Çarşafa rozet takanlara...

Salı, 25 Kasım 2008 13:40

Deniz Baykal'ın türban ve çarşaflı kadınlara bir şölen havası içinde parti rozeti takması bazı çevrelerde büyük infial yarattı. Peki ama bunun sebebi neydi, ortada çok şaşırılacak birşey mi vardı?

Mesela, yorganın üzerine geçirilen yatak örtüsünün kenarlarının çengelli iğne ile tutturulması kimseyi rahatsız etmezken, kadınların üzerine giydiği çarşafın üzerine takılan bir iğne neden bu kadar büyük gürültü koparıyordu ki?

Demek ki ortada herhangi bir çarşaf ve herhangi bir iğne yoktu, belli bir bağlamdaki bir çarşaf ile belli bir bağlamdaki bir iğne vardı. "Rozetler de sembolik, çarşaf da" altbaşlığı altında durumu özetliyordu soL'daki ilgili haber.

Bu muhteşem ikili, çarşaf ve iğne, belli bir toplantı salonunda bir araya gelmişlerdi belli bir partiyi temsil eden belli bir kişi tarafından, belli bir siyasi söylem değişikliği adı altında birbirlerine iliştirilmişlerdi.

Tüm bu belli olanlar içinde tek belli olmayan Baykal ve partisinin ne yapmaya çalıştığıydı! Kendisine gelen tepkilerin kaynağı da zaten 'çarşaflı kadın' ve 'CHP rozeti' sembollerinin temsil ettiklerinin arasında bir karşıtlık, bir çelişki olduğunu düşünen laik çevrelerdendi: demek ki bugünkü CHP'nin laik olduğu, bu tür değerleri temsil ettiği varsayılıyordu. Bu doğru bir varsayım mıdır?

***

Peki, CHP'nin bu 'sembolik' hamlesini, belirli bir yaşa gelip de öleceğini anlayınca bir anda ürküp dine imana gelen kimselere benzetmek mümkün müdür? Yanıt hem evet hem hayırdır. Evettir, çünkü nasıl ki bu yaşlı kimsenin keskin dönüşümü aslında tam da ölüm yoluna doğru akmayı kabullenmekle mümkün olabilir, CHP'nin gericilik akıntısına ivme kazandırması da ancak ve ancak kendi siyasi cenazesinde imamlık yapmasıyla mümkün olabilir.

Bu bir cenazedir, çünkü gericiliğin gerçeği varken sahtesiyle 'halkçı görünüp' oy toplayabileceğini mi sanmaktadır bu parti? Turistik bir çarşıda "hakiki sahte kol saatleri geldi" diye yazı asan dükkan sahibine benzemez mi Baykal'ın durumu: yaptığı gericilik 'sahtedir', ama ülkenin topyekun gericileşmesinin 'hakiki' aktörüdür Baykal ve onun CHP'si -sanıldığı gibi AKP ve Tayyip Erdoğan değil.

Yaşlı adam benzetmesine verilecek cevap aynı zamanda hayırdır, çünkü burada ciddi bir hata vardır: CHP hakikaten gericilik akıntısına karşı mı kürek çekmiştir bu zamana kadar ki böyle bir keskin dönüşümden bahsedebilelim? Deniz Baykal'ın gericilikle gerçekten bir sorunu mu olagelmiştir ki sahte olduğunu iddia edebilelim bugün yaptığı bu son gericilik hamlesinin?

Aksine, Baykal'ın izlediği tüm politikalar aslında bugüne kadar gericiliğin, AKP'nin dümen suyuna doğru akmıştır. Baykal işte bu yüzden sürekli tekrarlanan deyişle 'bir türlü gitmemektedir', çünkü orada durması Türkiye'nin geçirdiği gericileşme, çürüme, çözülme süreci için olmazsa olmazdır.

***

Deniz Baykal'ın söz konusu hali, diğer bir deyişle Türkiye siyasetinin en sevilmeyen siması olagelmiş bir insanın bu kadar uzun siyasi ömrünün olması, kendi başına ele alınması gereken bir konudur -ve bunun ciddiyetle, geçiştirmeden analiz edilmesi gerekir.

Cemal Süreya'nın şiirsel tarifi şu şekilde söz eder Deniz Baykal'dan: "Yalnız gölgesiyle göründü. Işığın hemen önünde durarak, hep öyle yaparak, gölgesini büyüttü. Öyle ki pelerini ürkütücü de sayılır oldu".

