1982'de Hayır Diyenler Hayır, Evet Diyenler Yine Evet Diyecek

23/07/2010 Cuma
1982'de Hayır Diyenler Hayır, Evet Diyenler Yine Evet Diyecek

Başbakan’ın idam edilen gençler için döktüğü gözyaşları bence o dakika için samimiydi. Ama sadece o dakika için. Geriye kalan dakikalarda, saatlerde, aylarda, yıllarda, on yıllarda… o gözyaşlarını bizim için anlamlı kılacak acaba neler yapmıştı? Ne yapıp yapmadığını gayet iyi biliyoruz. Ama o “domuz solcular”dan ne koparırsam kârdır diyor. İyi taktik. Biz de işte o iyi bildiğimiz asıl gerçekliği, gelin rakamlarla sınayalım.

Büyük bir gayretle çalışarak kendilerini cahilleştiren kimi solcularımız, sendikalı çalışanların yüzde 10’un altına düştüğü bir ülkede sekiz yıldır iktidarda bulunan bir partinin demokratlığını başka rakamlarla kanıtlasınlar. Rakam dedikse her alanın rakamlarına girmeyeceğiz, buna yerimiz yok. Biz burada sadece 1982 referandumunun sayılarını inceleyeceğiz.

Dedik ya 1982’de grup veya kişi temelinde kim ne demişse, şimdi de aynısını diyecek. Sapma hiç mi olmaz? Azcık olur elbette. Yüzde 10’nu geçmeyecek nispette.

1982 referandumu öncesi, en ciddi kampanyayı radikal solcular yaptı, ayakta kalabildikleri ölçüde. Devrimciler, sosyalistler… Bir bölümü kaçaktı, bir bölümü hapiste. Hayır demeyi savunmak yasaktı o zaman. Yine de yılmadılar, ellerinden geldiğince çevrelerini “Hayır”a iknaya çalıştılar. Sonra sol sosyal demokratlar da bir şeyler yaptılar. En azından sandığa gidip “Hayır” demeyi göze aldılar. Sosyalistlerin ve sol sosyal demokratların bir bölümü ise sandığa gitmedi gidebilecekleri halde. En azından “Evet” demediler.

Referandum’da “Evet” % 91.37’ydi. “Hayır” 8.63’te kaldı.

Şimdi herkes bu 8.63’ün kendisine ait olduğunu iddia ediyor. Nasrettin Hoca fıkrası gibi. Hoca eve gelmiş ve sabah bıraktığı eti ortada göremeyince hanımına sormuş. “Kedi yedi” diye yanıtlamış eşi. Hoca bu ya, kediyi tartmış, bir buçuk okka! Söylenmiş: “Yahu, eğer bu kediyse et nerede, etse kedi nerede?”

O dönem Türkiye’de sol sosyal demokratlarla radikal solcuların oranı, toplamda %10’nun üstündeydi. Kaçakları, hapistekileri çıkarın, işte size yüzde 8.63.

Solcuların hepsi “Hayır” mı dedi? Maalesef hayır. O zaman CHP’ye oy verenlerin büyük bölümü Karaoğlancı’ydı. Bir bölümü de gardırop Atatürkçüsü. Karaoğlan’ın neler çektiğine bakmadılar, gittiler “Evet”i bastılar. Sosyalistlerin hepsi “Hayır” mı dedi? Maalesef ona da hayır. Az oranda da kalsa bir bölüm sosyalist sandığa gitmedi, bir kısmı “Evet” dedi. Niye? Üç nedenden ötürü: 1- Korku, 2- Solda yıllarca sadece devrimcilerin borusunun ötmesine karşı içte saklanan ve giderek taşan bir öfke, kıskançlık, çekemezlik duygusu (daha çok kenarda kalma hissi taşıyanlarda, ezik şahsiyetlerde), 3- Yeni dönemle sorumluluklardan kurtulup, gerçekten “huzur” bulmalarının sonucunda ifade edilen teşekkür.

Şimdi “Evet” diyecek sosyalistlerin bire bir aynı kişiler olduklarını iddia etmiyorum. Ama istisnalar dışında ruh hali ve oran birbirine çok yakın.
O günkü DTP’lilerin çok büyük kısmı “Hayır” demişti. Diyarbakır en yüksek ret oranının görüldüğü il: Yüzde 19.7. Türkiye ikincisi Tunceli: Yüzde 17.8 (Burada radikal sol da çok güçlüydü.) Şimdi boykot diyorlar. Geçmişteki bazı solcuların tavırlarını belirleyen korku etmeni artık rol oynamıyor sandığa gitmemede. O da bir ilerleme. DTP’ninki bir siyasi tavır. En azından “Evet” demediklerine dikkat.

