Önlem alınmayan fabrikada işçiler iş bıraktı

İstanbul'da Sanel Sanayi Elektroniği fabrikasında çalışan işçiler, salgına karşı tedbir alınmadığı için fabrikada iş bıraktı. İşçiler ilgili kanun maddesine dayanarak ‘işten kaçınma haklarını’ kullanacaklarını duyurdu.
soL - Patronların Ensesindeyiz
Pazartesi, 30 Mart 2020 16:32

Hükümet yetkililerinden “evde kal” çağrıları süredursun birçok işyerinde üretim ve hizmet faaliyetleri devam ediyor. Servisler ve toplu taşıma araçlarının barındırdığı risklere işyerlerinde oluşan tablo eklenince işçilerin tepkileri artmaya başladı. 

Bazı işyerlerinde işçiler çalışmaktan kaynaklı risklere karşı fiili adımlar atıyor.

İstanbul Maltepe’de bulunan ve yaklaşık 200 kişi çalıştığı Sanel Sanayi Elektroniği fabrikasında bugün işçiler virüse karşı tedbir alınmadığı için iş bıraktı.

Fabrikada bir işçide Kovid-19 testi pozitif çıkmış, bunun üzerine işçiler üretime ara verilip izne çıkmayı talep etmişti. Patron buna karşın işletmeyi sadece 24 saat kapatarak üretime yeniden başladı. Bunun üzerine fabrikada örgütlü olan DİSK’e bağlı Birleşik Metal İş Sendikası, işyerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 13. maddesine dayanarak “işten kaçınma haklarını” kullanacaklarını üretim yapmayacaklarını patrona bildirdi.

Sanel işçileri bugün işten kaçınma haklarını kullandıklarına dair dilekçeleri patrona göndererek, iş başı yapmadı. İşçiler karantina süresi olan 14 gün boyunca evlerinde olacak ve işyerine gitmeyecek.

Sanel’de üretim durduğu sırada bir açıklama da sendikanın bağlı olduğu konfederasyon DİSK’ten geldi. DİSK yaptığı açıklamada “Temel, zorunlu ve acil mal ve hizmet üretimi yapan işletme ve birimler dışında çalışma ACİLEN durdurulmalıdır” çağrısı yaptı. Konfederasyonun yaptığı açıklamada bu talep yerine getirilmediği takdirde 48 saat içinde aynı yasa maddesi uyarınca örgütlü oldukları işyerlerinde çalışma hakkından kaçınacaklarını duyurdu.

Yaşamsal sektörler dışında kalan tüm işyerlerinde üretimin durdurulması ve çalışan işyerlerinde alınması gereken tedbirler için Türkiye Komünist Partisi de geçtiğimiz Cumartesi bir deklarasyon yayımlamıştı. Açıklamada bir an önce yaşamsal olmayan sektörlerde üretimin durdurulması ve çalışması gereken işletmelerde işçiler için azami tedbir alınması çağrısında bulunulmuştu.

'İŞÇİLER ARTIK SINIRA GELİYOR'

Konuya ilişkin görüşlerini ve işçilerin ortaya çıkan tepkilerini sorduğumuz TKP Merkez Komite üyesi Alpaslan Savaş soL’a şunları söyledi:

“Şantiyeler çalışıyor. İşçiler burun buruna yemek yiyorlar, sıkış tıkış yatakhanelerde yatmak zorunda kalıyor. ‘Kendi rızamla buradayım’ yazan kağıtlara imza attırmaya kalkan patronlar bile var. Fabrikalar çalışıyor. Her gün servislerle buralara işçiler taşınıyor. Çağrı merkezleri, atölyeler… Hepsi aynı. Varsa yoksa işleri devam etsin, pazar kaybedilmesin.

Vali Pazar günü boş olan Sultanahmet meydanından güvercin fotoğrafları paylaşarak, 'Aman evde kalın' diye tivit atıyor ama servislerde, fabrika-şantiye yemekhanelerinde üretim hollerinde durum böyle mi? Yüzlerce insan bir arada. Hem patronlar para kazanmaya devam edecek, bunun için üretim hiç durmayacak, hem de yüzlerce işçinin birbiriyle teması olabildiğince sürerken salgınla mücadele edilecek. Bu mümkün mü sizce?

TKP Cumartesi günü bir deklarasyon yayınladı. Yaşamsal olmayan sektörlerde üretimin tümüyle durmasını, çalışması gereken işletmelerde ise işçiler izin alınması gereken tedbirleri açıkladık. İşçiler bunu istiyor. Çok net ve yapılabilir bir talepler listesi bu. Salgın var ve başka nasıl bir önceliği olabilir ki bir ülkenin? Salgını önlemek amacı taşımayan her şey duracak. Salgını bertaraf edecek her türlü çaba en yüksek güvenlik önlemleriyle seferberlik halinde yapılacak. Otomobil üretiyorlar ve binlerce işçi o fabrikada yan yana geliyor. O otomobilin yedek parçasını bir başka fabrikada üretmek için başka işçiler yan yana geliyor. Onu pazarlamak için bayide işçiler çalışıyor. Bunların hangisi patronun para kazanmasından başka bir ihtiyacı karşılıyor?

İşçiler artık sınıra geliyor. Herkes çok tedirgin çalışıyor. Tamam işinden olmak istemiyor kimse ama can güvenliğinin olmadığını da görüyor. Bu açıdan tepkilerin ortaya çıkması kaçınılmaz. Kaçınılmaz olduğu gibi çok da önemli. 

İşçi haklarını da geçtik, toplum sağlığı açısından böyle."