Çocuklara aktarılan iç dünyalar

Çocuklara aktarılan iç dünyalar

Deniz Arık Binbay/Psikiyatrist
20/02/2017 Pazartesi

Size hiç oldu mu? Çocuğunuz ona hiç anlatmadığınız bir şeyi size söyledi mi? Ya da olmadık bir şeyi tam da sizin yaptığınız gibi yaptı mı? Üstelik nedenini bilmeden?

Anne babalar kendi zihinlerini çocuklarının zihnine eker.

Mesela 2-3 yaşındaki çocuğunuz, gebeliğinizi kimseye söylemediğiniz halde bir gün karnınıza dokunup “anne, karnında bebek var!” derse?

Ya da ani başlayan evden dışarı çıkma kaygılarıyla doktora başvuran genç bir kızın annesi arkasından gizlice doktora aslında kendisinin tam da o yaşlardayken tecavüze uğradığını anlatırsa? Ve kız bunu bilinçli bir şekilde bilmediği halde bu kadar derinden nasıl etkilenmiştir?

Ya da o kadar uğraşmanıza eğitimler almanıza, yazılar okumanıza rağmen aynen anneniz/babanız gibi davrandığınız ve şaşırdığınız olmuyor mu? Sıkıştığınızda ağzınızdan kendi çocukluğunuzda duymaktan nefret ettiğiniz kelimelerin döküldüğü?

Çocuğun anne babasıyla ve evdeki diğer önemli kişilerle kurduğu ilişkilerden insana kalanların bir görünen bir de görünmeyen boyutu vardır.

Görünen kısım genetik olarak aktarılan fiziksel özellikleri ve mizaç özellikleri, ebeveyniyle kurduğu özdeşimler ve ters özdeşimlerdir (asla babam gibi olmayacağım dediği noktalar).

Görünmeyen kısmındaysa içselleştirilen ilişki biçimleri, anne babadan (yaşayarak) öğrenilen düşünme biçimleri ve en önemlisi de ev içindeki atmosferdir. Atmosfer yerine iklim demek daha doğru. Evdeki iklim duygusal koşulların genel olarak nasıl olduğudur. Her iklimde bazen hava şartları sertleşebilir, yağmur da, dolu da, hatta fırtına da zaman zaman ortaya çıkabilir, sonra durulabilir. Ama iklimin genelde ılıman bir iklim olması önemlidir. Bu iklim insanın ileriki yıllarda, erişkin olduğunda nasıl bir iklimde yaşamak isteyeceğini de belirler. Çok ilginç bir şekilde evde genelde gergin bir iklim varsa, kişi kendi yakın ilişkilerinde gergin bir ilişkiyi devam ettirme eğiliminde olurlar. Ya da örneğin sürekli uzakta olan birine bir özlem duygusuyla geçtiyse yıllar, büyüyünce de nedenini bilmeden başka şehirlerden sevgililer bulma, ya da yanında olsa bile yakın olamayan biriyle ilişkilenme görülebilir. Çocukluğumuzdaki o genel atmosferi, o iklimi arar durur bilinçdışımız. İyi ya da değil, şu anda işe yarar ya da yaramaz bakmadan. Çoğu kez de işe yaramayı bırakın, insanın ayağına takılır, başka türlü bir ilişki kuramaz hale gelir, ya da başkaymış gibi görünen ilişkiler hep “bu da aynıymış” repliğiyle biter. Ta ki soluğu bir terapistin odasında alana kadar.

Çocuğumuza hangi duyguyla baktığımızı, onunlayken nasıl hissettiğimizi çocuğumuz, taa içinde bilir. Hakim duygu yetersizlikse örneğin, bu duyguyu içselleştirir. Ya kendi de yetersizlik hissedip durur ya da karşısından hep daha fazlasını bekler hale gelir. Son dönemde ebeveynlerin yetersiz hissetmesi için o kadar çok sebep var ki. Aldın alamadın bir sürü “lazım” listeleri var yalnızlaştırılmış ebeveynlerin. Çocukların tüm sorumluluğu sanki omuzlarına yüklenmiş gibi… Destekleyen, doğumdan itibaren bebeğin beslenmesini, yapılmasını gerekenleri, gelişimini, aşılarını takip eden, kreş ve izin olanakları sunan, kucaklayıcı bir devletin yokluğunda anneler de babalar da maalesef daha tedirgin, daha kaygılı ve daha yetersiz hissediyor. Bu yetersizlik hissi eninde sonunda çocuklarımızı da etkileyecektir.

İçinizdeki hakim duygu sıkılmaysa, maalesef kendisini değersiz hissettirecek, sıkılacak insanları bulması büyük olasılıktır. Ya da onu dinleyeceğinize, gözünün içine bakıp oyun oynayacağınız yerde cep telefonunuza, bilgisayarınıza, televizyona bakıyor ve çocuğu geçiştiriyorsanız, ileride aynen kendine bunu yapan birini bulacak ya da kendisi karşısındakilere böyle davranacaktır. Her ikisi de doyumlu ve mutlu bir ilişki getirmez.

İşin ilginç bir yanı da çocuklara aktardıklarımızın çoğunun bilinçdışı olmasıdır. Yani aktardıklarımıza kör kalırız çoğu kez. Neyse ki iyi birer aynadır çocuklar. Bir gün gelir kendinizi görürsünüz yüzünde ya da bir sözünde. Gördüğünüz içinizi acıtıyorsa, işte o zaman değişmenin ve değiştirmenin zamanı gelmiş demektir.

Katkı ve öneriler için; [email protected]