Flaş Flaş Flaş Belgeyi Ele Geçirdik

03/07/2009 Cuma
Flaş Flaş Flaş Belgeyi Ele Geçirdik

Başbakan Erdoğan'ın yarın yapacağı basın toplantısının notlarını içeren belgeyi ele geçirdik. Erdoğan'ın, irticalen mi konuştuğu, yoksa önüne konan belgeleri mi okuduğu bir süredir tartışma konusuydu. Böylece o irticai konuşmaların irticalen yapılmadığı da açığa çıkmış oldu. Bilindiği gibi Erdoğan bir süre önce basına sızdırılan ve bir tarikat merkezinde hazırlandığı ileri sürülen "Türkiye'yi Bitirme Planı" dolayısıyla zor anlar yaşıyordu.

Erdoğan'ın basın toplantısına, kendinin ve bakanlarının tüm aile efradıyla, şirket kurmuş ve henüz kuramamış bütün çocukları ve yakınlarıyla gelmesi, 7 den 70'e tekmil bayanların değişik renkte türbanlarla ve Fransız-İtalyan mamulü kıyafetler içinde katılması ve böylece Başbuğ'unkinin aksine sıcak, demokrat bir görünüm verilmesi planlanıyor. Bu samimi görünüm Türkiye'deki demokrasi yanlısı aydınlar açısından önemli. Çünkü onlar Amerikan deniz piyadelerinin üniformaları dışındaki tüm üniformaları "out" kabul ediyorlar. Avrupa solunda da aynı eğilim hakim. "Stilize" edilmiş yerel kıyafetler "kendini ifadenin" simgesi sayılıyor.

Belgeye göre Erdoğan'ın konuşmasının satır başları şunlar olacak:

Bölge coğrafyasında ve ekonomik alanda çok zor günler geçiriyoruz. Krizin teğet geçmediğini, kafadan çarpmakla kalmayıp üstümüzde tepindiğini birileri bu tür yapay gündemlerle gizliyorlarsa bırakın yan cebimize koysunlar.

AKP'ye karşı örgütlü bir SİMETRİK PSİKOLOJİK savaş yürütüldüğü ise açıktır. Bu simetrik savaş yürütenlerin hepsini inşallah yakında ASİMETRİK hale getireceğiz.

Ancak söz konusu belge ki, bize göre hukuken bu bir belge değil güya bir bilgisayardan kopyalanan SİDİ parçasıdır, evet sadece bir SİDİ parçasıdır... (Bunun üstünde çok durulacak... SİDİ PARÇASIII! Burada bağırılacak.) kimler tarafından ortaya atılmıştır, bunun araştırılması işi, o SİDİ'yi sızdıranlara havale edilmiştir. O SİDİ'yi alın ve yerine koyun! (Buradaki vurgu da belirgin olacak...)

Bir kere yekten şunu söyleyeyim: Bizim iktidarımızda, partimizde emperyalizm karşıtlığına, tarikat, şeriat karşıtlığına yeltenenler varsa, ki olamaz, onları her şeyden önce ben burada BA-RIN-DIR-MAAM! Cezalarını önce ben veririm. Şirketleri bir kuruş devlet yardımı almaz, batar giderler.

Bunların niyetleri bellidir: Amaçları bu ülkede ABD'nin çok köklü kurumlarının arasını açmaktır. Buna her şeyden önce demokratik Amerikancı sistem geleneklerimiz izin vermez.

Olmayan bir askeri darbeyi her gün gündemde tutup güya sivil darbe yapmakmış amacımız. Buna kargalar bile güler. Bizim çocuklar bilmem kaç yıldır her gün yapıyorlar halbuki. Fark etmeyenler düşünsün.

Belgedeki dilin bizim dilimiz olmadığı aşikardır. Nedir o "umarız", "amacındayız" gibi kelimeler. Biz yazsak, "inşallah", "alimallah" gibi ibareler kullanırız.

Ya o çocukça taktikler! TSK silahlı bir örgüttür bilindiği gibi, başında da genelkurmay örgütü vardır. Şimdi bunlar silahlı oldukları için yasal bir işlem yapamıyormuşuz, o yüzden onları silahsız hale getirecekmişiz. Askerlerin en çok su tabancası kullanmasına izin verilecekmiş, o da bayramlarda. Ayrıca komutanların odalarına "Çarşı Obama'ya da Karşı" gibi yazılar basılmış tişörtler konacakmış, sonra bunlar bulunacakmış ki adamlar ABD'ye karşıymış gibi bir izlenim doğsun. Yuh artık!

Mahkemeler, savcılar bizim kontrolümüzdeymiş, güvenilmezmiş. Bir kere askeri mahkemelere güveniyorsunuz da sivil mahkemelere neden güvenmiyorsunuz? Adı sivil olduğu için mi. Bunlar tam cahil. Sivil mahkeme ya, hakimlerin çıplak olduğunu düşünüyorlar galiba.

Savcıları etkiliyormuşuz. Yalan. Vallahi şimdi burada Zekeriya Öz olsa tanımam. Hangisi Zekeriya Öz hangisi Zekeriya Beyaz ayıramam. Bir cemaatte falan karşılaşmış olabiliriz, ama ismi nedir hatırlamam.

Sonuç olarak şunu söyleyeceğim: AKP üstünden elinizi çekin. (Yüksek sesle ve tehdit edici tonda...) En çok da karikatürler. O karikatürleri çizen elleri kırarım!

Tahriklere kapılmamız isteniyor. Vallahi de billahi de ne kadar tahrikiniz varsa hepsine kapılırım. Bu benim samimi mizacımdan ileri geliyor. Üstüme gelin, kışkırtın... Kimse kendi siyasetini bizim uysallığımız üstünden tanımlamaya kalkmasın. .

Yandaşlara sordurulacak sorular: Kim yapıyor bütün bunları? Duyumlarımız var mı gibi bir minvalde. Cevap: Duyumlarımız var. Gayet iyi biliyoruz. Ama onlar da bizim gibi Amerika'ya bağlı. O yüzden bir şey söyleyemem.

Soru: Hani bütün Türkiye görecek demiştiniz? Ne gördük? Cevap: Her gün gösteriyoruz ya işte. Hala tatmin olmadınız mı?