İktidar, üniversite ve akademisyen (II)

30/08/2019 Cuma
İktidar, üniversite ve akademisyen (II)

İktidarın, üniversitenin ve akademisyenin eğitim-öğretimle ilgili görev ve sorumlulukları, bu kez aşağıda ulusal yasalar çerçevesinde özetlenmektedir. 

Anayasa’ya göre, “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir” (m. 2). “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. ... Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar” (m.10). “Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir” (m.25). “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir” (m.26). “Eğitim ve öğrenim Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda” yapılmalıdır (m. 42). 

Atatürk ilke ve inkılaplarının temelinde ise, Anayasanın başlangıç ilkesinde de yer alan ‘yurtta barış ve dünyada barış’ ilkesi vardır. 

14 Haziran 1973 tarihli ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’na göre, eğitim sisteminin genel amacı, bireyleri, “… ilgi istidat ve kabiliyetlerine göre ... bir meslek sahibi olacak biçimde ... TC'ye karşı görev ve sorumluluğunu bilen ... hür ve bilimsel düşünce gücüne ve geniş dünya görüşüne sahip insan haklarına saygılı …” (m. 2) insanlar olarak yetiştirmektir. Bu yasaya göre sistemin temel ilkelerinin başında, Eğitim Hakkı, Fırsat ve İmkan Eşitliği, Demokrasi Eğitimi, Laiklik, Bilimsellik ve Karma Eğitim gibi ilkeler gelmektedir. 

6 Kasım 1981 tarih ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na göre, üniversite, “bilimsel özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip yüksek düzeyde eğitim - öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapan; fakülte, enstitü, yüksekokul ve benzeri kuruluş ve birimlerden oluşan bir yükseköğretim kurumudur”  (m.3d). Yasaya göre yükseköğretim kurumlarının 9 amacı arasında şunlar dikkat çekmektedir: “Hür ve bilimsel düşünce gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı” öğrenci yetiştirmek (m. 4a.5). “Türk toplumunun yaşam düzeyini yükseltici ve kamuoyunu aydınlatıcı bilim verilerini söz, yazı ve diğer araçlarla yaymak” (m.12c).  “Ülkenin bilimsel, kültürel, sosyal ve ekonomik yönlerden ilerlemesini ve gelişmesini ilgilendiren sorunlarını, diğer kuruluşlarla işbirliği yaparak, kamu kuruluşlarına önerilerde bulunmak suretiyle öğretim ve araştırma konusu yapmak, sonuçlarını toplumun yararına sunmak ve kamu kuruluşlarınca istenecek inceleme ve araştırmaları sonuçlandırarak düşüncelerini ve önerilerini bildirmek” (m.12e). 

Bu arada devlet üniversiteleri, web sayfalarında yer alan vizyon ve misyon açıklamalarında aşağıda örneklendiği gibi evrensel bildirgelerde yer alan ifadelere benzer ifadelerle kendilerini tanıtmaktadırlar: “… bireylerin eğitim hakları, eşitlik ve insan haklarına saygı temelinde toplumun eğitim sorunlarını irdeleyen, çözüm önerileri geliştiren ve bu yönde politikaların belirlenmesinde öncü olan; bilimsel düşünme ve çalışma biçimini benimsemiş; kamusal yararları gözeten, yaratıcı ve eleştirel düşünebilen, dürüst, açık, demokratik ve katılımcı bir anlayışla yerine getirilmesini sürekli kılan; Cumhuriyet’in temel değerlerine bağlı, öğrenmeyi, öğretmeyi ve insan gelişimini temel alarak kendisini yenileyen, geliştiren, eleştirel düşünebilen, yeniliklere açık, topluma rehberlik edebilen, kendisi ile barışık; üreten, yenilikçi, yaratıcı, etik değerleri gelişmiş, paydaşları ile etkili bir iletişim ve işbirliği kurabilen, çağdaş anlamda toplumsal dönüşüm sürecinde önderlik rolü üstlenen bir akademik kadro ile ülkemizin ve insanlığın geleceğini biçimlendirecek olan; ulusumuzun ve insanlığın toplumsal, kültürel, ekonomik, bilimsel ve teknolojik gelişimine katkıda bulunan.”

