RÖPORTAJ I Hiç aklınıza gelir miydi: Ofiste çalışmayı özlemek…

Koronavirüs salgınıyla birlikte şirketler de hızla 'evden çalışma' yöntemlerini geliştirmeye girişti. Kimileri için bu mümkün olamıyor ama kimileri için de 'sömürüyü daha fazla nasıl artırırım' hesaplarında uygun bir seçenek olarak beliriyor. Patronlar şimdilik bu denemelerinden nasıl kârlı çıkacaklarının hesaplarını yapıyor, bazıları kararını çoktan vermiş görünüyor. İşçilerin de zaman geçirmeden bu çalışma organizasyonu içindeki haklarını tarif etmesi ve kendisine cazip gibi sunulanların ardında yatanları açığa çıkarması, dayatmalara boyun eğmemesi gerekiyor.
soL - Patronların Ensesindeyiz
Pazartesi, 23 Mart 2020 12:01

Salgının ardından pek çok işyeri "evden çalışma"ya geçmeye başladı.

Farklı sektörlerden şirketlerde çalışan üç işçiyle, evden çalışma konusunu masaya yatırdık. 

Nasıl gidiyor evden çalışma işleri? Öncelikle bu olay nasıl gelişti onu bir anlatabilir misiniz?

AO: Önceki Cuma gündemde yoktu bu. Bakanlığın “Ar-Ge Merkezi niteliğindeki firma çalışanlarının uzaktan çalışabileceğine dair kararnamesi” çıktıktan sonra gündeme geldi; Pazartesi akşamı herkese duyuruldu. O gün herkes servisler ve toplu taşımayla Maslak’a geldi. Öğle arasında yemeğe çıktı ve yine aynı şekilde döndü. Akşam vakti duyuru yapıldı. 

Bunu niye anlatıyorum? İnsanlar daha az trafik ve virüs riskine maruz kalabilirdi.

Geçen Salı gününden itibaren böyle çalışmaya başladık. 31 Mart'a kadar süreceği söylendi. Sonrası için ayrı değerlendirme yapılacakmış. Son iki gün de izinleri sordular; izin kullandırmaya çalışıyorlar.

Evde aynı yoğunluk devam ediyor. Şimdiye kadar lokasyona gitmemiz gerekmedi ama müşteri çağırırsa gitmek durumundayız: Gitmemiz gerektiği söylendi.

ÖH: Bizim işyerinde uzun zamandır home office konuşulan bir durumdu. Nisan ayında küçük bir grup, 26 kişi falan eve gönderilip denenecekti. Bir vadede herkes gidecekti, gitmek istemeyenlere “el sıkışılır” dendi. Korona meselesi çıkınca bu işi hızlandırıp aynı anda bütün şirketi çıkardılar. Sanırım 400 civarı çalışan. Bu bir deney aynı zamanda. “VPN yok” falan diyorlardı başlarda ama iki günde herkesi eve yolladılar Korona olduğu için. “Aynı mesai, aynı kural” dendi.

Programlar kuruldu, dizüstüler verildi, eve yollandı.

Orada güvenlik ve VPN bahane ediliyor ama niyet mümkünse “ofiste olmasa da olur” dediklerini göndermek.

'TÜM ENERJİ GİDERLERİ VE ÖĞLE YEMEĞİ CEBİMİZDEN ÇIKIYOR'

SM: Aslında bir silsile halinde bazı firmaların başlatmasıyla domino taşı gibi hızla yayıldı bu iş. Bizde öncelikle dönüşümlü olarak kurgulandı sonrasındaysa tam zamanlı “home office” ilan edildi. Öncesinde çeşitli programlar kurmamız istendi, toplantı vb. yapabilmek için. Online olup olmadığımız oradan takip ediliyor mesai saatleri içinde. Tabii bazı çalışanlar işyerinde çalışmaya devam ediyor üretim devam ettiği için. Bir de mavi yaka işçiler full çalışmaya devam ediyor; bu da bir çelişki oluşturuyor aslında. 

