29 Ekim’de neyi kutluyorlar?

29/10/2019 Salı
29 Ekim’de neyi kutluyorlar?

Türkiye sağcısı (yalnızca Milli Görüş geleneği değil) Cumhuriyet’i içine hiç sindirmedi. Bir bölümü mecburen kabullenmiş gözüküyordu. 

Bu genel kuraldır, devrimlerin maddi altyapısı zayıflasa da, ideolojik etkileri sürmeye devam edebilir, hatta dokunulmazlıkları da…

Devrimin meşruiyet kaynağı kendisidir!

Türkiye sağcısı, yalnızca genel olarak devrim karşıtı olduğu için değil aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu sağlayan devrim sürecinde kendisine ait hiçbir şey bulamadığı için Cumhuriyet’i içine sindiremedi. Referanslarını Osmanlı’da aramak zorundaydılar. 

Ya ne yapsınlardı? Soğuk Savaş’ın göbeğinde Kemalist-Bolşevik işbirliğini yâd edip, NATO bayrağı altında emperyalist işgale karşı mücadeleyi mi güzellesinlerdi? Tarihsel referansı olmayan siyasi bir varlık olamaz. Türkiye sağı Osmanlı yıllarına mahkumdu(r).

AKP Türkiye sağcısının büyük rüyasını gerçekleştirdi. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna ait olan değerlerin önemli bölümü zaten aşınmış, hatta ortadan kalkmıştı. Ancak AKP en kritik noktaya, laikliğe öldürücü darbeyi indirdiğinde maksat hasıl oldu, Türkiye’nin gerici birikimi tarihsel intikamını aldı.

Buraya kadar anlattığım öykünün bilinen kısmı. Fail belli.

Peki azmettiren? Suç ortakları? Onlardan söz etmeyecek miyiz?

Türkiye’de burjuva devriminin en parlak, en ileri uğrağı olan 1919-1923 döneminin sonraki yıllarda Cumhuriyet’i kendi sınıfsal çıkarları için tepe tepe kullanan sermaye sınıfı açısından rahatsız edici unsurlar taşıdığı ortada. Yalnız Türkiye’de değil, bir kural olarak bütün ülkelerde tekeller, burjuva devrimlerinden geriye kalan ne varsa onları yok etmeye, ortadan kaldırmaya çalıştı ve bunu büyük ölçüde becerdi. Kapitalizm ileri olan hiçbir şeye tahammül edemez; yok eden, tüketen, çürüten bir toplumsal sistemden söz ediyoruz. Ancak özel olarak Türkiye burjuvazisinin zaman içinde Kurtuluş Savaşı’nda kendi  egemenliğini tehdit eden unsurlar görmeye başladığını unutmamak gerekiyor. En can alıcısı da “Devrim” fikrinin kendisiydi.

Patronların bu fikirden kurtulması gerekiyordu, emperyalist sistemle entegrasyonu sorgulatan anti-emperyalist koşullanmalardan kurtulması gerekiyordu, işçi sınıfını oyalamak ve kaderciliğe yöneltmek için laiklikten kurtulması gerekiyordu. 

Sağın Cumhuriyetten intikam alma girişimlerinin arkasında sınıfsal bir akıl vardı. Şimdi bu sınıf, Cumhuriyetin arkasından helva değil Atatürklü reklam videoları dağıtıyor. 

Haklarıdır, başardılar!

Azmettiren zengin patronlardır.

Suç ortaklarıysa saymakla bitmez.

1923 Cumhuriyetini beğenmeyip AKP Cumhuriyeti’nin temellerine harç döken sözde devrimciler…

TÜSİAD’ın “modern”ine tutunarak cumhuriyet ve laiklik savaşı verdiğini sanan düzen bekçileri…

Cumhuriyet’in tarihsel bir ilerleme olduğu fikrine itiraz etmeyi Marksizm sananlar…

Erdoğan’ın el çabukluğuyla Kurtuluş ve Kuruluş’u yabancı işgalinin sonlandırılmasına indirgemesini kabullenerek Cumhuriyet’in Osmanlı ile hesaplaşma anlamına da geldiğini unutan ahir zaman Kemalistleri…

Bugün her birinize uygun bir “kutlama” var; ister “Saray”la, ister “Saray”a karşı!

Heveslenmeyin, başarınızın altında kalacaksınız.

Hayatın akışı devam edecek ve Cumhuriyet, emekçi halkın iradesiyle mutlaka yeniden kurulacak.