'İmamoğlu'nun Almanya gezisi ardından: Hanımefendi hizmetçi ararken...'

TKP Almanya Örgütü, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun Berlin Duvarı'nın yıkılışının 30. yılı etkinliklerinde Almanya Şansölyesi Angela Merkel'le görüşmesi üzerine bir açıklama yaptı.
soL - Haber Merkezi
Çarşamba, 13 Kasım 2019 23:05

Türkiye Komünist Partisi (TKP) Almanya örgütü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun Almanya gezisi ve Duvarın yıkılışının 30'uncu yıldönümü "kutlaması"na katılışı üzerine bir açıklama yaptı. Alman kamuoyunda da yaygınlaştırılan açıklamanın tam metni şöyle:


İmamoğlu'nun Almanya gezisi ardından:

Hanımefendi hizmetçi ararken...

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu, Berlin Duvarı'nın yıkılışının 30. yıl dönümü kutlamalarına katılmak üzere 8 Kasım, Perşembe günü Berlin'e geldi. Bu arada, Türk-Alman Dostluk Federasyonu tarafından kardeş şehirler Berlin ve İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlarına verilmesi kararlaştırılan Kybele Barış Ödülü”nü de aldı. Programda Federal Dışişleri Bakanı Heiko Maas'la görüşmesi olduğu da söyleniyordu. Angela Merkel'i, Alman Ticaret Odası Başkanını ve tabii Alman sermayesini İstanbul'a davet etti. Alman medyasında “Tayyip Erdoğan'dan korkmayan bir muhalif ”, “uzun süredir ilk kez dost yüzlü bir Türk politikacı” olarak alkış aldı. Ve geri İstanbul'a döndü. (Arada somut olarak neler konuşulduğu, karşılıklı ne sözler verildiği ise medyaya yansımadı - bu tür konular kamuoyundan gizli tutulur.) Tabii bu arada Berlin duvarına ilişkin birkaç kelime söylemeyi de ihmal etmedi.

İmamoğlu Berlin Duvarı üzerine ne bilir? Herhalde kulaktan dolma pek az şey! Aslen onun şu sıralarda acil olduğunu bildiği bir şey var: Halkın tepkisini manipüle ederek elde ettiği sınırlı iktidarı korumak ve belki daha da büyütmek için bir emperyalist destekçi edinmek zorunda olduğu!

Şansölye Merkel Türkiye ve İstanbul üzerine ne bilir? Herhalde pek çok şey! Almanya'nın Türkiye'deki açık-gizli ekonomik, siyasi, kültürel çok karmaşık ilişkilerini göz önünde bulunduran, onlara bir de BND'yi ekleyen herkes bu sonuca varacaktır. Fakat Merkel'in şu sıralarda en acil olduğunu bildiği tek şey var: Alman emperyalizminin Türkiye siyasetine doğrudan müdahale edebilmesi için hizmette kusur etmeyecek bir hizmetçi!

Biz ne biliyoruz? Tayyip Erdoğan'ın, iktidardan düştüğü anda başına gelecekleri bildiği için paniğe kapılması ve büyük güçler arasındaki değişen dengelere oynamaya başlamasından itibaren emperyalistler nezdinde güvenilirliğini yitirdiğini... Ve Avrupa'daki emperyalist merkezlerin, özellikle Avrupa Birliği'nin amiral gemisi rolünü üstlenen Almanya'nın uzun süredir Erdoğan'a alternatif olacak “güvenilir öğeler” aramakta olduğunu.

Emperyalist hiyerarşi içinde daha yükseklere gözünü dikmiş olan Almanya, ekonomisinde büyük söz sahibi olduğu Türkiye'yi siyasal alanda da etkilemesine hizmet edecek işbirlikçiler olmaksızın daha uzun süre bekleyemezdi. Önünde denenmiş bir örnek de var: Bir belediye başkanından, Orta Doğu'daki projelerine de hizmet edecek, padişahlık meraklısı bir devlet başkanı yaratmakta ABD çok daha önce davranmıştı. Böylece Türkiye'deki Cumhuriyet'i yıkacak son balyoz darbelerini vuracak olan AKP'yi kurdurdular. Tayyip'e henüz belediye başkanı iken göz koydular. Alman emperyalistleri de yıllar sonra aynı işi yapmaya çalışıyor.

Herkes ne biliyor? Alman emperyalizminin güçlendiği her dönemde büyük tarihsel suçlara imza atmış olduğunu, halklara yıkım ve felaket getirdiğini. Son dönemde ilk deneylerini Alman Demokratik Cumhuriyeti'ni işgal ederek yaptı. Hemen ardından Yugoslavya'nın parçalanmasında başat rol oynadı. Polonya karşı devrimine katkıları, Ukrayna'da faşistlere desteği de biliniyor. Şimdi sıra Türkiye'ye gelmiş olmasın?

Merkel'le İmamoğlu'nu Berlin'de bir araya getiren, el sıkıştıran işte bu türden söyledikleri-söylemedikleri, bazılarını hiçbir zaman itiraf etmeyecekleri beklentilerdir.

Bu ikisinin, bir arada kalabilmeleri için gereken en temel öğede buluşmaları da çok anlamlıydı: Antikomünizmde, karşı devrimde, reel sosyalizme karşı halen dinmemiş olan nefrette! Bunun için de ADC'nin işgal ve ilhakına simge haline getirilen duvarın yıkılışının 30. yılı çok uygun bir tarihti.

İmamoğlu'nun, üzüntü verici bir kazayla hayatını kaybeden çocukların faturasını bile Alman Demokratik Cumhuriyeti'ne kesecek kadar gözü kara karşı devrim güzellemesi kuşkusuz Merkel ve çevresinin hoşuna gitti. Hanımefendi şimdilik hizmetçisini bulmuş gibi. Tabii, yeni hizmete koşulan deneme dönemini başarıyla atlatabilecek mi, bakılacak.

Bunun için liberal politikaları daha azgınca uygulayabileceğini, büyük sermayeye daha iyi hizmet edebileceğini, işçi haklarını daha acımasızca budayabileceğini, fakat bütün bunları yığınları azarlamadan, sosyal demokrat bir ikiyüzlülükle başaracağını ispat etmek zorunda. Bu açıdan bakıldığında İmamoğlu kuşkusuz doğru bir seçim.

Merkel ve İmamoğlu neyi hesaplamıyorlar? Emekçi yığınların birikmekte olan öfkesini yalanlar, boş vaatler ve manipülasyonlarla sonsuza dek boşaltamayacaklarını. Sosyal Demokrat Enternasyonal'in gölgesine sığınmış CHP ve Kılıçdaroğlu'na, Alman sosyal demokrasisinin bayrağını devralmış olan Sol Parti'yi pusula belleyen, aklını yitirmiş Türkiye solcusuna, ulusal çıkarları uğruna ne tarafa döneceği belirsiz Kürt hareketine de güvenmesinler. Türkiye işçi sınıfı ve emekçi halkı, şu anda sadece düzene karşı tepki biriktirmiyor. Birikmekte olan, aynı zamanda bu tepkiyi örgütlü mücadeleye dönüştürecek bilinç ve enerjidir. Bunlar bir araya geldiğinde ABD başta olmak üzere Tayyip ve dostlarının, Merkel'in ve İmamoğlugillerin tüm hesapları bozulacaktır.

Türkiye Komünist Partisi de bunun için üzerine düşen görevi canla başla yerine getirmektedir.

TKP Almanya örgütü

12 Kasım 2019