Garip bir çalışma biçimi benim için. Normalde mesai başlangıcından saatler sonra harekete geçen yöneticiler tam başlangıçta bizleri yoklamaya başladı online mıyız ya da maile cevap veriyor muyuz diye. Tüm enerji giderleri ve öğle yemeği bizim cebimizden çıkıyor. Mola kavramı da kalmayabiliyor çünkü sürekli “ya cevap vermediğim atladığım bir mail olursa ne düşünülür” endişesiyle hareket ediyoruz. 

Bu konuda daha önce de mücbir denemeler yapılmıştı, mesela Türkiye'de bombalı saldırıların olduğu dönemde. Sizin çalıştığınız yer için bu bir ilk mi, daha önce böyle konular gündemde miydi ve nasıl bakılıyordu?

AO: Daha öncesinde gündeme gelmedi bizde. Hatta, Maslak çok uzak olduğu için haftada bir gün biz istiyorduk, yönetmeliği bahane edip yanaşmıyorlardı. Evet. Ar-Ge Merkezi için kararname çıkınca gönderdiler. 

Biz bankalarla çalışıyoruz. Banka operasyonları kritik. Normal şartlarda pek yanaşmazlardı. Çünkü, Avrupa’ya bağlı bir şirketiz ve Merkez Türkiye'yle ilgili Level 2 Alarm vermedi. Avrupa ofisler Level 2’de ama Türkiye'de böyle bir durum yok, diye değerlendiriyorlardı.

Özetle, bakanlık zorlamasaydı bizim uzaktan çalışma olayımız biraz daha geç başlayabilirdi. En nihayetinde AR-GE projeleri yapılıyor ve parayı devlet ödüyor. Devlet de o parayı ödemek için personel devamlılığına bakıyor. O kararname olmasaydı çıkar mıydı öyle bir karar bilemiyorum. Daha önceki olağanüstü olaylarda öyle bir karar alınmadı. Örnek olsun, son depremde çalışıyorduk.

ÖH: Biz çok sayıda şirketle çalıştığımız için dış müşteriden izin alınması gerektiğinde söylendi. Bazı şirketler bilgileri dışarı çıksın istememiş.

Ben bir buçuk yıl kadar aynı işi evden yaptım. Genel müdür değişince “Evde çalışma istemiyorum” dedi, şirkete döndük. O zamanlar koşullar daha uygun belli bir serbestlik veriliyordu; çok fazla prosedür yoktu.

Saat kısıtı yoktu 24 saat çalışabiliyordun; internet olan her yer olurdu; ama yeni durumda sadece kendi evinde ve belirli bir saat aralığında çalışman isteniyor. 

SM: Bizim şirketimiz için bu ilk. Hiç böyle bir yaklaşım yoktu. Talep eden birimler olmasına rağmen hiç denenmemişti.

'SIRTLARINA DAHA ÇOK YÜK BİNECEĞİNİN FARKINDA DEĞİLLER'

Çalışanların evden çalışma meselesine yönelik bir “merakı/ilgisi/avantaj sanma durumu” oluyor. Sizde nasıl oldu? Sizin değerlendirmeniz nedir bu konuda?

ÖH: Bizde “home office” olacaksınız dendiğinde herkes alkışladı, çok sevindi evli çiftler, çocuklu olanlar, uzakta oturanlar… Ancak mesaili çalışma, iş yerindeki disiplin istendiği ve eve PC verileceği söylenince planların farklı olduğu anlaşıldı.

Bir de evli kadınlar özellikle istiyor sanırım. Evdeki çocuk, ev işi, yemek gibi kadına yüklenen işlere daha kolay zaman ayıracaklarını düşünüyorlar ama durumun öyle olmayacağının, sırtlarına daha fazla yük bineceğinin farkında değiller.

