetersiz ki, sağlıkçılar da virüsten hastalanıyor.

Demek ki bu önlemlerle yeterince korunulamıyor.

Sağlıkçıları gerekirse astronot gibi giydirir, yine de korurum yaklaşımı yok maalesef. Belki de eldeki malzemeye göre ya da maliyetlere göre belirleniyor korunma yöntemleri.

Bu kadar sağlıkçı hasta oldu, hâlâ korunma önerilerini güncelleyip arttırmamak başka ne ile açıklanabilir?

Ülkemizin Bilim Kurulu'nun önerileri ve kılavuzları da, Dünya Sağlık Örgütü'nün ki gibi yetersiz mi kalacak, göreceğiz zamanla.

Zaman gerçeği gösterecek ve kimse bunun sorumluluğundan kurtulamayacak elbette.

Şimdiden ülkemizde de ölen sağlıkçı haberleri gelmeye başladı.

Otuz yıllık bir göğüs cerrahı, ağzında hortumlar yoğun bakımda hâlâ.

Bir astronottan, çok pahalı yirmi bin dolarlık kasklar takan savaş pilotundan daha mı değersiz o cerrah.

Kim bilir ne canlar kurtardı, kaç insana hayat verdi.

Bu dünya düzeni, öldürene yaşatandan daha fazla değer veriyor malesef.

Hak etti mi hastalanan cerrah şimdi bunu? Onun işi bu deyip geçelim mi?

Haber vermeden çat kapı da gelmedi ki bu illet. Her öleni açıklayacak başka sebep de bulunacak.

Ama hastalananı da, ölen sağlıkçıyı da koruyamadığımızın özrü yok, Sayın Dünya Düzeni Sağlık Örgütü ve Sayın Bakanlığı'nın Bilim Kurulu.

İnsanlar işlerini korkusuzca ve onurlarıyla yapıyorlar ve risk almadan hastalanmayacakları şekilde korunmalılar.

Ülkeye Kore ve Çinin salgınla mücadele edip başarı sağladığı metodu önermeyenler, halkı hem çalıştırıyor, hem maskesiz sokaklarda gezdiriyor. Halka maske takmanın zararlarını anlatmaya da bazıları doyamıyorlar neredeyse. Maske demek başkasına bulaştıramazsın bu hastalığı ve buna hakkın yok demektir. Anladığım şu, bu toplum bu hastalığı geçirecek ve bu salgın böyle hastalığı yaşaya yaşaya bitecek. Çalışmak zorunda olan tüm emekçiler işlerine gitmeye devam ediyor. Kronik hastalığı olanlar ve yaşlılar evde ne kadar süre korunacaklar hep birlikte göreceğiz. Maaş alamayan kronik hastalar korunmuş olabilecekler mi? Açlık her hastalıktan tehlikelidir, zaten açlık sınırında ve ya altında bu kadar insan yaşarken ülkemizde.

Peki, evinde yaşlı hasta anası babası olup çalışmak zorunda olan emekçiler ne yapacak? O yaşlıları ölüme mi yolluyoruz yoksa?

Ülkenin Cumhurbaşkanı; ‘’Önceliğimiz üretim ve ihracattır’’ demekte aynı Dünya Düzeni Sağlık Örgütünün diyemediği ama davrandığı gibi.

Salgında ölenler yaşlılar ve kronik hastalar diyor televizyonlar bas bas, bunu bilip de bu vatandaşların yakını emekçiler nasıl işe yollanıyor?

Hastalanacak sağlıkçılardan ve yakınlarından özre başladılar aslında alkışlarla, çünkü iyi korunamayacakları ortada. Aç kalıp, çalışmaktan da yorgun düşenleri olacağı da besbelli. Sağlıkçının kronik hayati riskli hastalığı olanları bile yeterince korunamadan çalıştırılmakta.

Hâlâ da o cerrahi maske sana poliklinikte ve acil karşılamada yeter diyor otorite.

Buyurun sizler çalışın, önerdiğiniz kadar önlemle korunarak hastaların karşısında, acil karşılamada, poliklinikte Sayın Bilim Kurulları.

Dünya düzeni savaş uçağı pilotlarına verdiği kasklarda çok cömertken, neden sağlıkçıları korurken bu kadar cimri ve aciz.

İnsanları ve onlara bakacak sağlıkçıları da korumaya yeterince yatırım yapmaya değer bulmamış belli ki.

Hep daha fazla para kazanmayı düşünmüş, hiç böyle günlere hazırlanmamış bu kadar şaşalı gelişmişliğiyle övünüp dururken.

Çin’de salgın çıkınca Dünya Düzeni Sağlık Örgütü acil durum ilan etmekte gecikti. Sebebi üretimin ve ticaretin bundan etkilenmemesinin koruyucularından olmasıdır. Ben Dünya Sağlık Örgütü’nü dünyayı tehdit eden hastalıklar listesinin en başına yazıyorum.

Siyaset baskısında bilim adamı olmak insanın haysiyetini iki paralık eder böyle, özür diletir ama çalışmaya da devam ettirir onursuzca ve utanmadan.

Özür dilediler de artık ne çare…

Kapitalizm her zamanki açlığı ve doymazlığı sebebiyle, az zararla önleyebileceği bu salgını, az zarara bile tahammülü olmadığı için, şimdi tüm dünyanın başına dert etmeyi başardı.

Şimdi tüm dünya insanları evlerine kapanmış zenginlerin ne kadar da çok zarar ettiklerine ağlamıyorlar.

Bugün çivisi çıkmış dünya düzeninin en ağır tokadını yiyorlar.

Zenginlerin zararına değil, kendi çaresiz ve örgütsüz hallerine üzgünler, çocukları ve yaşlıları için korkuyorlar. En çok da açlık ve işsizlikten korkarak bekliyorlar bu günlerin geçmesini.

Sağlık emekçileri de hem kendileri hem aileleri için endişeliler ve elbet onlar da korkuyor. Bir astronot gibi sağlıkçısını giydiremeyen bir dünya düzeninde olduklarının farkındalar. Bir savaş pilotunun kaskından pahalı malzemelerle sağlıkçıların korunduğu bir dünya mümkün.

Dünya düzeninin çarpıklığı ülkelerin birbirine doğru düzgün yardım etmemesiyle de gözlerimizin önüne seriliyor.

"Biz asker değil ,doktor göndeririz!" diyen Fidel’in kendisi de, ülkesi de, tüm dünya da gönüllerde yüceliyor. Küba, İtalya’ya malzeme ve doktor yolluyor. Kübalı doktorlar da, ülkemin doktorları da savaş pilotlarından değerli.

Bu dünya düzeninin insanları koruyamayacağı, sağlık emekçilerini koruyamayacağı ve tek bildiğinin ilaç satmak ve para kazanmak olduğu, iyice gözler önüne seriliyor bugün.

İnsanları ve onlara salgınlarda korkusuzca, canı pahasına hizmet veren sağlıkçıları koruyabilecek bir dünya düzeni mümkündür.

İnsanlık bu salgından ağır bir ders almaktadır. En önemli ders bu dünya düzeninin aciz, bencil ve hastalıklı olduğudur. 

Aşağılanan, korunamayan, aç ve işsiz kalan ve acı kayıpları olan insanlığın haklı öfkesinin ateşinden, elbet güzel günlerin güneşi de doğacaktır…"