TKP yenilenecek mi?

14/01/2020 Salı
TKP yenilenecek mi?

Kemal Okuyan'la, Türkiye Komünist Partisi'nin 100. yılını, bölgesel gerilimleri, İran'ı ve 21. yüzyılı konuştuk. "TKP yenilenecek mi?" sorusuyla başladığımız söyleşiyi okurlarımızla paylaşıyoruz.

Yüz yıl önce kurulmuş bir parti TKP. Bir asır sonra TKP yenilenme gereksinimi hissediyor mu?
Komünizm modern bir olgudur. Komünistler kendilerini yenilerler, değişen koşullara uygun yanıt ve araçlar geliştirirler. Ancak bugün kullanılan anlamıyla yenilikçi değildir komünistler. Bugün yenilikçilik ilkesiz, omurgasız, dün-bugün-yarın bağlantısı kurmadan siyaset yapmak anlamına gelmektedir. Komünizmin ne anlama geldiği, dünyayı nasıl yorumladığı, sınıfsız-sömürüsüz bir toplumsal düzene nasıl ulaşılacağı, emek ile sermaye arasındaki mücadelenin temel özellikleri, bütün bunlarda köklü bir değişiklik olamaz. Kapitalizm öz itibariyle dün neyse bugün de o. TKP programını, ilkelerini, siyaset kültürünü değiştirme gereksinimi duymuyor. Tersine TKP’nin en önemli özelliklerinden biri tutarlı olmasıdır. Her sıkışıklıkta dünya görüşümüzü sorgulamayı düşünmeyiz. Bunu yapan partilerin “yeni” olduğu da pek kuşkuludur. Akşener’in partisi mi “yeni”dir; Davutoğlu’nun partisi mi? Diğerleri ile birlikte artık tarihin çöplüğüne atılması gereken “eski” düzeni savunuyorlar. Ya da “yeni” diye ortaya çıkan “sol”un neresi yenidir? İspanya’da Podemos da mevcut düzeni cilalamak için geçtiğimiz yüz yılın başlarında ortaya çıkan eğilimlerin hortlamış halini savunuyor. Yunanistan’da Syriza benzer bir pratik sergiledi. Yeniyim diye çıkanlar yeniden ne anladıklarına da açıklık getirmeli. Bir de “eski”yi tarif etmeliler, neymiş “eskiyen” onu bir anlatmalılar. Hiçbir inandırıcılıkları yok.

Ancak yüz yaşına giren bir parti bu kadar yılda hedefine ulaşamadığına göre “yeni”ye gereksinimi yok mu?
İnsanlık bütün dünyada sömürücü sınıfları, uluslararası tekellerin egemenliğini yıkmak için mücadele ediyor. Doğrudur bu mücadele yeni başlamadı, zaman zaman büyük başarılar elde edildi. 1917 Rus Ekim Devrimi, Çin’de, Vietnam’da gerçekleşen devrimler, 1945’de faşist Almanya’nın bozguna uğratılması, Küba Devrimi… Sonra geçici bir geri çekilme yaşandı. Basit bir hükümet değişikliğinden söz etmiyoruz; düzen değişikliği, insanlığın sömürücüleri sırtından atması. Bu türden büyük toplumsal dönüşümler yalnızca sizin çabalarınıza bağlı değildir, bu değişimlerin önünü açacak koşulların olgunlaşması gerekir. Bu koşulların olgunlaşması kaçınılmazdır, bugünkü düzen krizler, savaşlar üretmektedir. Bütün dünyada ezilenler hazırlık yapmalı, örgütlenmeli ve ortaya çıkacak tarihsel fırsatları kaçırmamalıdır. Sosyalizmin geçici gerilemesi kimseyi aldatmasın. Henüz bu gerileme birkaç on yıllık bir hadise; yakında kimin gerilediğini, kimin yıkıldığını görürüz. Bugün Türkiye’de laiklik ortadan kalktı diye, yobazların kalıcı bir zafer kazandığını düşünmek nasıl saçmalıksa, aynı şey sosyalizm için de geçerlidir. İnsanlık emperyalizmin, kapitalizmin hakkından gelecektir. TKP bu iddia ve gerçekliğin Türkiye’deki temsilcisi olarak yola kararlılıkla devam ediyor.

