'Mesmenya'dan Sevgiler'

Rus Kültürü ve Edebiyatı eğitimini yarım bırakmış Thomas Lagrange'ın dalgalı hayatı... Kaderi 'Mesmence tercümanı' olmasıyla değişiyor. Eski Sovyet toprağı Mesmenya'nın kaderiyse keşfedilen değerli elementlerle. Erkan Yıldız Fabienne Betting'in ilk romanını tanıttı.
soL - Erkan Yıldız
Pazar, 20 Ekim 2019 11:36

Fabienne Betting'in ilk romanı Mesmenya'dan Sevgiler, anlatıcı/kahraman “Thomas Lagrange”ın gecenin bir vakti gözüne uyku girmeyince iş aramaya niyetlenmesi ve başına gelen ufak bir ev kazası ile başlıyor. Gönül işlerinin hayatında açtığı yaraların tamiri sırasında, okumakta olduğu Sorbonne Üniversitesi'ndeki Rus kültürü ve edebiyatı eğitimini yarım bırakan Thomas hali hazırda çalıştığı McDonalds'taki işinden memnun değil. Daha iyi bir iş peşinde. Daha iyi, daha istikrarlı bir iş arama hevesi bira almak için mutfağa geçtiğinde ayağına minik bir cam parçasının batmasıyla uçup gidiyor. İş aramak yerine dergileri karıştırmaya başlayan Thomas okuduğu “Mesmence'den Fransızca'ya tercüman aranıyor. Ücret dolgundur.” ilanı ile “elektrik çarpmışa dönüyor.”

Ücret dolgunluğu bir yana işin kaynağında Mesmence'nin olması kahramanımızı harekete geçirmek için yeterli. Çünkü Mesmence'nin başladığı yerde Sorbonne Üniversitesi'nde aldığı dersler ve o dersleri veren ve aynı zamanda gönül yarasının kaynağı olan “Malislovna Jerona” var. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra dünyanın dört bir tarafında iş arayan eski SSCB yurttaşlarındandan birisi de Malislovna. “Yeni Baltık kültürlerini tanıtma amaçlı Uluslararası bir değişim programı”nda bulduğu fon sayesinde Sorbonne'da Mesmence dersleri veriyor. Paranın bu fonlar eliyle boşa akıtıldığını düşünenlerin arttığı bir dönem Avrupa'da. Demek ki “Yarının Avrupası'nı hep birlikte” oluşturmak ve “bağımsızlık özlemi” içindeki ülkelere yardım fikrinin eski heyecanını kaybettiği zamanlarda geçiyor hikaye.

Thomas'ın çeviri işini kabul etmesiyle gelişen olaylar okur olarak bizleri eğlenceli bir sakarlıklar, yanlış anlamalar zincirinin takipçisi haline getiriyor. Kahramanımızı kitap boyunca hareket halinde görüyoruz. İşe, çevirisi hakkında editörle buluşmaya, sevgilisi Sandrin'in bulduğu iş ilanına, sonra tekrar McDonalds'a, oradan gazetecilere röportaj vermeye, tekrar yayınevine, Malislovna'nın evine, iş yerine ve en sonunda Mesmenya'ya... Thomas açısından bu hareketin seyri sadece fiziksel değil düşünsel de bir sürüklenme barındırıyor. Sürekli yetişmek, derdini anlatmak, yapmaya çalışmak, iş bulmak, işten kovulmamak, kaybetmemek, kaybettiklerine anlam bulmak, üzülmek, mutlu olmak zorunda. Thomas yetersiz hissediyor ve aynı zamanda sakar. Huzursuzluğu, savrukluğu ve biraz da vurdum duymazlığı ile çağdaşımız Thomas.

UYDURULMUŞ GERÇEKLİK 

Betting'in anlattığı hikayenin odağında Thomas tarafından çevrilen Mesmence bir roman duruyor. Dünyada halihazırda kullanılan binlerce dil varken yazarın yeni bir dil icat etmesini kitabın dikkate değer noktalarından birisi olarak kabul edebiliriz.

Her dilin sınırları, sınırlamaları söz konusu. Çevirmenlik söz konusu olduğunda ise, bir dili bilmek denilen şeyin sadece o dilin sınırlarını çizen kuralları bilmek demek olmadığını söyleyebiliriz. O kuralların varlık kazandığı coğrafyanın, tarihselliğin, kültürel birikimin bilgisi de belli ölçülerde önemli. Bu da dil bilgisinin sınırlamalarına ek başka sınırlamalar getiriyor kuşkusuz. Yeni bir dil yaratmak Betting'in kahramanı Thomas'ı tüm bu sınırlamalardan kurtararak çevirisi konusunda “özgür” bırakmaya yardımcı oluyor. Thomas sınırlarını Betting'in çizdiği ve yaşadığı ülkede kendisinden başka bir ya da iki kişinin bildiğini iddia edebileceği bir dilde istediği gibi çevirisini yapabilir artık. Öyle de yapıyor. Baştan aşağı yanlış anladığı bir metni, istediği yerde sansürleyip, sansürlediği bölüme yeni bilgiler ekleyerek ilerliyor. Betting'in uydurduğu dili, kahramanı Thomas bir kez daha inşa ediyor. Aynı zamanda Mesmence oluşturulan gerçeklikle ilgisiz bir yeni gerçekliğin Fransızca inşaası demek bu. Fransızlar için Thomas'ın çevirisinde ne varsa Mesmenya' da da o var.

KIRILAN BARDAĞIN PARÇALARI

Her dil bir coğrafyaya ihtiyaç duyuyor. Betting'in yarattığı dilin ülkesi Mesmenya'yı bakın Thomas nasıl tanımlıyor: “Bardağın tamamının eski Sovyetler Birliği olduğunu varsayın. Bardak parçalanınca, en büyük parçası olan kıç tarafı bugünkü Rusya olsun. Takip eden en büyük üç parça ise Ukrayna, Belarusya, Kazakistan. En küçük parçaları Litvanya, Letonya, Estonya farz edin. Bunlardan başka bir de küçük, gözle görünmeyen, minnacık parçalar var.”

MESMENYA MESMENYALILARA BIRAKILMAYACAK KADAR...

İşte o “minnacık” parçalardan birisi Mesmenya. Haritalarda arayacağınız kadar gerçek bir Baltık ülkesi. Kimsenin varlığını önemsemediği ülke toprakları üzerinde keşfedilen değerli elementler sayesinde dünya gündeminin birinci sırasına oturuyor. Mesmenya'nın gelişmiş ülkelerin gündemine girmesi ile bu ülkelerde dile getirilen “Mesmenya halkının, çevrenin ve insanlığın çıkarları için...” söylemi arasında ikiyüzlü bir ilişki olduğunu söyleyebiliriz. Kitabı okurken, yazarın bu ikiyüzlü tutumu hem teşhir ettiğini hem de bu tutumla yer yer dalga geçtiğini görüyoruz.

Betting'in ilk romanı Mesmenya'dan Sevgiler, okuruna eğlenceli, keyifli bir okuma serüveni vaad ediyor. İçinden geçtiğimiz dar zamanlarda, bir parça gülümseme eşliğinde, huzur içinde okunacak bir şeyler arayan okurun aradığı kitap olabilir Mesmenya'dan Sevgiler.

Mesmenya'dan Sevgiler

Yazar: Fabienne Betting

Çeviren: Hüseyin Can Akyıldız