ABD'nin sıradaki savaşı: Dışişleri ve Pentagon, Suriye Kürtleri nedeniyle bölündü

Sahadaki bıkkın kaynakların ilettiklerine göre ABD Dışişleri bakanlığı Suriyeli Kürtleri destekleme konusunda sıkıntı yaşarken, ABD Ordusu ise onlar olmadan yola devam etme konusunda sıkıntılar yaşamaktadır. Rusya’ya gelince de…
Çeviri: Erdem Akyol
Cumartesi, 22 Temmuz 2017 12:50

soL'un notu: Gayle Tzemach Lemmon tarafından Defense One'da "The Next Battle: State Department, US Military Divided Over Kurdish Fighters In Syria (And Russia)" başlığıyla yayımlanan bu makale, ABD'deki karar alıcı çevrelerde, Suriye savaşı ve sonrasına dair görünen kafa karışıklığını ortaya seriyor. Tabloya göre, ABD Dışişleri ile Pentagon arasında, Kürtlere odaklanan ancan bunun sınırlı kalmayan, kısa vadede kapatılması mümkün olmayan bir açı var bu açı yalnızca Suriye politikasına değil, İran ve Rusya ile ilişkilere de yansıyor. Yazar, Rakka sonrası Suriye için ABD'nin bir "yönetim" planı olmadığını söylüyor.


Oyunun sonuna gelindi. Suriye’de, ABD tarafından desteklenen Rakka operasyonunun son kısmı başlamış durumda. Ancak IŞİD düşerken, ABD hükümetinin içerisinde şimdi ne yapmak gerektiği konusunda Başkan Donald Trump’ın yönetimindeki çatlaklar aylar önce Obama’nın yönetimindeki çatlaklar gibi görünür hale geldi. Uzun vadeli sorular ise hâlâ cevapsızlığını koruyor.

Sadece iki cepheyi ele alalım: Şu anda IŞİD’e karşı kanlı bir savaşa önderlik eden Suriyeli Kürtlerle Amerika’nın ilişkisi ve IŞİD sonrası İran’ın durumu.

Hali hazırda Suriye’de savaşmakta olan ABD öncülüğündeki kuvvetler ile ABD Dışişleri Bakanlığı arasında büyük bir açı bulunmakta. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın kimi kısımları –özellikle Türkiye’deki ABD’li diplomatlar- ABD güçlerinin Suriyeli Kürtler ile birlikte hareket etmesine ilişkin olarak Türk hükümetinin kaygılarını paylaşıyorlar ve Suriyeli Kürtlerin istikrar planlarında rol almasına ilişkin ABD planlarından endişe duyuyorlar. Bu sırada, Suriye savaşının içindeki üniformalı Amerikalılar ise Suriyeli Kürtleri ABD’nin bölgede sahip olduğu en iyi muharip kuvvet olarak görüyor. Ayrıca Kürtleri Suriye’nin insani krizi durumunda ve kriz sonrası istikrar süreçlerinde en ulaşılabilir ve desteklenebilir unsur olarak görüyorlar.

Bu ayrım Dışişleri ve Pentagon’un farklı emirler almasından kaynaklanmaktadır. Dışişleri Bakanlığı ABD’nin NATO üyesi müttefiki olan Türkiye’yi sürece dahil edip diyalog durumunu bozmamaya çalışırken, Pentagon IŞİD’e karşı yerel güçler ile birlikte (veya onlarsız) savaşma durumunda.

Bu durum, Trump’ın Dışişleri Bakanlığı’nın, Türkiye’nin terörist ayrılıkçı bir grup olarak gördüğü Kürdistan İşçi Partisi'ne (PKK) yakınlığı bilinen Suriyeli Kürtlerin merkezinde duracağı bir Rakka istikrar planını (Rusya ile az çok pazarlığı yapılacak) tamamen kabul etmesini engellemektedir. Bu hayli zorlu bir durum yaratmaktadır. Nisan ayında, IŞİD’in yenilgisinin ardından düzeni tekrar kurmak ve kalıcı bir barışı sağlamak amacıyla Rakka Sivil Konseyi adı altında bir grup oluşturulmuştu. Bu grup ABD’nin anti-IŞİD koalisyonunun Kürt ve Arap müttefikleri tarafından oluşturulmuştu.

Bu nedenle ABD Dışişleri bakanlığı Suriyeli Kürtleri destekleme konusunda sıkıntı yaşarken, ABD Ordusu ise onlar olmadan yola devam etme konusunda sıkıntılar yaşamaktadır. Hem Dışişleri hem de Pentagon ulus inşasını savaşın yıkımının sona ermesinden sonra istikrarın zorunlu bir ön şartı olarak görmek yerine bunu gereksiz bir çaba olarak gören bir ulusa hizmet etmektedir.