'EVDE KAZA OLSA BU İŞ KAZASI DEĞİL'

AO: Maslak veya Tuzla gibi bir lokasyonda çalışıyorsan, internet, elektrik ve mesai durumunda akşam yemeği masrafın ödenmek şartıyla haftada bir gün “work at home” iyi. Ancak, bunun her gün olmasının dezavantajlari var; bir kere ev işyeri değil. Yani evde bir kaza olsa ya da evde çalışmaktan dolayı bir komplikasyon gerçekleşse, bu iş kazası değil.

İkincisi; evden çalışma konusunda -herkesin sandığının aksine- kontrol sizde değil. Daha çok kontrol ediliyorsunuz. VPN'e login olmanız gerekiyor. Yaptığınız her aktivite kayıt altında ve bu söyleniyor. Jira denen bir sistem var. Oradan da günlük eforları girmeniz önemle isteniyor. Yani evden çalışmanın eğlencesi yok. 

Çünkü ev, dinleneceğiniz yer. Bunun için tasarlamışız biz evimizi. 

İş güvenliğinin zorunlu kıldığı alan ve imkanlar yok.

Artı, harcadığınız ağ kotası, ısınma, su, elektrik ve yiyecek size ait. 

Bize kesinkes evde çalışın deniyor, kafe veya herhangi bir mekan kabul edilmiyor. Toplantılarda kamera açmak zorunlu. 

Daha yoğun bir sömürü var bence, işyerinde böyle değil. Bizde bilgisayarının başından kalk, birileri mutlaka soruyor, ne yapıyorsun diye.

'MOLA KAVRAMI YOK, SÜREKLİ BİLGİSAYARA BAĞLISINIZ'

SM: Ben ilk başta gerçekten sevindim çünkü “yolda geçen zaman bana kalacak” diye düşündüm. Fakat mola kavramının olmaması ve sürekli bilgisayara bağlı kalmak, gergin bir çalışma yöntemi benim açımdan. Şirkette olsa arkadaşlarla mola verir ya da iş arasında sohbet ederdik. Dayanışmayı da bitiriyor bu sistem. Bir de çocuğu olan arkadaşlarımız için çok zor. Çocuk anneyi ya da babayı evde görüyor; dolayısıyla ilgi bekliyor fakat ebeveynler o anda konsantre olarak çalışmak zorunda. Bunu söyleyeceğimi düşünmezdim ama ofisimi özledim. Sosyalliği olan bir çalışma ortamı gerekli. 

AO: Evet, işyerindeki sosyallik önemli. İşçi sınıfını ayırıyorsun, bağları kopartıyorsun. Yüz yüze bir şeyi konuşmak, sosyalleşmek vs imkanı olmuyor.

Örnek vereyim: Son bir yıldır herkes İK'ya kinliydi. İK, webex üzerinden değerlendirme toplantısı yaptı. Herkes kopuktu. Eleştiriler yerini bulmadı. İstemediklerine söz vermediler. Ama yüz yüze olsaydık daha farklıydi tabii ki. 

Biz zaten home office olayının verimsiz olduğunu açıklıyorduk. IBM gibi firmaların neden bundan vazgeçtiğini anlatıyorduk. Ben bu fikri neden desteklemediğimi anlattım. Özellikle “sevdiğiniz işi yapın” yalanının ne kadar kolpa olduğunu anlattım. Sözüme geldiler bu süreçte.

ÖH: Şu anda hem işsizlik hem de durumun farkında olmadıkları için memnun görünüyorlar. Ama bir süre sonra hem maddi hem de sosyal pisikolojik sonuçları ortaya çıkınca sorun yaşayacaklar. Karı-koca-çocuk aynı ortamda bir süre sonra çatışmalara sebep olacaktır. Home office kariyer kapılarını da büyük oranda kapatacaktır.

ULAŞIM FONU NE OLUYOR?

Evden çalışmanın işçi ve patron için ne ifade ettiğini çalışma saatleri; servis, yemek gibi başlıklar; elektrik, su, yakıt vs. gibi temel giderler üzerinden somut olarak değerlendirirsek… Mesela kaçta mesai başlıyor ve bitiyor. Yemek giderleri ne oluyor, evdeki diğer masraflar? Ulaşım fonu ne oluyor?

