'Virüs karşısında en değerli bir haftayı heba ettiler'

18/03/2020 Çarşamba
'Virüs karşısında en değerli bir haftayı heba ettiler'

Erdoğan paket açıkladı. "O nerede" sorusu muhalefet çevrelerince dile getiriliyordu. Bu soru anlamlı bir soru muydu sizce? Ve şimdi yönettiği toplantı ve ardından yaptığı açıklama ne ifade ediyor?

Olağan koşullarda böyle bir soru sorulmasını gerektirecek bir durum yok ortada. Ancak Türkiye’de sonuçta yandaşın da karşıtın da “tek adam rejimi” diye kodladığı bir tablo var. Her konuda fikir beyan eden, sözü yasa hükmünde birinin ortada gözükmemesi elbette sorgulanıyor. Dün gerçekleşen toplantıdaki açıklamaları ise tek bir şeyi ifade ediyor: Bu düzende insan yaşamının bir değeri yok. 

Sonuç, yapılan açıklama, belirlenen paket... Beklenen şekilde mi oldu? Ya da sizin beklediğiniz bu muydu?

Beklediğim tam da buydu. Olması gereken demiyorum, beklediğim buydu. Neden buydu, çünkü Türkiye’de kurulu düzen emekçilerin, halkın çıkarlarını hiçe sayan bir düzen. Bu düzeni değiştirmeden bir hükümetin halkın çıkarına işler yapması mümkün değil. Mesele AKP’yle ilgili değil tek başına. AKP’yle ilgili kısmı, bu parti başından beri bu kurulu düzene sevdalı. Bakın, dün açıklanan pakette halk sağlığı ile ilgili kısım hava-cıva. Şirketleri, “sermaye sınıfını nasıl kurtarırız”a yanıt veriliyor. Emekçiye, emekliye bir parmak bal, gerisi patronlara. Ancak burada bilinmesi gereken bütün kapitalist dünyada durumun böyle olduğu. İspanya, İtalya, İngiltere, Fransa, ABD, hatta Almanya’da halk perişan. Bu ülkelerde sağlık sisteminin çöküşüne girmiyorum bile. Ekonomi dendiğinde borsadan, büyük tekellerin kârlarından başka bir şey düşünmeyen zihniyetin insanlığı getirdiği nokta bu. Bu nedenle Erdoğan’ın açıklamalarına hiç şaşırmadım.

Erdoğan'ın alınacak önlemler ve sağlık sistemindeki düzenlemeler konusunda da önemli açıklamalar yapacağı düşünülüyordu. OHAL ilanı, sokağa çıkma yasağı gibi söylentiler dolaştı mesela, bunların sağlık politikası olarak görülmesi bir yana... Bu konuda değerlendirmeniz ne? 

Dün itibariyle salgınla ilgili bütün sis perdesi dağılmış durumda. Artık gizleyemedikleri bir gerçek var: Türkiye’de salgın hızla yayılıyor. “Toplumda panik yaratma” suçlamasının hiçbir karşılığı yok. İnsanlar uzayda yaşamıyor. Hastanelerden bilgi geliyor, bu yayılan bilgilere ihtiyatla yaklaşılsa bile ortada açık bir gerçek var: Türkiye çok değerli bir süreyi kötü kullandı. Sirkülasyon kanalları, toplumun hareket kalıpları hesaba katılarak kararlı önlemler alınabilirdi. İtalya dünyanın öbür ucu değil. Orada salgın etkisini gösterdiğinde hükümet on binlerce göçmeni sınıra sürdü. Bunun insani, siyasi sıkıntılarının yanı sıra sağlıkla ilgili boyutunu sürekli dile getirdik. Askerler ve ÖSO Suriye’ye girip çıkıyor. Bunun dışında yurt dışından çok sayıda kişi giriş yapıyor. Dolayısıyla Türkiye’ye salgının uğramayacağı beklentisi saçmaydı. Bunun için izolasyon tedbirlerinden önce yeterli miktarda test kitinin, maskenin, solunum cihazının ve sağlıkçılar için koruyucu kıyafetlerin hazırlanması gerekiyordu. Test yapmayıp Türkiye’de henüz vaka yok diye açıklama yaparak çok değerli bir süre kaybedildi. Hastanelerde soğuk algınlığı geçiren, grip olan ve Covid-19 hastaları üst üste yığıldı. Bunun hesabını vermeyip sosyal medyada iki tane paylaşım yapan vatandaşa çullanan bir kafa bu! Şimdi daha yaygın test yapılmaya başlandı ve gerçek tablo belirginleşiyor. Sayıyı az göstereceğiz diye değer miydi? Virüs çuvala sığmıyor. Eğlence yerlerini kapattınız güzel, okulları da kapattınız. Doğru karar. Peki camilerle ilgili karar neden gecikti ve neden ucu açık ifadeler kullanıldı! Futbol maçları neden oynanmaya devam etti? Sonra umreden gelenler… Bunların bir bölümü karantinasız giriş yaptı. Bilinmiyordu mu gelecekleri? Öğrencileri gece yarısı yurttan kapı dışarı edecek kadar büyük bir sürpriz miydi umre dönüşü. Umre gidişi sırasında Suudi Arabistan’da salgın başlamıştı. Türkiye’den gidenlerin bağışık olacağı mı düşünüldü, neden izin verildi? Devam edelim, okulları kapandığında yüz binlece öğrencinin memleketlerine yolculuğunu organize etmek zor muydu? Ve en önemlisi sağlık çalışanlarını bu kadar hazırlıksız, korumasız hastalıkla mücadeleye sürdünüz. Patronlara on milyarlarca teşvik geliyor, bunun çok küçük bir kısmıyla saydığım her şey yapılırdı. Yok… Şimdi acısını hep birlikte çekeceğiz.

