Küba ve Venezuela’ya ABD’den bakış

Bush yönetimine karşı muhalif kimliğiyle tanınan ABD’li oyuncu Sean Penn, Venezuela lideri Chavez ve dış basına ilk defa röportaj veren Küba lideri Raul Castro’yla, ABD’nin iki ülkeye yönelik propogandasının iç yüzünü görüştü.
Pazar, 30 Kasım 2008 10:15

soL (DIŞ HABERLER) ABD'li ünlü oyuncu Sean Penn, geçen ay Venezuela ve Küba'ya yaptığı gezileri, Amerikan Nation dergisi için kaleme aldı. Daha önce de Küba lideri Fidel Castro ve Venezuela lideri Hugo Chavez'le bir araya gelen Penn, yazısına ABD'de Başkan Yardımcısı olmaya hazırlanan Joe Biden'in "Artık Suudi Arabistan ya da Venezuela diktatörünün enerjisine bağımlı olamayız" sözlerini eleştirerek başladı. 2006'da gerçekleştirdiği Venezuela gezisinde, banliyöleri ve zenginlerden oluşan muhalafeti gördükten ve Chavez ile geçirdiği saatlerden sonra Biden'in kimden bahsettiğini anlamadığını söyleyen Penn, Chavez'in demokratik yollarla seçildiğini ve muhalefetin yerel seçimlerde ve anayasa referandumunda çeşitli başarılar kazandığını hatırlatıyor.

Yıllarca bu iki ülke hakkında sert bir propogandaya maruz kaldığını anlatan ünlü oyuncu, Venezuela lideri Chavez ve özellikle de yabancı basına daha önce hiç röportaj vermeyen Küba Devlet Başkanı Raul Castro'yla görüşmek üzere Arjantinli bağımsız film yapımcısı arkadaşı Fernando Sulichin'den yardım istemiş. Venezuela'da iki ün boyunca Chavez ile Caracas'ı gezdiklerini ve birçok konu üzerine sohbet ettiklerini söyleyen Penn, Venezuela liderinin ABD'nin ülkesini işgal etmeyi planladığı yönündeki sözlerini aktarıyor.

Sean Penn, Chavez'in Fidel Castro'yla arasındaki farkın ne olduğu sorusuna "Fidel bir komünist, ben değilim. Ben bir sosyal demokratım. Fidel Marksist Leninist, bense değilim. Bir gün ona tanrıya inandığımı söyledim, ama o inanmıyor. O da bana defalarca Venezuela'nın Küba olmadığını ve 1960'lı yıllarda yaşamadığımızı söyledi" cevabını verdiğini yazıyor. Chavez'in Fidel'i ideolojik değil stratejik anlamda bir öğretmen olarak gördüğü yönündeki sözlerine değinen Penn, Chavez'in Barack Obama'yla kesinlikle görüşmek istediğini söylediğini dile getiriyor.

Venezuela'nın ardından Küba'nın başkenti Havana'ya giden Penn, Küba Meclis Başkanı Ricardo Alarcón'la ve bu kış ülkeyi vuran kasırgalara karşı sanatçılar tarafından kurulan ve ABD'deki Katrina kasırgası mağdurlarını kıskandıracak şekilde devletten destek alan örgütle bir araya geldiklerini anlatıyor. Küba'nın ulusal beyzbol takımının doktoru olan, Fidel Castro'nun 39 yaşındaki oğlu Antonio Castro Soto del Valle'yle de kısa bir sohbet gerçekleştirdiğini belirten Penn, ülkeden ayrılmadan kısa bir süre önce Raul Castro'yla görüşme fırsatı yakalamış.

Obama'yla tarafsız bir yerde görüşürüm
Raul Castro'nun görüşmede, konuştuklarının anlamsızlaştığını düşündüğü için röportaj vermekten hoşlanmadığını söylediğini aktaran Sean Penn, Castro'nun ABD başkan adaylarının özellikle Küba karşıtlarının bulunduğu Florida'da yaptığı konuşmaları yakından takip ettiklerini söylediğine işaret ediyor. Castro, röportajda Küba'da tek bir parti olduğunu, ABD'deki iki büyük partinin ise birbirinin aynı olduğunu vurguluyor. Miami'deki Kübalıların büyük bölümünün Batista diktatölüğü döneminde zengin olan ve devrimin ardından ülkeden kaçanların torunları olduğunu vurgulayan Raul Castro, ABD'nin Küba'yı işgal girişimi olan 1962'deki Domuzlar Körfezi saldırısının ABD için nasıl bir başarısızlık olduğunu ifade etti.

Raul Castro, Penn'in "ABD'de başkan seçilen Obama'yla görüşmeyi düşünüyor musunuz?" sorusu üzerine, "Obama'nın Küba'ya yönelik ablukayı kaldırmayacağını açıkladığı konuşmaları okudum. Savaş zamanında uygulanan 'abluka' yerine 'ambargo' sözcüğünü tercih etti, ama her durumda bunlar seçilmeden önce yaptığı konuşmalar" dedi. Obama'yla görüşme konusunu düşünmesi gerektiğini söyleyen Castro, bugüne kadar hep Latin Amerika liderlerinin ABD başkanını ziyaret ettiğini, ancak Obama'yla Guantanamo gibi tarafsız bir bölgede görüşebileceğini dile getirdi.

Fidel'in hastalanmasından sonra yaptığı ilk konuşmada ABD'yle ilişkileri iyileştirmek istediğini söylediğini, ABD gazetelerininse bu yöndeki açıklamalarını "diktatörlüğe makyaj" olarak algıladığını söyleyen Castro, ABD halkıyla iyi ilişkileri çok önemsediklerini vurguladı. 1993 yılından bu yana devrim tarihinde ilk defa Küba'da bulunan Guantanamo Üssü'ndeki ABD askerleriyle çeşitli temaslarda bulunduklarını açıklayan Raul Castro, önceden ABD güçlerinin Küba'dan yasadışı yollarla ayrılmak isteyenleri botlarla ABD'ye götürdüğünü, ancak artık Küba'dan ayrılmak isteyenleri engellemediklerini kaydetti.

Küba karasularında yakında başlaması planlanan petrol arama çalışmalarına ABD şirketlerinin de katılabileceğini söyleyen Castro, George W. Bush'un ABD başkanlığından ayrılmasının ardından, ABD'nin baskısı altındaki Avrupa ülkeleriyle ticari ilişkileri ilerletmek istediklerini sözlerine ekledi. Küba lideri, Penn'in Küba'daki insan haklarıyla ilgili sorusu üzerine de "Hiçbir ülke insan hakları ihlallerinden yüzde 100 muaf değildir. Ancak ABD basınındaki haberler fazla abartılı" diye konuştu.

Sean Penn, Raul Castro'yla yedi saat süren görüşmenin ardından sıcak bir şekilde el sıkışarak ayrıldığını anlattığı yazısına "Yaşasın Küba, Yaşasın Venezuela, Yaşasın ABD" sloganıyla son veriyor.