ÖH: Şu an şirket güvenlik ve müdürler dışında boş; büyük binanın elektirik ısınma ve yemek giderleri sona erdi. Şimdi herkes bireysel olarak bu masrafları kendi yapıyor.

Sabah normal mesaide sistemin açılması isteniyor ve “normal mesai kadar başında aktif kalın” deniyor. Yemek, internet gibi masrafların bir kısmının ödeneceği söylendi ama bu Korona dolayısıyla böyle sanırım, gerçek home office'in başka koşullarda olacağı söylendi çünkü. 

Şirkete toplantı için sık çağrılacağımız ama yol parası kısmının bilinmediği söylendi. Bu arada şirkette hizmetli görevlilerine bu sayısal azalmadan dolayı servisçilerin sözleşmesinin yenilenmeyeceği söyleniyor. Bu sayede kalanlar için de imkanlar azaltılıyor.

'BİRİNİ İŞTEN ATSALAR, O KİŞİ SENİN İÇİN UFAK BİR EMOJİ'

AO: Toplam 9-10 saat calışılıyor. Ben 48 saat non-stop çalıştım işin yetişmesi için. Evden çalışınca yol mazeretin de kalmıyor.

Bunun dışında masraflar şunlar: Kahvaltı, elektrik, su, internet kullanımı sonucu harcanan kota, öğle ve mesai yapıyorsanız akşam yemekleri. İçtiğiniz çay, kahve de size ait.

Bu arada sosyalleşecek kişi yok. Zaten özel bir durumla karşı karşıyayız. Ama normal şartlar altıda bu ciddi bir sorun. Bunun patronlar için avantajı şu: Emekçileri ayırıp yaptıkları işe, ortamlarına yabancılaştırıyor. Yani birini işten atsalar, başka birini işe alsalar… O kişi senin için ufak bir emoji. Durum bu. 

SM: Beni şahsen kötü olarak etkiledi. Sosyal ortamda çalışmayı seven birisi olduğum için. Fakat hızlı dönüş sağlandığını söyleyebilirim bir çok konuda çalışanlar tarafından. Çünkü geç cevap vermenin yaratacağı algı evde çalışmayıp aylaklık yapmak olduğu için anında herşeye cevap vermeye çalışıyorsunuz. Fakat kendi başıma yapmam gereken işlerde müthiş bir isteksizlik oluyor.

Bu süreçte elbette maaş dışında bir ödeme olmuyor çalışana. Dolayısıyla öğle yemeği, harcanan elektrik hepsi bizim cebimizden çıkıyor. Evde kalınca ısınma gideri de artıyor tabii ki. Maaşlar eriyor haliyle. Mesai normal saatte başlıyor. Ofise gittiğimizde bu sarkabiliyordu fakat şimdi herkes tetikte olduğu için mesai başlangıcında mailler yağıyor.

Kimi sektörler için çok imkanlı görünmese de, bu durumun “kalıcılaşması” ihtimali için ne diyorsunuz? Bu durumda işçi sınıfının talepleri neler olmalı, olabilir?

SM: Bilemiyorum bunu öngöremiyorum. Fakat zaten bu şekilde çalışan arkadaşlarım vardı. Haftanın bazı günleri evde, bazı günleri ofiste olacak şekilde. Kalıcılaşma durumu olabilir bazı pozisyonlar için. 

Bu süreçte her gün giden arkadaşlarımız da var. Onlardan kopuk olacak bir düzeni ben kendi adıma asla istemem. Her ne kadar yaptığımız işler farklı olsa da sohbet ettiğimizde ortak sorunları yaşadığımızı konuşuyorduk. Bunların ortaklaşması, ortak talepler ve güçlü sesler çıkmasını sağlayabiliyor kimi zaman. Evden çalışma formunda bireysellik yerleşecek ve taleplerimiz sözkonusu olduğunda patronların daha rahatlamasına sebep olabilir bu. Aynı zamanda enerji, yol, yemek gibi masraflar çalışana yüklenebilir. 

