Bir öğretmen adayından Vali'ye açık mektup

Yalova Valisi'nin sözleri sonrası kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden Halil Serkan Öz için bir öğretmen adayı açık mektup kaleme aldı.
Haber Merkezi
Salı, 07 Nisan 2015 14:23

Deyim yerindeyse mesleği eline almasına 5 ay kalan bir öğretmen adayıyım. Akşam haberlerde bir öğretmenin, uğradığı hakaretler sonucu sağlığını yitirdiğini, kalp krizi geçirerek öldüğünü öğrendim.

Mezuniyeti bu kadar yakın bir Eğitim Fakültesi öğrencisinin bu haber karşısında irkilmesi gerekir. Duygudaşlık kurmak, üzülmek elbette insanlığından sıyrılmamış herkes için olağan. Ama ben bu haber karşısında hiç irkilmedim, şaşırmadım.

Diyebilirsiniz ki, “çünkü ölmek, öğretmenliğin fıtratında var.” Sizin için doğru, benim için yetersiz bir yanıt olacaktır. Yeni Türkiye’de insan gün geçtikçe bir soğukkanlılık kazanıyor. Bir çocuğun ekmek almaya giderken öldürüldüğü, katilinin açıklanmaması için ise üç kişinin daha tarandığı bir deliler ülkesinde bu tarz bir soğukkanlılık, her gün aynı rezaletle karşılaşmanın, aynı açıklamaları okumanın bir getirisi aslında. Örneğin, şu söylem hiç şaşırtmıyor artık:

“Bu saç sakal ne? Sen ne biçim öğretmensin? İnsanlar dışarıda görseler dilenci zannedip para verirler... (Yöneticilere) Siz eşekbaşı mısınız burada? Yönetemiyorsanız istifa edin.”

Evet, açıklamalarınız şaşırtmıyor, ama arkanıza aldığınız ideoloji ve yaratmaya çalıştığınız toplum hakkında çok önemli ipuçları veriyor.
Sizin karanlığınıza dahil olanların sakalları, bıyıkları, giyimleri tek tiptir. Açık renk hafif diz yapmış kumaş pantolon, kösele ayakkabı, gömleğin yaka kısmı sarılaşmış, saçlar dümdüz taranmış ve bıyıklar seyrektir. Ses hafif titrek çıkar. (Böyle bir tipolojiyi bir şekilde hayal edemediyseniz gözlerinizi kapayıp Mahmut Ak’ı düşünün, hemen canlanıverecektir)

Sizin okullarınız, külliye, mektep, medrese ayarındadır. Üniversiteleri de dahil olmak üzere bütün eğitim kurumlarınız camilerle, mescitlerle, gerici yer altı örgütlenmeleriyle kuşatılmıştır.

Sizin okullarınızda,'yöneticiler' ve 'diğerleri' vardır. Eğitim emekçileri azarlanabilir, buyruklarınıza hay hay demeyenler ise okul sınırları dışına itilebilir. Ellerinde Kafka’dan Calavino’ya, Dostoyevski’den Marquez’e geniş ve aslında sonuna kadar başkaldıran bir okuma listesi olanlar korkulu rüyanızdır.

Halil Serkan Öz gibi bir öğretmene ödül veren şuan sözüm ona 'bilimsel' TÜBİTAK’ınız ise, imam hatip lisesi ve ilahiyat fakültesi mezunu, bilmem hangi İslamcı derginin editörlüğünü yapmış, düşkünü olduğunuz yöneticilik deneyimi ise hayvanat bahçesi müdürlüğünden öte olmayan biri tarafından idare edilmektedir.

Sizin toplumunuzda, 'dilencilik' ve 'sadaka' vardır. İnsanları önce emek harcamamaya, bir başkasına el açmaya, işsizliğe, yoksulluğa iter, sonra yarattığınız o 'biçim' sözcüğünü sizden olmayanları aşağılamak için kullanırsınız.

Sizin ülkenizde, 'öğretmene saygı' bile devrimci bir taleptir, uğruna mücadele edilir. Düzeninize sığmayan yüzlerce insan gerici şura kararlarınıza tepki olarak boykot örgütlediğinde ya da öğretmenler eylem yaptıklarında kolluk kuvvetinizin baskısıyla karşılaşırlar. Sizin eğitim emekçisine duyduğunuz saygı, herhangi bir yurttaşın yaşamına duyduğunuz saygıdan öte değildir. Daha açık konuşmak gerekirse, varsa bir gram saygınız, emekli öğretmen Metin Lokumcu, öğretmen adayı Ali İsmail Korkmaz ve son olarak da hakaret ettiğiniz matematik öğretmeni Halil Serkan Öz ile birlikte toprağa gömülmüştür.

Tüm bunlar tekrar gözden geçirildiğinde dile getirmek gerekiyor: Siz ne biçim yöneticisiniz? Siz ne biçim insansınız? İnsanlar sizi bundan sonra dışarıda görseler, katil sanıp olmayan adaletinize teslim ederler. Siz kimsiniz orada? Yönetemiyorsanız istifa edin.

Ancak, muhatabı belli olsa da, bu bir 'istifa edin' isteği değil. Zira sizden medet umuyor değiliz. Faillerin meçhul olmadığını, katillere, yobazlara boyun eğmediğimizi bir kez daha bildirmekti amacım. Öldürme motivasyonunuz doğrudan bu olduğu için yeniden dile getirmeye gerek yok ama Halil Serkan Öz de, tıpkı katlettiğiniz diğer eğitim emekçileri gibi karanlığınıza karşı bizim safımızda. En ufak bir fikrinizin dahi olmadığını düşündüğüm o okuma listesi dolaşıyor elden ele. Kimsenin görünüşüne göre değersizleştirilmediği, kimsenin eğitimciye ahkâm kesmediği, istisnasız herkesin nitelikli ve bilimsel eğitim alabildiği bir gelecek için, öğretmeni, öğrencisi, fakültelisi hep birlikte mücadele ediyor, örgütleniyoruz. Varsa sizi o koltuktan kaldıracak biri, bizleriz.

Biliyoruz, şimdi yok etmeye çalıştığınız herkes yoklama listesinde bir bir ayağa kalkıyor.

-Halil Serkan Öz?

-Burada!

Komünist Gençlik'in internet sitesinden alınmıştır