Merkez sağ: O günkü tavırlardan, konuşmalardan iyi biliyoruz ki, örneğin Demirel ve AP, “Hayır” için biraz uğraştılar. Yüksek bir “Hayır” beklediler hatta. Ama merkez sağ seçmen yüzde 99’a yakın bir oranda “Evet” dedi. Öyle ki Demirel’in köyünde bile 668 “Evet”e karşı sadece 96 “Hayır” çıktı. Bugün merkez sağ erimiş, AKP’yle birleşmiş durumda. Merkez sağın bazı liderleri “Hayır” deseler de, büyük çoğunluk “Evet “diyecek.

MHP: Lider kadrodan çoğu ve militanların önemli bölümü “Hayır” için görüş bildirdiklerini iddia etseler de taban tepeyi dinlemedi. (Liderleri halen tutukluydu oylama sırasında.) Örneğin MHP’nin çok güçlü olduğu Yozgat’ta ret yüzde 6’da, Kayseri’de %7.7’de kaldı. (Bunların bir bölümü de sol oylardır.) MHP’nin hayli güçlü olduğu Üsküdar’da “Hayır”lar yüzde 12’de kaldı. İstanbul ortalaması olan yüzde 11’in az üstü. Buradan MHP tabanının %10’nun bile “Hayır” vermediği sonucu çıkarılabilir. Bugün MHP liderliği çok daha açık ve etkili bir “Hayır” kampanyası yürütüyor. Ancak AKP, tabandan önemli bir fire bekliyor. Bunun en azından bir bölümünü kazanacakları anlaşılıyor.

Gelelim, Erdoğanlara, Güllere ve o günkü Milli Görüş genç kadrolarına. Milli Görüş’ün kalesi Fatih’te ret oyları 10.4. İstanbul ortalamasının altında bir ret. Erdoğan’ın mahallesinde sonuç bu. Oysa radikal solun güçlü olduğu Kartal’da oran yüzde 14.2. Bakırköy: 11.5. Milli görüşün kalesi Konya’da ne çıkmış oran: Yüzde 11.1 (Bazı ilçelerde yoğun sol oylar bulunduğu halde).

Şu ayrıntıya dikkat: Radikal solun seçmen sayısı, en güçlü olduğu kent ve mahallerde bile sınırlıydı o zaman dahi. Ama Konya’yı, Fatih’i düşünün. Milli Görüş “Hayır” dese rakamlar fırlardı. İstatistikten biraz anlayanlar esası görmüştür. Çok daha az seçmen gücüyle radikal sol, güçlü bulunduğu bölgelerde anlamlı değişiklikler yaratıyor ama çok daha fazla seçmen gücüyle “Milli Görüş” kendi kalelerinde “Hayır” yönünde anlamlı oynamalar oluşturamıyor. Anlaşılan o ki, liderlerine yapılan bazı fena muamelelerden ve Cunta şeflerinin gardırop Atatürkçülüğünden ötürü bir kısım milli görüşçü “Hayır” oyu kullanmıştı tepkisel olarak. Ancak birçok cemaat liderinin açıkça taraf bulunduğu “Evet” cephesi açık arayla üstündü. Rakamlara bakarsak “Hayır”cılar yüzde 3-5’i geçmiyordu “Milli Görüş” içinde.

Acaba Erdoğan o yüzde 3-5 in içinde miydi? Kesinlikle demokratlığından değil, demokratlığı küçümserler, yerin dibine batırırlardı bahsi geçen dönem. Tepkiselliğinden ötürü. O da bir şeydir elbet, cuntaya secde yanında. Ama ben hiç sanmıyorum. Erdoğan samimi olsa önce bunu itiraf eder.

BİRAZ DA GÜLELİM: Mehmet Ali Birand’ın 10 Kasım 1982 tarihli yorumu (AET’nin olası tavrını irdeliyor-Milliyet): “Bir yanda, TÜRK TOPLUMUNUN hangi gerekçeler öne sürülürse sürülsün, onayladığı bir anayasa var. Öte yanda, KENDİ ÖLÇÜLERİNE göre insan hakları sorunu. Neye ve nasıl karar verecekler? TÜRK ANAYASASI anti-demokratiktir, demek ve hiçbir tutum değişikliğine gitmemek, BİR ULUSUN MİLLİ İRADESİNE karşı çıkmak anlamı taşır.”

Bakın, Birand’ın o anayasaya “Hayır” deme olasılığı Erdoğan’ınkinden yüksek. Ama şu dile, kavramlara bakın. Her devrin adamı olmak kolay sanılır da, örnekte görüldüğü gibi maharet ister.