'MASRAFLAR TALEP EDİLMELİ'

Tabii çalışanların burada uyanık davranıp bazı taleplerde bulunması gerek. Bu masrafların talep edilmesi gerekli diye düşünüyorum. Çünkü evimizde çalışarak işverene ait olan enerji, yemek, yol gibi giderleri sıfırlamış oluyoruz. Bunların bir kısmının karşılanması ve iş sözleşmelerinin buna uygun olması gerekli. Fakat benim bunlar olsa dahi tercihim iş arkadaşlarımla birlikte olacağım bir sistemde çalışmak olur.

ÖH: Bizim şirkette “benim evde koşullarım uygun değil, çalışmam” diyenlere “bu şekilde olacak diğer bir seçenek bulunmuyor” dendi. Kararlılar yani.

Çok katı bir sözleşme imzalatılacağı açık açık söylendi. Güvenlik ve çalışma disiplininin ön planda tutulacağı ve diğer haklar için, yemek ulaşım vs. için karar verilmediği söylendi. 

İnsanlara dışardan hoş görünüyor ama şirketlerin gözden çıkarılabilir işçilerine dönüştürülüyorlar aslında.

AO: Bu durumun kalıcı olabileceğini düşünmüyorum. Çünkü o kadar insanı yönetmek çok enerji ve personel gerektiriyor. Bizim Ar-Ge merkezlerinde uzun zamanlı olmaz. Özellikle müşteri odaklı yerlerde imkansız. Ama şu olur. 

Şimdiden milletin bu yılki, hatta gelecek yılki izinlerini yakıyorlar. Millete izin kullandırmaya çalışıyorlar. Mart ayının ortasında herkese “iznim şu kadar gündür, arz ederim” diye bir beyanname imzalattılar; bunun içinmiş. İleride ücretsiz tatil uygulaması gelir. Giden gider. Kalanlarla normal düzende devam ederler.

Talepler şunlar olmalı:

1. Ev, işyeri güvenliği kapsamında sayılmalı,

2. Masraflar ödenmeli, “home support” verilmeli,

3. İşten çıkartma ve ücretsiz izin yasaklanmalı,

4. Zorla izin kullanma olmamalı, bunun konusu bile açılmamalı,

5. Kontrol olmamalı. Bizi evlerimize gönderen onlar.

Temas azalınca mobbing azalıyor mu diye soracaktım; onu da bir değerlendirseniz...

ÖH: Mobbing için yüz yüze olmana gerek yok. İş baskısı, gece geç saatlere iş koyma, toplantı açma, sürekli hazır tutulmak da mobbing olabilir.

Tek avantajı işyerinde işe konsantrasyonu engelleyen kimi unsurların devreden çıkması olabilir. 

Ama evde de çocuklar ve sanki evde iş yapmıyormuş, boşmuş gibi davranılıp, ev işlerinin de sana yüklenmesi olur.

Çocuk sahibi olanlar için nasıl işledi ve ileri dönük bir projeksiyonla neler beklenebilir?

SM: Çocuğu olanlar için çok zor olduğunu arkadaşlarımızdan duyuyoruz. Görüntülü toplantılar yapılıyor ve çocuklar da toplantılara dahil oluyor. Çünkü evde gördüğü ebeveynden ilgi bekliyor haliyle.

AO: Çocuk dedin de. Bugün WebEx’ten toplandık. Herkesin çoluğu, çocuğu, bebesi ortadaydı. Evden çalışmak, senin işinse; kendi odan veya ofisin varsa; zaman sana aitse güzel. Bir de ailenden bir tık daha uzaksan…

Yani, eline kahvesini almış, Mac’iyle çalışan, ayağının dibinde kedisi uyuyan hipster resmi yalan. Yok öyle bir dünya.

Bütün ev halkı nude takılacağız diye hayal kurarken görüntülü toplantı çıkardılar başımıza. Olmadı.

ÖH: Beni de “evde bornozla çalışacaksın” diye kandırdılar. Hiç olmadı.