Geçtiğimiz günlerde bölgede savaş olasılığı çok güçlendi, İran ile ABD birbirlerine zarar veren hamleler yaptılar. Sonra gerilim azaldı. Sizce savaş tehlikesi geçti mi?
Savaş tehlikesi geçemez, çünkü dünyanın birçok yerinde olduğu gibi, Ortadoğu’da da bölgesel ya da düşük yoğunluklu savaşlar sürüyor. Bunların hızla kapsamlı bir savaşa dönüşmesi her zaman mümkün. Savaşları üreten emperyalist sistemdir. Bunu asla ve asla unutmamak gerekir. O zaman kim haklı kim haksız sorusuna daha az önem verirsiniz. Çünkü savaşların itici gücü kapitalistler arasındaki paylaşım kavgasıdır. Rekabet, paylaşım kavgası olmayan bir kapitalizm hayaldir. Her kapitalist ülke gücü oranında enerji kaynaklarını ele geçirmeye, yeni pazarlar ve yatırım alanları bulmaya, ucuz işgücü ve ham madeye erişmeye çalışıyor. Bunun için her şeyi yaparlar.

İran’ı karalayanları eleştirdiğiniz bir yazınız yayınlandı. İran bu pay kavgasının dışında mı?
Hayır, İran da bir kapitalist ülke olarak bu kavganın içinde. Benim eleştirdiğim İran’ı ABD aklı ve ağzıyla karalayanlardı. İran’ı neden eleştiriyorlar? İran’da gerici bir iktidar olduğu için mi? Hayır. Öyle olsaydı Suriye’de, bölgenin en laik iktidarlarından birine karşı cihatçı-emperyalist koalisyon savaş başlattığında bunun karşısında dururlardı. Oysa biliyoruz ki, bugün İran’ı dillerine dolayanlar dün Suriye’de “diktatör Esad yıkılsın” diyerek bu kanlı tezgaha destek olmuştu. Peki İran’dan söz ederken hiç İran’da işçilerden, emekçilerden söz ediyorlar mı? Hayır. Onların tek derdi var, İran’ın batılı emperyalist ülkelerle olan gerilimi. Bu dertlerini gizlemek için totaliter rejimlere karşı olmak gibi bir şey uyduruyorlar. Bizim İran’daki iktidarla ilgili değerlendirmelerimiz emperyalist batının değerlendirmelerinden çok farklı. ABD ve diğer emperyalist ülkelerin İran halkının özgürlükleriyle, adaletle, barışla filan ne ilgisi olabilir ki! Yıllarca halk düşmanı Şah rejimini destekleyenlerden ne bekleriz ki. İran’da yeni bir düzen kurulacaksa bu yeniden Amerikancı bir düzen olmamalı; işçilerin emekçilerin iktidarı olmalı. Eşitlikçi, laik ve anti emperyalist!

Son olarak tekrar yüzüncü yıl konusuna dönelim isterseniz. Yüzüncü yaş günü TKP açısından ne ifade edecek?
Bir açıdan bakıldığında, yüz yıllık bir mücadele, yüz yıllık bir tarih var ortada, bir kutlama konusu bu. Öte yandan bugün dünyada ve Türkiye’de kutlamadan ziyade, mücadeleyi yükseltmek, açıklarımızı kapatmak, hazırlanmak, üretmek, örgütlenmek gerekiyor. 2020, TKP açısından yüz yıllık bir birikimi daha güçlü, daha gelişkin kılmak için bir sorumluluktur. Son yıllarda parti emekçi halkın içinde kök salmaya başladı, daha geniş kesimlerin ilgisini çekti, örgütlülüğü yaygınlık anlamında büyürken, işçi mahallelerinde ve işyerlerinde sıçrama kaydetti. Yüzüncü yaşımızı bu doğrultuda yolumuza devam ederek karşılıyoruz.

Yüzüncü yıla özgü etkinlikler düzenlenmeyecek mi?
Mücadelemizin bir parçası olarak. Partimizin yüz yıllık tarihi üzerinde çalışıyoruz. Sınıfsız-sömürüsüz bir toplum mücadelesinde sanatın büyük yeri var; bu yıl daha fazla ve daha çarpıcı bir sanatsal yaratım yılı olacak bizim için. Bu kapsamda sergiler, konserler, tiyatro gösterileri gerçekleşecek, kitaplar yayınlanacak. Ancak her durumda biz yüzüncü yılımızda partimizi daha yaygın, daha güçlü, daha etkili, daha örgütlü, hale getirmek için uğraşacağız; karanlığı ve patronları gerileteceğiz.