ÇEVİRİ | ABD ve uluslararası büyük şirketlerin Karayipler ve Latin Amerika’daki gerçek niyeti (Bölüm 2)

Küba Komünist Partisi’nin resmi yayın organı Granma’da yayımlanan yazı dizisinin ikinci ve son bölümünü soL okurlarıyla paylaşıyoruz.
soL - Can Kuyumcuoğlu
Cumartesi, 14 Aralık 2019 17:31

(Enrique Moreno Gimenarez - Granma)

Amazon'un küresel önemi. Infografik: Dünya Çapında Doğa Fonu

Bizim Amerikamız, stratejik hidrokarbon ve madenlerden oluşan büyük rezervlerin uluslararası çapta geçerliliğinin ötesinde, aynı zamanda dünyanın tatlı su rezervlerinin üçte biri, doğal ormanların beşte biri, ekilebilir topraklarının yüzde 12'sine sahip olmakla birlikte, Amazon gibi küresel çapta iklimsel önemliliği olan biyo-çeşitlilik ve ekosisteme sahip.

Gezegen çapında gerçekleşecek çatışmaların ana tetikleyici unsurunun su kaynaklarının eşitsiz dağılımı olacağını hesaba katarsak, bu veriler az bir öneme sahip değil. RT'ye konuşan Rusya Bilimler Akademisi Ortadoğu Enstitüsü Başkanı Yevgeni Satanovski "Su savaşı, enerji savaşından çok daha kötü olacak. İnsanlar petrolsüz yaşayabilir, ancak susuz yaşayamaz" uyarısında bulunmuştu.

Bu bağlamda, UNESCO Genel Müdürü Audrey Azoulay, BM-Su sistemiyle koordineli şekilde hazırlanan 2019 Su Kaynakları Gelişimi Dünya Raporu'nda, kaybedilecek çok şey olduğunu kabul ediyor: Dünya nüfusunun neredeyse üçte birinin güvenle yönetilen su hizmetlerine erişimi yok, bu demektir ki, dünya nüfusunun yalnızca üçte ikisinin bu hizmetlere erişimi var.

Bu nedenle, dünyanın tatlı su rezervlerinin üçte birine sahip olan Latin Amerika ve Karayipler bölgelerinde bu konu bir tehlikeye daha işaret ediyor. Sonuç olarak, söz konusu hayati kaynaklara şüphesiz ihtiyaç duyan büyük çokuluslu şirketlerin emperyalist emellerini ve büyüme planlarını hesaba katarsak bu, bölgedeki ülkeler için yalnızca bir gıda güvenliği değil, aynı zamanda sanayii üretimi ve ulusal güvenlik meselesi.

AMAZONLAR: GEZEGENİN AKCİĞERLERİNDEN ÇOK DAHA FAZLASI

7,4 milyon kilometre karelik Amazon bölgesi, kıtanın yüzde 4,9'unu kapsıyor ve sekiz ülkeye uzanıyor: Brezilya, Bolivya, Kolombiya, Ekvador, Guyana, Peru, Surinam ve Venezuela.

Latin Amerika Ülkeleri Ekonomik Komisyonu'na (ECLAC) göre, Amazon Nehri havzası, saniye başına ortalama 230 bin metre küp suyla, yeryüzünde talı suyun yaklaşık yüzde 20'sine tekabül ediyor. Bu bağlamda Amazon nehri dünyanın en büyük tatlı su kaynağı konumunda.

ECLAC, konuya dair şöyle diyor:

Bu bölgenin önemli bölümü koruma alanları ve yerlilerin yaşama alanı gibi unsurlarla koruma altında, ancak ekosistemin savunmasızlığının artmasına ve küresel çapta iklim değişikliği senaryolarına yol açan sömürgecilik, ormansızlaşma ve genişleme baskısı kaynaklı önemli süreçlerle yüzleşti. Burası, bölgesel ve küresel çapta çevresel hizmetler sağlayan bir alan olarak tanımlanıyor ki bu, bölgeyi jeopolitik bir meseleye dönüştürür.

Birtakım aktörler, bu kargaşa içerisinde, Amazon bölgesinde su, hidrokarbon ve madenler, doğal kaynaklarının potansiyelinden, biyo-çeşitlilik ve tarım için önem arz eden unsurlardan, çıkar sağlamaya niyetleniyor. Bu yarışmada ABD, hegemonyasını yitirmek ve büyük tekellerinin alanı yabancı rakiplerine veya Güney Amerika ülkelerinin sanayilerinin bizzat kendilerine kaptırmak istemiyor.

ECLAC'ın Muhtemel ve Sürdürülebilir Amazon Bölgesi adlı raporunda "Öte yandan, bölgede su ve toprak gibi gıda üretimi için iki vazgeçilmez etken büyük miktarda bulunuyor. Bu kaynakların kıtlığı ve büyük ülkeler arasındaki stratejik kontrol rekabeti Amazon ülkelerinde bu kaynakların sömürülmesi açısından baskı oluşturabilir" sözleri yineleniyor.