Bütün bunlar Rakka’nın yeniden inşası için bütünlüklü bir plan yapmayı imkânsız hale getirmektedir. Ayrıca yönetim aygıtlarını, okulları ve enerjiyi desteklemeyen ufak çaplı bir planın nasıl bir kalıcı bir barış ortamını yaratacağını veya ABD güçleri evlerine döndüğünde ülkenin tekrar kaosa sürüklenmesini engelleyecek bir iktidarı nasıl ortaya çıkaracağını tahayyül etmek güçtür.

“Gen. [Joseph] Votel ve CENTCOM ve [ABD Özel Temsilcisi] Brett McGurk, bu insanlar kendi görevlerini IŞİD’i yenilgiye uğratmak ve yok etmek olarak tanımlıyor. Bu onlara verilmiş resmi bir emir ve bir süredir bu görevi daha büyük bir başarıyla yerine getiriyorlar, gerçek ABD politikası budur.”  diyor Irak ve Türkiye’nin eski büyükelçisi James Jeffrey. Bunun dışında da Türkiye hakkında endişelenen ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesinde başka bir grup insan var ve CENTCOM onları deli ediyor.

Jeffrey “Dışişleri Bakanlığı yetkililerine göre Türkiye kritik derecede önemli bir ülke. Sorunun adını koyun, Kuzey Kore ve Güney Çin Denizinin ötesinden baktığınızda en ortada Türkiye’yi görüyorsunuz.”

Votel ve CENTCOM liderleri için Türkiye ile ilişiklerin yönetilmesinin hem kendini dayatan bir öncelik hem de acil bir gündem olduğu konusunda herhangi bir soru işareti bulunmuyor: ordu yetkilileri Türk yetkililerle temaslarda bulunmak için büyük ölçüde zaman ayırıyor. Kuvvet Komutanlarının Başkanı olarak Joseph Dunford güncel bir röportajda şunları söyledi “Türklerin kaygılarına cevap vermek için her şeyi yaptık ve ben kişisel olarak Türkiye’ye oradaki mevkidaşımla görüşmek için 9 kere gittim. Türklerin bunu takdir ettiğini düşünüyorum.” Ancak Obama döneminde Washington’un IŞİD ile savaşabilecek güçte bir yerel muharip güç bulma emirleri 2014 yılında ABD ordusunu doğrudan Suriyeli Kürtlere yöneltti.

Amerika’nın IŞİD’e karşı savaşta Suriyeli Kürtleri destekliyor olması konusunda, Türkiye hâlâ –en iyi ihtimalle- endişeli bir durumda. Geçtiğimiz ay Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bizim stratejik ortağımız olan ülkeler teröristlerle birlikte hareket ediyor… PYD, YPG bunların hepsi terörist gruplardır.”

Türkiye’deki Dışişleri Bakanlığı yetkilileri düzenli olarak Türkiye’nin endişelerini, IŞİD’e karşı Suriyeli Kürtlerle birlikte savaşmakla suçlanan savaş alanındaki yakın üniformalılarla, ABD ordu görevlileriyle paylaşıyorlar.

IŞİD düştükten sonra, ABD’nin Orta Doğu’daki stratejik geleceği konusunda ve Trump’ın İran politikası hakkında çok daha büyük bir sorun duruyor.

ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson bu hafta, ABD’nin savaşta tahrip olmuş Suriye’nin stabilize edilmesi için birlikte yapılması gerekenler konusunda Rusya ile konuşmalara hazır olduğunu söyledi. Görüşmelerin kapsamı uçuşa yasak bölge, sahada ateşkes gözlemcileri ve insani yardımın koordineli olarak ulaştırılması konularını içeriyor. Cuma günü Suriye’nin Güneyinde bir ateşkes anlaşmasına varıldığının ilan edilmesi bu sürecin sadece başlangıcı olabilir.

“Ruslarla birlikte daha fazla ne yapabileceğimiz konusunda girdiler ve yeni fikirler sağlamakla görevlendirildim” diyor Operasyon Inherent Resolve’un Birleşik Görev Gücünün kumandanı Ordu Teğmen Stephen Townsend.

