MKP yöneticisi Nateras: Narkotrafik ABD'nin başını çektiği uluslararası bir sorun

21. Uluslararası Komünist ve İşçi Partileri Toplantısı için İzmir'de bulunan Meksika Komünist Partisi Yöneticisi Arturo Martínez Nateras, Meksika'daki uyuşturucu ve yolsuzluk sorunun ABD eliyle yaratıldığını aktardı. Son yaşanan El Chapo şiddet olaylarını soL'a değerlendiren Nateras, yolsuzluk ve güvensizlik ortamından dolayı solun güç kazandığını söyledi ve uyuşturucu ile şiddetle mücadele edilemeyeceğini belirtti.
soL - Dış Haberler
Pazar, 20 Ekim 2019 20:10

21. Uluslararası Komünist ve İşçi Partileri Toplantısı'na katılan Meksika Komünist Partisi Yöneticisi Arturo Martínez Nateras ile Meksika'daki güncel durumu ve son yaşananları konuştuk. 

58 ülke ve 74 partiden 137 delegenin bir araya geldiği İzmir'deki toplantıda bulunan 68 hareketinin öncülerinden Arturo Martínez Nateras Meksika'da uyuşturucu kartellerinin ABD tarafından nasıl yaratıldığını, El Chapo'nun oğlunun gözaltına alınmasından sonra ülkenin yanmasının arka planını soL'a değerlendirdi. 

Meksika'da siyasi atmosfer nasıl?

Meksika çok büyük ve karmaşık bir ülke. Şu anki nüfusu yaklaşık 130 milyon. Yüzde 15’i yerli kökenli olan ve İspanyolca dışında 68 farklı yerli dilin konuşulduğu çok uluslu bir ülke. Temelde Ford, Chevrolet gibi şirketlerin içinde yer aldığı otomotiv sanayii ve teknoloji alanında büyük ortaklıkların kurulduğu, Kanada ve ABD ile imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşması sayesinde ayakta kalan, gelişmiş kuzeyi ve geri kalmış güneyi ile yolsuzluk ve siyasi krizin yaşandığı hiç büyümeyen bir ülke. Tüm bunlar güvensiz ve belirsiz bir ortam yarattı.

'YOLSUZLUK VE SİYASİ KRİZİN YAŞANDIĞI GÜVENSİZ VE BELİRSİZ BİR ORTAM'

Sol, bu bahsettiğim gerçeklikler ortasında güçlenmeye başladı. Meksika’da seçimler her 6 yılda bir gerçekleştirilir. 2006 ve 2012 seçimlerinde adaylığını koyan López Obrador, 2018 yılı seçimlerinde yeniden adaylığını koydu ve solun oylarında büyük bir artış yaşandı. Obrador için kullanılmış 30 milyon oydan bahsedebiliriz. En büyük sorunlardan biri olan şiddetin yarattığı güvensiz ortam, kayıplar -ki neredeyse 100 bin kayıptan bahsediliyor- şiddet eylemleri, geçmişten beri süregelen baskılar. Ülkede kadın hareketinin güçlenmesine neden olan korkunç kadın cinayetleri, narkotrafik yüzünden çocukları kaybolan annelerin yaptığı eylemler… 

'ABD KORE SAVAŞI SIRASINDA AFYON ÜRETMESİ İÇİN MEKSİKA HÜKÜMETİ İLE GİZLİ ANLAŞMA YAPTI'

Meksika'nın uyuşturucu kartelleriyle ne zamandır başı belada? Uyuşturucu ne zaman ülke ekonomisini ve siyasetini belirleyen faktör haline geldi?

Aslında Meksika marihuana ya da afyon üretilen bir ülke değildi. Bugünkü durumun köklerini özellikle Kore Savaşı'nda aramak gerekiyor. ABD hükümeti Kore Savaşı sırasında afyon üretmesi için Meksika Hükümeti ile gizli bir anlaşma yaptı. Tekrar ediyorum, ülkede afyon üretimi değil tüketimi dahi yoktu. Uyuşturucu üretimine başlandı ve daha sonra ABD’ye götürmek üzere bölgesel olarak üretim yapan büyük uyuşturucu kartelleri şekillendi.

'ABD SİLAHLI GÜÇLER İÇERİSİNDE YENİ PARADİGMALAR GELİŞTİREREK SİLAH SANAYİSİNİ AKTİF KILDI'

Kokain bir fenomen olarak ortaya çıktığında, Meksika’da kokain üretilmiyordu. Kokain Kolombiya ve Bolivya taraflarında üretiliyordu. Fakat Meksika kokainin başka ülkelere taşınması için bir trambolin görevi gördü. Zaman içerisinde de büyük bir marihuana üreticisi haline geldi. Vietnam Savaşı bittiğinde ABD, silahlı güçler içerisinde yeni paradigmalar geliştirdi. Çünkü silah sanayisini aktif kılmak istiyordu. O sebeple Meksika’ya silah tedarik etmeye başladılar. Bir yandan orduya, silahlı güçlere ve polise, diğer taraftan ise narkotrafik çetelerine, her birine silah satmaya başladılar. Bu alışveriş sayesinde birçokları servetlerine servet kattılar. Ve görünüşte sorunsuz bir ortam vardı çünkü büyük üreticiler ve uyuşturucu ticareti yapanlar arasında bir anlaşma vardı. Tüm bu olanları hükümet destekliyor ve tolere ediyordu. Fakat sebebinden birazdan bahsedeceğim anlaşmazlıklar sonucu şiddet gösterileri ve çete savaşları boy göstermeye başlayınca, büyük gruplar ile polis ve ordu arasında gerilimler de eş zamanlı olarak yükseldi.