Diğer çalışmalar, iki Latin Amerika ülkesini dünyanın en büyük su rezervlerine sahip on ülke içerisinde olduğunu doğruluyor: Bine yakın nehir ve tatlı su şelalelerinin yanı sıra yaklaşık 6 bin 950 kilometre küple Brezilya ve bin 320 kilometre küple Venezuela. Venezuela'daki Orinoco Nehri'nin dünyanın üçüncü büyük nehri olduğunu eklemek önemli.

Bilgi sahibi olmanız açısından, birkaç kelime yeterli... Emperyalizm, bu suların "elinizde akmasına" izin vermeyecek. Sonuç olarak, Birleşmiş Milletlere göre, Amazon ülkelerinde hegemonyasını korumak için yaptığı düzenli baskılar sonucunda, özellikle doğal çevrenin yıkımı ve dünya su kaynaklarına yönelik sürdürülemez baskıların bu ölçekte devam etmesi durumunda, 2050'ye kadar küresel GSYİH'nin yüzde 45'i, dünya nüfusunun yüzde 52'si ve dünya tahıl üretiminin yüzde 40'ı riske girecek.

Ancak büyük çokuluslu sermayenin Bizim Amerikamız'daki çıkarları doğal kaynakların çok ötesinde. Jeopolitik konumu, buraya dünya ticareti açısından kilit rol oynuyor.

KARAYİPLER HAVZASININ JEOSTRATEJİK ÖNEMİ

Meksika Ulusal Otonom Üniversitesi (UNAM) Latin Amerika Jeopolitik Rasathanesi tarafından yayınlanan bir makale, "Avrupalıların Yeni Dünya'ya dokunduğu ilk andan itibaren Büyük Karayipler, kıtada yayılmanın temel bir parçası oldu" diyor.

Gerçekten de Karayip Denizi, adaları ve ülkeleri, deniz trafiği bağlantı ve uluslararası ticaret noktası açısından birkaç yüzyıldır önemli bir jeostratejik konumu temsil ediyor. Bunun sonucunda, farklı tarihsel dönemlerdeki imparatorluklar, ABD, Meksika, Güney Amerika arasında kaçınılmaz geçit olan ve Pasifik ve Atlantik Okyanusları arasında ulaşım kanalı olan bu bölgede hakimiyetlerini korumaya çalıştılar.

ABD, bölgede en başından beri hegemonyasını korumaya çalıştı. Bunun için,bugün yeniden gündeme getirmeye çalıştığı Monroe Doktrini, Açık Kader (Manifest Destiny) politikası ve hatta askeri müdahaleler gibi çeşitli strateji ve politikalara yöneldi.

Üstte bahsedilen UNAM makalesi şunu tanıyor: "ABD, ülke olarak var olmasından bu yana, Panama Kanalı'nı temel hedeflerinden biri olarak görüyor. ABD diplomasisi ve askeri güçleri hemen geldi, bağımsızlık mücadelelerinde farklı tarafları oynayarak bu taraflardan daha iyi konumda olmaya çalıştı. Küba'da olduğu gibi keyfi anlaşmalar imzaladı ve 1914'te kanalın ilhakını resmen tamamladı".

Panama Kanalı dünya haritasında önemli bir konumdadır. Bugün yılda yaklaşık 12 bin gemi ticari amaçlarla bu bölgeden geçmektedir ve ana kullanıcıları ABD ve Çin'dir.

Kanal hakimiyeti, Washington donanmasının her iki okyanusta güvenli geçmesini sağlayarak yapılan millerce deniz seferlerinin yapılmasının önünü açıyor. Buna ek olarak, okyanuslararası yol, Asya ülkeleriyle ticaret için hayati konumda.

Karayipler'de daha az önemli olmayan bir mesele de ABD'nin Meksika Körfezi'ne ve derinliklerine çok yakın olan petrol sahalarının konumu. Bu neden, Beyaz Saray'ın havzalardaki çıkarlarını artırıyor. Bu bölgenin fiilen ABD üsleriyle dolu olması tesadüf mü?

Latin Amerika Jeopolitik Rasathanesi çalışması, "Karayipler bölgesi boyunca yapılan, Panama Kanalı'nda biten ancak alternatif ideolojilerin yerleştirildiği bölgelere hızlıca ulaşmak amacıyla Amazon havzasını çevreleyen askeri konuşlandırmalar, ABD'nin yirminci yüzyıl boyunca yaptığı ve yirmi birinci yüzyılda devam ettiği stratejik hamlelerin başında geliyor" eklemesini yapıyor.

Latin Amerika ve Karayipler'deki emperyalist hegemonya arzusuna karşı kenetlenecek yeterli unsurlar bulunmaktadır. Bölgemizdeki zenginlikler ve küresel jeostratejik önemi, tekellerin geleneksel yağmacılığına değil, halkımızın ekonomik kalkınmasına dönüştürülmelidir.