Kimi üniversitelerimizin web sayfasında, “… bilimsel özgürlük, yaratıcılık ve özgün düşünceyi yüceltmek;  Akademik tutarlılık ve dürüstlüğü görev edinmek; Toplumsal ve insani sorumluluk;  Akademik ölçütlere ve bilimsel değerlere bağlılık” gibi değerlere de yer verilmektedir. 

Görüldüğü gibi yasa maddeleriyle üniversitelerin vizyon ve misyon açıklamaları, evrensel düzeyde kabul gören, insan hakları, barış ve özgürlük gibi değerleri öne çıkarmaktadır. Dolayısıyla iktidarın, üniversitenin ve akademisyenin insan haklarına-barışa sahip çıkma sorumluluğu, hem evrensel hem de yasal sorumluluktur. 

İnsan haklarına ve barışa sahip çıkmak yalnız iktidarın, üniversitenin ve akademisyenin değil, tüm eğitimden geçmiş insanların, toplumsal sorumluluk bilincine sahip herkesin ve de özellikle öğretmenlerle, hukukçularla, tıpçılarla, toplumda “aydın-kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli; münevver-” olarak kabul gören yazarların, çizerlerin, sanatçıların ve düşünürlerin de işidir.

İnsan haklarına saygılı kişi, başta toplumsal cinsiyet eşitliği olmak üzere insanların eşitliğine, etnik kimliklerle inançların birbirleriyle eşdeğerde olduğuna inanan kişidir. Herkesin öncelikle yaşama hakkı olmak üzere, doğal kaynaklardan, eğitim ve sağlık gibi toplumsal hizmetlerden, düşünme, düşündüklerini paylaşma özgürlüğünden yararlanma hakkının bulunduğunu bilen kişidir. İnsan haklarına saygılı kişi aynı zamanda, doğaya -havaya, suya, toprağa, ormana- da saygılı olan kişidir. İnsan haklarına saygılı olmanın, insanların mağdur olmamasının en önemli güvencesi adalet ve barıştır. 

Kişiyi insan haklarına saygılı bir birey olarak yetiştirme görevi, öncelikle eğitim sisteminin ve öğretmenlerin görevidir. Bilindiği gibi, akademisyenlerin araştırma yapmak ve ürettiklerini yayımlama görevi yanında derslere girip öğretmenlik yapma görevi de vardır. Öğretmenlik, küçümseyenler olsa da, sıradan bir meslek değildir. Öğretmenlik, öğrencisinin bilişsel, duyuşsal ve devinimsel gelişimi için elinden geleni esirgemeyen, onun özgürleşip kendini gerçekleştirmesine yardımcı olan bir meslektir. Öğretmenlik, öğrencisinin inancına, cinsiyetine, budununa, uyruğuna, varsıllığına/yoksulluğuna, köylülüğüne/kentliliğine, boyuna/posuna, güzelliğine/çirkinliğine, politik görüşüne, … göre hareket etmeyen bir meslektir. Öğretmenlik, öğrencisine, karşılaşacağı sorunlarını güç kullanarak değil, aklını-bilgisini ve vicdanını kullanarak çözmesini öğreten bir meslektir. Öğretmen, öğrencisi bir sıkıntı yaşadığında, hastalandığında, yaralandığında ya da öldüğünde, öğrencinin ailesi kadar üzüntü duyan kişidir. 

Bu nedenle iktidarı, üniversiteyi ve akademisyeni değerlendirmenin en yalın ölçüsünden biri, onların insan haklarına-barışa ve doğaya ne derecede sahip çıktıkları olmaktadır. 

Bazı değerlendirmeler ise haftaya.  

[email protected]

ÖNCEKİ YAZILARI