Ayasofya’dan sonra Kariye de cami oldu: 'Siyasal konjonktürden doğan ihtiyaç'

Kariye Müzesi de cami olarak ibadete açıldı, tartışmalar başladı. Miçotakis ziyaretinde tepki gösterdi, sanat tarihçisi Abdullah Deveci konuyu soL'a değerlendirdi.

nurdan yıldırım

İstanbul Fatih’te Bizans İmparatorluğu döneminde 6. yüzyılda inşa edilen Chora Manastırı Kilisesi (Kariye Müzesi), 2020 yılındaki Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredilerek cami statüsüne alınmasıyla 6 Mayıs günü cami olarak ibadete açıldı.

Ayasofya’nın ardından Kariye Müzesi’nin de camiye çevrilmesi tepkilere neden oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Ankara'yı ziyaret eden Yunanistan Başbakanı Miçotakis'le düzenlediği basın toplantısının gündemlerinden biri de Kariye oldu. 

Miçotakis, “Türk yetkililerin Bizans İmparatorluğu’na ait Kariye Manastırı’nı cami olarak kullanmaya yönelik son kararı ve Ayasofya ile ilgili eski karar beni büyük hayal kırıklığına uğrattı. Bu kararlar, anıtların ekümenik karakterine ve karşılıklı anlayışı geliştirmeye yönelik ortak çabalarımıza aykırıdır” dedi.

Eskişehir Okulu akademisyenlerinden sanat tarihçisi Abdullah Deveci soL’a konuşarak durumu değerlendirdi.

Siyasi olan ve günlük yaşama sinen algıların dönemlere göre değiştiğinin vurgusunu yapan Deveci, “Bu Bizans için de geçerli. Fatih’in Bizans’a yaklaşımı günümüzden farklıydı. Keza erken modern dönemlerde ulus devletler belirmeye başladıkça Osmanlı entelektüellerinin çoğu için ve siyasal erkin şöyle ya da böyle sahipleri Bizans’ı Fatih’ten farklı değerlendiriyorlardı. Günümüzde hâlâ her yıl fethedilen İstanbul, bu anlayışın sahiplerince kültürel mirasımızın bir parçası değil. Böyle yaparak hem Yunanistan’a ama daha kapsayıcı bir duruşla Batıya, ‘Biz farklıyız’ demek istiyorlar. Fütuhat, Türkiye siyasal yelpazesinin bir bölümü için hâlâ meşru bir talep. Son yıllarda İstanbul, Trabzon ve İznik Ayasofyaları camiye çevrilmesi bu fütuhatı isteyen/sahiplenen siyasal yaklaşımlarıyla ilgili gibi görünüyor” dedi.

İbadete açılmadan önceki hali.

Bunun bir ihtiyaçtan mı kaynaklandığı sorusuna Deveci’nin yanıtı belli: “Elbette değil”.

Deveci şöyle devam etti:

“2019 yılında bir mitingde Sayın Erdoğan ‘Ayasofya açılsın’ diye bağıranlara, ‘Siz önce Sultan Ahmet’i bir doldurun, sonra ona bakarız’ demişti. O günden bu yana İstanbul Ayasofya’sı dolmadığı gibi Sultan Ahmet ve diğer camiler de dolmadı. Üstelik cuma günleri dahil. Ama ne olursa olsun, gergin siyasal konjonktürden doğan ihtiyaçtan dolayı, bir sığınma yeri olarak Ayasofya dahil, pek çok Bizans kilisesi camiye çevrildi. 5. yüzyıldan 14. yüzyıla uzanan yapım evreleri olan Chora Manastırı Kilisesi de bunlardan biri. Bütün bu tercihlerin Bizans’la ilgili olduğu sanılmasın.

Dünyayı bir kere bir kere biz ve ötekiler diye ayırmaya başladığınızda yutulacak lokmaya göre hedefler ve düşmanlar değişir. Bu anlatılanlar sadece Bizans’ı özetlemiyor. Günümüze okunabilir bir vaziyette gelmiş ve insanlığın ortak miraslarından biri olan bir Ermeni Kenti olan Ani Ören Yeri kazıları her araya sıkıştırılan aralıkta mehter marşı eşliğinde yapılmakta.

Tekrar Fatih’e döneceğim ve Bellini’nin yaptığı resimde olduğu gibi kendimize güvenmemiz gerektiğini hatırlatacağım. Tıpkı daha sonra Atatürk’ün yaptığı gibi. Atatürk’ün İstanbul’un sahibi olduğumuz konusunda bir şüphesi yoktu. Korkusu da yoktu. Şüphesiz Ayasofya’yı ve Chora’yı müze yapan anlayış hem kendine güven hem de tarihsel mirası sahiplenmeyle ilişkiliydi.”

Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetinde olan ve 21 Ağustos 2020 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle cami statüsüne çevrilen İstanbul'daki Kariye Camii, ibadete açıldı. Fotoğraf: Anadolu Ajansı

Dünden bugüne Kariye: Akıllardaki sorular

Hristiyan resim sanatının en önemli mozaik ve fresklerine sahip olmasıyla bilinen kilise, 8. yüzyılda ikonakırıcılık döneminde tahribata uğramış, 843’te toplanan konsilin ardından ikona kültünün serbest bırakılmasıyla büyük bir kampanyayla yeniden onarılmış ve yeni yapılar eklenmişti.

Daha sonra Latin istilasında harap olan yapı, 12. yüzyılda yeniden onarılarak mozaik ve fresklerle süslendi. İstanbul’un fethi sırasında zarar görmeyen yapı 58 yıl kilise olarak kullanılmasının ardından 1511 yılında sadrazam Atik Ali Paşa tarafından, mozaik ve freskler sıva ile kaplanarak ve çan kulesinin yerine minare inşa edilerek camiye dönüştürüldü. 1766 Büyük İstanbul depreminden sonra büyük bir onarım geçiren yapıda gizlenen mozaik ve freskler temizlenerek ortaya çıkarılan tasvirler ahşap kapaklarla örtüldü. 

Cumhuriyet dönemindeyse yapı Bakanlar Kurulu'nun 1945 yılında aldığı karar ile müzeye çevrildi. 1948'den 1958'e kadar yapılan çalışmalar sonucunda tüm mozaik ve freskler ortaya çıkarılarak müze ziyarete açıldı. 1945 tarihi Bakanlar Kurulu Kararı 2019 yılında Danıştay tarafından iptal edildi. Hakkında "Devlet, vakıfları muhafaza edebilir, onlara müdahale edemez" kararı verilen yapı, 21 Ağustos 2020 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla Diyanet İşleri Başkanlığı'na devredildi. Restorasyonu tamamlanan yapı 6 Mayıs 2024’te cami olarak ibadete açıldı. 

Yapının ibadet edilen kısmı naos (harim) bölümünde yer alan tasvirler mermer kapaklar ardına gizlenirken bu bölüme kadınların girmesi yasaklandı. Kariye’ye girişler şimdilik ücretsiz.

Erdoğan, yapının herkesin ziyaretine açık olduğunu söylese de Ayasofya’da olduğu gibi yapının belli kısımlarını ziyaret etmek için ücret alınıp alınmayacağı merak konusu.