Taraf'tan Zizek'e keyfi sansür!

Ortadoğu halklarının isyanına farklı bir açıdan bakan Marksist sosyolog Slavoj Žižek'in makalesini sayfalarına taşıyan Taraf, bazı bölümleri almamayı tercih etti. Atılan kısımlar gazetenin bölgedeki gelişmeleri ABD gözlüğüyle değerlendirdiğinin açık göstergesi.
Cumartesi, 05 Şubat 2011 11:57

Marksist sosyolog Slavoj Žižek'in 1 Şubat'ta İngiliz gazetesi Guardian'da yayınlanan "Devrimci Arap Ruhu Neden Korkutuyor?" başlıklı yazısını iki gün sonra sayfalarına taşıyan Taraf gazetesi, Žižek'e keyfi sansür uyguladı.

2 Şubat'ta Bianet'te makalenin tümünün çevirisi yayınlanırken, iki çeviri arasındaki farklar ve atılan kısımlar dikkat çekiyor.

Taraf gazetesi muhabiri Tuba Tekerek'in çevirdiği makalenin bir kısmını keserken, bu işlemin yazının bazı kısımlarına bilinçli sansür niteliği taşıdığı görülüyor.

Batılı liberalleri Arap dünyasındaki isyanların laik niteliği karşısında kaygılanmalarını eleştiren Žižek'in, Taraf gazetesinden tam da eleştirdiği türden bir endişe sonucu "kesik" yediği anlaşılıyor.

Taraf bu satırlara yer vermedi
Taraf gazetesinin makalenin çevirisinde yer vermediği kısımların, radikal İslamcılığın Müslüman ülkelerdeki laik solun ortadan kaldırılması şeklindeki misyonuna işaret ettiği satırlar olması, gazetenin Ortadoğu ve Afganistan'a ABD'nin gözüyle baktığının açık göstergesi niteliğinde.

İşte Taraf gazetesinin almayı tercih etmediği ancak Bianet'in çevirdiği bölüm:

Açıkça köktendinci hareketler söz konusu olduğunda dahi sosyal boyutu gözden kaçırmamaya dikkat etmek gerekir. Taliban genellikle düzenini terörle dayatan köktendinci İslamcı bir grup olarak sunulur. Ancak, 2009 baharında Pakistan'da Suvat Vadisi'ni ele geçirdiklerinde New York Times onların "küçük bir zengin toprak ağaları grubuyla topraksız kiracıları arasındaki yarıktan yararlanan bir sınıfsal isyan" örgütlediklerini yazmıştı. Eğer Taliban çiftçilerin yoksulluğundan "yararlanarak", New York Times'ın sözleriyle "hala büyük ölçüde feodal bir düzenin hüküm sürdüğü Pakistan'ı bekleyen tehlike çanlarını çaldırabiliyor" idiyse, ABD ve Pakistan'daki liberal demokratları aynı yoksulluktan yararlanarak topraksız çiftçilere yardımcı olmaktan ne alıkoyuyordu acaba? Yoksa Pakistan'da feodal güçler mi, liberal demokrasinin doğal müttefiki?

Buradan çıkartılabilecek kaçınılmaz sonuç radikal İslamcılığın diğer yüzünde daima Müslüman ülkelerdeki laik solun ortadan kaldırılmasının yattığıdır. Bugün dünyanın en İslamcı ülkesi olarak tasvir edilen Afganistan'ın 40 yıl önce Sovyetler Birliği'nden bağımsız olarak iktidara gelen güçlü bir komünist partisi de dahil olmak üzere güçlü bir laik geleneğe sahip bir ülke olduğunu kim hatırlıyor? Nereye gitti bu laik gelenek?
(soL-Haber Merkezi)