ABD daha önce de Suriye konusunda işbirliği havucunu sallandırmıştı. Temmuz 2016’da, o zamanki Dışişleri Bakanı John Kerry’i destekleyen yetkililer Reuters’e demişti ki “Ruslarla çalışmanın herhangi bir alternatifi bulunmuyor.” Bu görüşü Kerry’nin kendisi de röportajlarda dillendirmekteydi. Daha sonra Eylül ayında, Kerry ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov “Suriye’deki terörist grupları yenilgiye uğratmak için iki ulusun muhtemel işbirliği konusunu görüştü.” Pentagon resmi olarak kamuoyuna böyle bir işbirliğinden mutluluk duyacağını söyledi ancak bu iş birliği hiçbir zaman gerçekleşmedi.

Ve bir yıl sonra, Rakka’nın kurtuluşunun önlenemez olduğu görülürken, bir kere daha ABD Dışişleri Bakanı Suriye’de sahada Ruslarla birlikte çalışmaktan bahsediyor. Geçtiğimiz birkaç yılı ABD Dışişleri Bakanı ve Rus mevkidaşının Suriye konusunda rahatsız edici danslarına tanık olarak geçirdik. Amerikalılar Rusya’ya IŞİD’i ortak düşman olarak görmeleri ve buna odaklanarak, Rusya veya Suriye güçleri ile bölgesel güçlerini korumak isteyen ABD destekli diğer güçler arasındaki çatışmaları sonlandırmaları konusunda baskı uyguluyordu. Bu dans her zaman Rusya’nın en başından beri planladığı şekilde hareket etmesiyle son buldu.

Bu sefer neden farklı olsun? Kerry yorulmak bilmez bir şekilde Putin’in Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’dan desteğini çekmesi için barış anlaşmaları ve ateşkesler konusunda çalıştı. Rusya’nın Suriye rejiminin diğer müttefiki olan İran ile işbirliği yaptığı düşünüldüğünde Tillerson’un bu çabaya ve Rusya ile işbirliğine ne kadar adanmış olduğu bir soru işareti.

Perşembe günü Polonya’da “Rakka ve Musul şehirlerinin yakın bir gelecekte özgürleştirileceği sırada, Suriye’nin İran’ın yıkıcı gündemlerini ilerletmediği ve terörist örgütlerin geri dönmediği bir politik çözüme ihtiyacı var” dedi. Rusya büyük ihtimalle bu fikre karşı çıkacaktır. Moskova’nın savaş alanı müttefiki İran, Suriye iç savaşını kendi bölgesel etkisini arttırmak için kullanıyor ve savaş bittiğinde İran’ın bu artan etkiden vazgeçeceğine ilişkin pek az emare bulunuyor. Irak sınırındaki bir bölgeyi kontrol altına almak için süregelen kavga bunun en son işaretiydi. ABD destekli güçlerin İran’ın Güney Suriye’ye ilişkin planlarının bir kısmını bozması Rusya’nın bölgeye ilişkin konuşmalara katılmasının sebeplerinden biri olabilir.

Bugüne kadar Pentagon Rusya ile daha ileri bir işbirliği fikrine büyük oranda sessiz kaldı. Savunma Bakanı Jim Mattis ve Suriye’deki IŞİD’e karşı ABD Askeri Harekâtının liderleri “çatışma önleme” ve iki ordu arasında kazayla başlayacak herhangi bir çatışmayı başlamadan önleme konusunda önemli ölçüde zaman harcadılar.

“Bu kanallar Ruslarla birlikte sessiz bir biçimde çalışmakta”, dedi Townsend Salı günü. “Ortadaki diplomatik gerginliklere rağmen, sahadaki ordulara arası kanal sessizce ve profesyonel bir biçimde çalışmaya devam etti. Bu şekilde Ruslarla 'çatışma önleme' mekanizması şu an için çalışıyor.”

Rusya ile herhangi derinleştirilmiş bir anlaşmanın uygulanmasını gözetme görevi büyük oranda en ön saflarda savaşan yerel Suriyeli Arap ve Kürt milislerle onları destekleyen ABD güçlerinin inisiyatifinde. Ve bu anlaşmanın ne kadar dayanıklı olduğunu görme konusu da.

Ancak sonrasında ne olacak? Daha önce sorduğumuz gibi IŞİD’den sonra ne gelecek? Esad iktidarından vazgeçmeye zorlanacak mı, eğer zorlanacaksa ne zaman? Bu savaş nasıl bitmiş olarak kalacak?

Rakka çok yakında düşecek ve düştüğü zaman ya Washington’daki Trump ya da Moskova’daki Putin ya da Tahran’daki Ruhani- veya bu üçünün herhangi bir bileşimi”- önümüzdeki on yıllar için bu kritik Orta Doğu ülkesinde bir yer edinecek.

Keşke bir planımız olsaydı.