Bu karşıtlık iyidir

11/09/2017 Pazartesi
Bu karşıtlık iyidir

Ensest tartışmasındaki saflaşma çok sağlıklıdır ve Türkiye ilericiliği açısından ilerletici olmuştur.

Önce abartıyorsunuz, yalan söylüyorsunuz dediler. Ensestin yaygınlığı konusunda verilerin ortalığa dökülmesi gericiliği çıplaklaştırıyordu çünkü. Gericilik kutsal ailenin içini taciz ve tecavüzle doldurmuştu; kutsallığın örttüğü cehennem açığa çıkıyordu.

“Abartıyorsunuz” pek hafif bir tez olarak kaldığı için popüler bir gazeteci ringe çıktı. Ama gericilik gerçeklikle bağın zayıflaması demektir. Ahmet Hakan soL’u ilericiliğin yumuşak karnı zannediyormuş meğer. “Komünist değil mi bunlar; hallederiz.”

Portalın izlenme sayılarına falan da baktığı ve kendisine denk bir rakip olarak gördüğü anlaşılıyor. Ama gerçekliği göremiyor. Sonuçta topa doğru koşarken düştü! Çocuklara tecavüzü “fantezi” olarak yutturabileceğini ve önemsizleştirebileceğini sanıyordu. “Bir takım kötü şeyler olabilir, ama abartmayın o kadar” tezinden anti-komünist lagalugaya geçildi. Laf sokmalar, edepsizlikler, hakaretler… Bunu deneyenin kendisinin bayağı itibarlı olması gerekir. Örneğin yakın zamanda döve döve AKP’li yapılmış biriyseniz itibarınıza o kadar güvenmeyeceksiniz…

Gericiler “tencere dibin kara” sözünü hatırladılar bir yandan da. Türk ailesinde bunlar oluyordu da, Hürriyet’te kim bilir neler neler… “Burjuva modern çevre” dendiğinde taşralı muhafazakarın aklına olsa olsa zina gelir. Yetişkinler arası bir ilişkinin, kabahat, günah veya suç kategorilerine sokularak yasaklanması ayrı bir gericilik başlığıdır ve birkaç yıl önce bizzat Reis tarafından ittirilen “kızlı-erkekli” muhabbetinde duvara toslamıştır. Akit’in salvoları küfür olmanın ötesine geçemezdi. Zaten o kadarını biliyorlar.

Türkiye’de çok uzun zaman toplumsal yozlaşmanın nedeni modernleşme, kabaca “Batının ahlaksızlığı” olarak görüldü. Hatta “tekniğini alalım ama kötü yanlarını bırakalım” yollu bir aforizma kahvehanelere, misafir odalarına ve okullara kadar girdi. Ancak Türkiye’de yükselen yozlaşmanın dinci-muhafazakâr kaynakları olduğu apaçık ortadadır. Bu yerine göre ya kesin bilgidir, ya da bir toplumsal his, kanı… İki dejenerasyonun kaynağı ve biçimi tamamen farklıdır. Bugünkünü öbür türlü yutturamaz kimse. Herkes görüyor ki, dinciler olaya el koydu.

Sonra en ilginç noktaya geldik. İktidar partisi doğrudan devreye girdi. Mahir Ünal “akraba evliliklerinin yüzdesini utanmadan ensest olarak yazanlar” diye höykürdü, parti sözcüsü kimliğiyle: “milletin tarihine, kültürüne, inancına, değerlerine…”

Basit bir manipülasyondur. Nasılsa memlekette akrabalar arası evlilik yaygındır ve buradan denenecek bir demagojinin tutma olasılığı vardır. “Vay, bana mı küfretti!” dedirtebilecekleri çok yüksek bir oran olduğunu hesaplamış olabilirler. Neredeyse eşi aynı köyden, aynı aşiretten olan herkesin içine katılabileceği bir provokasyon…

Bana sorarsanız bu da tutmaz. Çocuk tecavüzü geleneksel aileye gömülü bir “sapma” olarak algılanmaya devam etseydi tutturulabilirdi tabii. Ama artık değil. Çok çeşitli nedenlerle tecavüz basbayağı kurumsallaştı, geleneksel devlet hoşgörüsü yerini açık devlet korumasına bıraktı. Topluma yansıyan bilgi budur. Bu bilgiyi dayıoğlu, teyze kızı diye saptırmak zor iştir.

Eğer bir yaşındaki çocuklarla da evlenilebileceğini alenen dile getiren ve dolayısıyla bebeklere tecavüz etme niyetini ilan eden ve bunu da dinsel normlarla gerekçelendiren sapıklar hakkında işlem yapılsaydı, yine de bir şansları olabilirdi. Ama AKP hükümeti bu yolu tutamaz.

Eğer olay bir idari-hukuki işlem olarak kalacak olsaydı, “yuh artık bu kadarını da söylemesin bizimkiler” diyebilirlerdi. Ama olayın arkasında bir toplumsal süreç birikmiş bulunuyor. Muhafazakâr-dinci dejenerasyonun hedef tahtasına konması egemen mekanizmalar tarafından yarım ağızla bile onaylandığında, toplumsal tepki birikimi gericiliği ezer geçer. Bunu biliyorlar ve tam saha savunmaya geçiyorlar. Çocuklara tecavüzü artık doğrudan iktidar partisinin sözcüsü aklıyor. Eskiden tecavüz eder ama gizlerlerdi.

Bu karşıtlığın şekillenmesinden korkulmamalıdır. Bunu söylemek durumundayım, çünkü memlekette muhaliflik artık “gölgesinden korkmak” anlamına da gelebiliyor. Korkmasınlar veya korkmaktan kurtulamayanlar biraz sussun!

Bu saflaşmadan sağlıklı sonuçlar alınır. Çocuk tecavüzcüleriyle kaderini birleştiren bir siyasal parti o çamurdan ayaklarını kurtaramaz. Üstelik bir kez bu karşı karşıya geliş görünür hale geldikten sonra çocuklarımız biraz daha koruma altında olacaklardır.

ÖNCEKİ YAZILARI

Sehven 04/04/2020 Cumartesi
En büyük distopya 28/03/2020 Cumartesi
Virüs de sınıfsal 21/03/2020 Cumartesi
Yönetilemeyen ülke 14/03/2020 Cumartesi
Ateşkese evet, ama yetmez 07/03/2020 Cumartesi
AKP savaşta 29/02/2020 Cumartesi
Gezi gerçekten de yargılanamadı 22/02/2020 Cumartesi
TİP, tarih, bugün 15/02/2020 Cumartesi
Afet yaratmak 08/02/2020 Cumartesi
Devrim güncellemesi 01/02/2020 Cumartesi