Erdoğan konuşmasının bir bölümünde bir tür dini otorite gibi konuştu. Evren'in darbe döneminde yaptığı konuşmalarda da vardı bu ama Erdoğan Evren'den farklı olarak bir dini otorite olmaya daha yakın. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Başka çaresi yok, öyle konuşacak. Bakın kamusal alan inançlara göre yönetilemez. Erdoğan’ın konuşmalarına takılmayalım, konuşsun. Ancak halk sağlığını ilgilendiren konularda kimse “dinsel” referanslarla konuşmamalı. Yunanistan’da ortodoks kilisesi, pazar buluşmalarında şarabın ortak kaşıkla sunulmasına “Isa’nın kanıdır o, korur virüs barınmaz” dedi. Bir hekim çıksa dese ki, “kullanılmış enjektörden virüs, mikrop bulaşmaz, ben kullanıyorum”, derhal soruşturma açılır, hatta tutuklanır. Son salgında İsrail’de, Mısır’da, İtalya’da, Yunanistan’da her yerde dinsel törenlerin dokunulmazlığı yüzünden hastalığın yaygınlığı arttı. Bir sürü örnek var. Hatta Avrupa’ya virüsün temel geliş kanallarından biri dini seyahatler. Kimsenin inancına, ibadetine müdahale edilemez; ancak eğitimi durduruyorsanız, kafeleri kapatıyorsanız bunun bir tutarlılığı olmalı. Anlayacağınız her yerde var aynı tablo. Dini otorite olanlar söz geçirsinler o halde.            

Diyanet'in kararına rağmen camilere girmeye çalışan cemaate de mesaj vermiş oldu mu? 

Bilmiyorum, mesajlaşma dillerine vakıf değilim.

Paketin ya da Erdoğan'ın açıklamasının merkezine yine sermayenin kurtarılması yerleşti. Tersinden sorarsak, bu paket sermayeyi tatmin eder mi? 

Patronların tatmin olduğunu nerede gördünüz? Hep daha fazlasını isterler. Paket halk sağlığını değil onları gözetmiş. Ancak açıklanan kısmın dışında nokta atışı teşvikler gelecek o önemli. Bir şirket diyecek ki “ben battım”; ona özel fonlar bulunacak, kredi sağlanacak. Bir diğeri başka bir teşvikten yararlanacak. Ve bunların hepsi halkın sırtına yüklenecek.  

Bu paketle Türkiye kapitalizminin orta vadeli sağlığı korunabilecek mi? 

Erdoğan çok umutlu konuştu. Bir ay öncesinin verileriyle virüs Türkiye’ye yarayacak dedi. Hani Çin’den kaçış başlamıştı, üretecek yer arıyordu şirketler… O mesele. Doğru değil bu, Çin toparlanıyor, Türkiye’deki tahribatı ise henüz bilemiyoruz. Zaten şu alanda dünyada kapitalizmin nereye evrileceği, hangi noktalarda krizin derinleşeceği ya da patlayacağı çok bilinmeyenli bir denklem. Bu paket, sermayeye can simidi olur ama krize ilaç olmaz; tam tersi. Sorunuza yanıtım Türkiye ekonomisinin sağlığı yok ki korunsun. 

Halk kesimlerinin tepkisi ne olacak? Esnaf ve sanatkarlar yine unutulmamış, sermayeye verilen bazı destekler işçi yararına olarak sunuluyor. Bu emekçilere nefes aldırır mı?

Hayır. Emekçi halk solunum cihazında. Bir tek çare var; örgütlenip artık en keskin savunucularının bile yaka silkmeye başladığı kapitalizmden kurtulmak. Kapitalizmin doğa kanunu olmadığını anlamak gerekiyor. Şu anda Covid-19 virüsünün karşısında duran ABD’ye bakın bir de Küba’ya… Hangisi insanlığa umut veriyor? Hangisi ahlaki bir duruş sergiliyor?  Şu anda halk “bu ne biçim iş” diye söyleneceğine kendi kaderini eline almalı. Ve alacak da. Yakın gelecekte bu virüsün bütün yükünü halka yıkmaya çalışan iktidarları büyük sürprizler bekliyor. İngiltere’de, Fransa’da, İtalya’da, başka yerlerde insanlar kendilerine reva görülen bu alçaklığa suskun kalmayacaklardır. Önümüzdeki dönem her yerde sert geçecek. Kavganın adı doğru konmalı. Kavga emek ile sermaye arasındadır. 

TKP'nin dün açıkladığı bir kısa program vardı. Yapılması gerekenler diyebileceğimiz bir deklarasyon. Erdoğan'ın açıkladığı paket size bir yanıt oluşturuyor mu?

TKP’nin önerdiği tedbirler basit, somut ve sonuç alıcı tedbirlerdi. Türkiye’de bunlar için kaynak var. Ama kurulu düzen izin vermiyor. Dediğim gibi hükümetin bunları uygulamasını elbette beklemiyorduk. Ama bunlar pekala uygulanabilir. Bize ne büyük tekellerin durumundan. Kamulaştırırsın biter. Bedelsiz ama. Şimdi İtalya’da, Fransa’da daha önce devlete ait olup özelleştirilen şirketlerin bir bölümünü devlet tekrar satın almaya başladı. Buna kamulaştırma diyorlar! Parasını ödüyorlar, tırınk diye. Toparlayacaklar şirketleri sonra tekrar özelleştirilecek. Yahu bu ahmaklığa neden mahkum olalım. Korona virüsü kapitalizmin bütün foyasını ortaya döktü. İnsanlık komünizm yoluna girmek zorunda. Eşitlikten bu kadar korkulmasın!