Virüs Schengen dinlemiyor

Sınırlı personelle çok test yapan büyük ülke olmak mı yoksa sınırları kapayan küçük ülke mi? İtalya, İspanya ve Fransa gibi merkez ülkelerinde yüksek vaka sayıları ve ölüm oranlarıyla karşı karşıya olan Avrupa Birliği Kovid-19 karşısında çaresiz görünüyor.
soL - İbrahim Can Usta
Perşembe, 02 Nisan 2020 12:56

Yeni koronavirüsün doğum yeri Çin’den çıkıp Avrupa’ya ulaşması fazla sürmedi. Üstelik, güncel verilere göre Avrupa Birliği’ne Çin’e verdiği hasardan fazlasını vermiş durumda. İtalya, İspanya ve Fransa’nın salgına karşı bir strateji geliştiremediği ortada. 67 bin vaka ve 750’ye yaklaşan ölüm sayısıyla AB’nin ekonomik gücü Almanya özellikle Akdeniz ülkeleriyle karşılaştırıldığında örnek gösteriliyor.

GÜNEY KORE STRATEJİSİ

Sağlık sektöründe ciddi bir personel sıkıntısı çeken Almanya hastanelerde yoğunluğu önlemek için “Kore stratejisini” uyguluyor. Bu strateji olabildiğince fazla test yapmaya ve hastaları hemen karantinaya almaya dayanıyor. Almanya haftada 300 ila 500 bin arası test yaparken Fransa test seçeneğini yalnızca ağır durumdaki hastalara saklıyor. Günlük test sayısını 200 binin üstüne çıkarmak isteyen Almanya’da Kovid-19’un ölüm oranı % 0.7 civarında. Fransız basınında bu rakamlar takdir ediliyor edilmesine ama bir yandan da bu uygulamanın aslında tam da Alman sağlık sisteminin zayıflığı yüzünden seçildiği vurgulanıyor. Almanya’da solunum destekli toplam 25 bin yatak var ve bu sayının aslında daha fazla olduğu ama personel yetersizliği nedeniyle geçtiğimiz aylarda daha da düştüğü öne sürülüyor. Ülkede 17 bin hemşire kadrosu sahibini beklerken, salgınla mücadele için tıp öğrencileri ve emekli sağlıkçılar göreve çağrılmış durumda. Alman sisteminin bir başka sorunuysa 2003’te geçen yasayla birlikte ameliyat başına alınan paranın hastanelerin bütçesinde önemli bir yer tutması. Salgına rağmen bu gelirden olmamak için protez ameliyatları gibi acil olmayan operasyonları hala iptal etmeyen hastaneler var.

NE KADAR PARA O KADAR SAĞLIK MI?

Bu tablonun tek başına para meselesi olmadığı ortada. 2018 OECD verilerine göre GSYİH’ye oranla sağlığa en çok harcama yapan ülke % 16.9’la ABD olurken onu % 12.2’yle İsviçre izliyor. Fransa ve Almanya’ysa aynı oranı (% 11.2) paylaşıyor. Şu an örnek gösterilen Güney Kore % 8.1’le İspanya (% 8.9) ve İtalya’nın (% 8.8) gerisinde bulunuyor. Bu oranların açıklayıcı olmaması, meselenin sağlık sektöründe dolaşan paranın büyüklüğü değil sağlık sisteminin nasıl örgütlendiğiyle ilgili olduğu anlaşılıyor.

KÜÇÜK ÜLKE ÖRNEĞİ: KARADAĞ

Büyük ekonomik merkezlerde virüs salgınıyla mücadeleyi karmaşıklaştıran çok sayıda etken var. Karadağ’sa bunun tersi bir örnek. İtalya’nın komşusu olan ve nüfusunun önemli bölümünün sınır ötesinde kültürel ve akrabalık ilişkileri taşıdığı Karadağ, 16 Mart gibi görece geç bir tarihe dek konoranvirüs vakası görülmemiş tek AB ülkesi olarak kalmayı başardı. Karadağ hükümeti Şubat ayında önce Çin’le olan turizm anlaşmalarını iptal etti sonra da Kuzey İtalya’yla uçuşları durdurdu. Sınırlarını kapamakla kalmayıp toplu ulaşımı kaldıran, okulları ve kafe-restoranları da kapayan ülkeye virüs 16 Mart’ta ABD ve İspanya’dan gelen iki yolcuyla girdi. İki haftada vaka sayısı yüzü geçerken iki de ölüm gerçekleşti.

Kore stratejisinin de izolasyonun da ne kadar uygulandığı ve ne kadar etkili olduğu tartışmaya açık. Emperyalizmin önde gelen merkezleri salgına karşı henüz tartışmanın ötesine geçecek bir çözüm yolu üretebilmiş değil. Şimdilik yalnızca izliyor ve tartışıyorlar.