Şimdi ise Baykal'ın pelerini değil ama çarşafı ürkütücü oldu, daha doğrusu ürkütücü ve uyarıcı olması gerekiyor. Siyasette bir süredir "Baykal ne yaparsa yeridir, ama mutlaka kötüdür" deniyordu. Bu son gelişmelerle birlikte yeni bir düzeye gelmiş durumdayız. Artık Baykal'dır ne yapsa 'tutkaldır' noktasındayız.

Ne demek istiyoruz bu tutkal benzetmesiyle? Baykal'ın bu son attığı adım, son altı senelik siyasi yaşantısından bir anlam çıkarmamıza yardım edecek durumdadır. AKP ne vakit çatırdasa ve virajı alamayacak izlenimi uyandırsa yedek oyuncu olarak sahaya hep Baykal inmekte ve kırılmayı gidermektedir. İşte bu 'tutkalın' görülmesi gerekir:

Hatırlayın siyasi yasaklı Tayyip Erdoğan'ın daha en başta Siirt'ten meclise dahil edilmesi ve başbakan yapılması operasyonunun arkasında Baykal vardır.

2004 senesinde AKP'nin ortaya attığı zina yasasına destek çıkan Baykal'ın 'laik' partisi olmuştur.

Türkiye'de gericilik gibi önemli bir gündemin iktisadi süreçleri ve çelişkileri baştan sona örten sözde bir laikçilik oyunu, ucuz bir söz düellosu haline getirilmesinin altında Baykal ismi vardır.

22 Temmuz seçimleri öncesinde AKP'ye karşı biriken tepkiyi siyasi bir açılıma yöneltmek yerine askerlerin arkasına yığan, böylece süreci bir sivil-asker karşıtlığı görünümüne sokarak AKP'yi 'demokrasi mücahidi' yapan Baykal'dır.

Kürtleri AKP'ye yedekleme politikasının altında, yani AKP'nin kazanmış olduğu ve hala onun meşruiyetine dayanarak ayakta kaldığı tarihi seçim zaferinin altında Baykal imzası vardır.

Örnekler çoğaltılabilir, ancak görmemiz gereken şudur: bugün Baykal yeniden yedek oyucu olarak sahadadır.

Erdoğan ve Gül arasındaki gerilim iyiden iyiye konuşulur hale gelmişken, AKP'ye karşı emekçilerin tepkisi yükselir, Kürtler AKP'yle olan bağlarını sorgular ve bunu kuvvetli bir biçimde gösterirken, kriz tüm ülkeyi sallarken ve hatta CHP'nin içinden bir grup beceriksizce de olsa AKP'yi yolsuzlukları üzerinden sıkıştırırken çarşaf yakasına rozet takarak bütün bu gündemi AKP lehine değiştiren yine Baykal olmuştur.

***

Tüm bunları hesaba katarak, çarşafa rozet vakası sonucunda şunu açıklıkla söyleyemek mümkündür: CHP'ye bugüne kadar samimi bir biçimde destek vermiş olan, AKP'nin izlediği siyasetle ve gericilikle sorunu olan kimseler bugün artık bir yol ayrımındadır.

Baykal CHP'sinin tek varlık koşulu AKP'dir: AKP'nin kurulup da 2002 seçimlerine katılmasıyla beraber meclis dışında kalmış bir partiyken bir anda ana muhalefet konumuna yükselmesi zaten bunun en açık göstergesi değil midir?

Seçim dönemlerinde AKP karşıtı kesimi kendi merkezinde toplamak için "bizim dışımızdaki diğer partilere verilen bütün oylar AKP'ye gider" söylemini etkin biçimde yerleştiren Baykal CHP'sine, "aslında CHP'ye verilen bütün oylar AKP'ye gider" demek daha doğru değil midir?

İşte bu yüzden AKP'ye karşı olanlar bugün AKP'nin aslında CHP'den beslendiğini, CHP sayesinde ülkeyi tek başına istediği gibi yönettiğini görmelidirler: bu zamana kadar bu farkedilmediyse, çarşafa takılan rozetin iğnesinin verdiği acı -ya da 'tutkalın' yarattığı hareketsizlik- gözlerini açmalıdır.

CHP'den AKP'ciliği alın, CHP CHP olmayı bırakır: çarşaf, iğne ve tutkal sembollerinin bize anlattığı başka bir şey değildir.

E.Z. ve G.M.