'UYUŞTURUCU PAZARINDA DOLARIN YÜKSELMESİ GENÇLERİ KARTELLERİN TUZAĞINA DÜŞÜRDÜ'

Uyuşturucu problemi arz değil, talep meselesiydi. Uyuşturucu pazarında doların yükselmesi pazarı daha önemli hale getirdi. Bu yükseliş, yoksul mahallelerdeki okula gitmeyen, işsiz gençlerin, kartellerin tuzağına düşmesine sebep oldu. Şu anda her şey darmadağın olmuş durumda. Sorunların temelinde yatan şu; Meksika dünyanın ikinci en büyük afyon üreten ülkesi haline gelmişti ki, Afganistan savaşıyla birlikte, şu anda doğal yollarla yetiştirilen afyon üretiminde yaşanan devasa kriz ortaya çıktı, ki narkotikten elli kat daha büyük potansiyeli var. Bu afyon ve onun türevlerinin değersizleşmesine neden oldu ve bu da şiddet eylemlerini arttırarak ülkenin korkunç bir istikrarsızlık içine girmesine sebep oldu. 2001’den bu yana Cumhurbaşkanının uyuşturucu çetelerine karşı başlattığı savaş süre gelmekte. Bu da ordunun oynadığı rolü arttırarak infazları tetikledi.

'ULUSAL GÜVENLİK BİRLİĞİ YASALLAŞTI'

Yeni devlet başkanı meseleyi başka bir yoldan çözme kararı aldı. Bahriyeli, federal polis ve yeni askerlerden oluşan 150 bin kişilik Ulusal Güvenlik Birliği oluşturdu. Buradaki en ciddi sorun bu birliğin varlığının anayasada yer alması ve bu yapının yasallaştırılması. Şiddeti çözmekten çok uzak hatta şiddetin daha da artmasına sebep oldu. Bize buraya gelirken “Çok dikkatli olun, Türkiye savaşta” dediler fakat orada bir günde 14 polis, 15 sivil öldü. (El Chapo’nun oğlunun yakalanması ardından başlayan şiddet gösterilerinde öldürülenleri işaret ediyor.)


'NARKOTRAFİK HER YERDE EL CHAPO GİBİ EFSANELER YARATIR'

Bu El Chapo kimdir ve bu son olaylar nasıl gelişti? 

El Chapo, bu oyunun içerisinde yaratılmış bir efsane. Narkotrafiğin her yerde, Kolombiya’da Escobar’ı yarattıkları gibi, efsaneler yaratmakta üstüne yok. Uyuşturucu çetelerinin kendilerine ait bir kültürü var. Müzik, din, giyim kuşam… Uyuşturucu satıcılarının kendine ait bir stili/duruşu/tarzı var. Paraları o kadar bol ki, silahları bile altından ya da kabzası altın kaplamalı olanlardan seçerler. Ülkenin bazı bölgelerinde gençler için cezbedici olabilecek bir ortam var. Bütün herkes; analizciler, narkotrafik ve iç savaş uzmanları, sorunları polisi ve askeri güçleri kullanarak çözmeye çalışmanın durumun daha da kötüleştireceğini öngörmüştü. Sorunu çözmek için atılmış adımlardan biri; her bir yurttaşın kendi tüketimi için 30 grama kadar marijuana taşımasına izin veren yasal değişiklik. Fakat bunun dışındaki diğer tüm uygulamalar devam ediyor. Meksika uyuşturucu ticaretinde bir köprü işlevi görmeye devam ediyor, marijuana üretmeye devam ediyor. Binlerce köylü, binlerce yerli, bir sürü kadın, özellikle kadınlar küçük miktarlarda uyuşturucu taşımasında kullanılıyor. Geçen gün El Chapo’nun oğlunun Sinaloa’da tutuklanması meselesi, bizim için beklenmedik bir olay değildi. Çocuğu, genelde deniz mahsullerinin satıldığı arabaların başında yemek yerken yakalıyorlar. Farklı söylentiler de var tabi. Amerikan basınına göre, Amerikan hükümeti Sainaloa valisinden El Chapo’nun oğlunun tutuklanması için yardım istiyor. Sonuçta Ovidio Guzman Lopez en önemli uyuşturucu kartellerinden birinin varisi. Burada ABD’nin narkotrafikte kartellerin güç savaşında nasıl bir rol oynadığını görmek mümkün.

'UYUŞTURUCU SORUNU POLİS ŞİDDETİYLE ÇÖZÜLEMEZ'

El Chapo’nun oğlu yakalandığında, babasının emriyle olduğunu tahmin ettiğimiz bir intikal başlatıldı. Kamyonlar ateşe verildi, orduya ateş açıldı. Bunun üzerine çocuğu serbest bırakma emri verildi. Ülkede yaratılan baskının bir sonucu olarak, Başkan Obrador, ki aslında kendisi de bu durumun sorumlularından biri, El Chapo’nun oğlunun serbest bırakılması emrini verdi. Neden önce tutuklanması kararı alınıp ardından serbest bırakılıyor? Mesele bence uyuşturucu sorunuyla polis şiddetini kullanarak mücadele edemeyecek olduğumuz gerçeği.

'NARKOTRAFİK ABD'NİN BAŞINI ÇEKTİĞİ ULUSLARARASI BİR SORUN'

Zaten zamanında Alcapon’a karşı, alkol, tütün yasağı meselesinde kullandıkları strateji de buydu. Tüm bu “soruna iyi niyetle yaklaşırsak, her şey düzelir” fikri de bir saçmalık. Narkotrafik, ABD’nin başını çektiği uluslararası, kıtalararası bir sorun ve bu göz önünde bulundurularak çözüme ulaştırılması gerekiyor.