Yağmanın öteki adı: TOKİ

20/09/2013 Cuma
Yağmanın öteki adı: TOKİ

TOKİ aslında yalnızca yağmanın değil, kentlerin kimliksizleştirilmesinin, yaşam alanlarının betonla sıvanmasının, yoksulların kent dışlarına sürülmesinin ve kamu arazilerinin özelleştirilmesinin de diğer adı.

TOKİ’nin yıldızı, AKP döneminde parladı. Bütçeden kaynak aktarılmamakla birlikte 2004 yılından sonra kendisine konut yapması için büyük miktarlarda “atıl durumdaki kamu arazileri” tahsis edilmeye başlandı. Kamu taşınmazları bu yöntemle özelleştirilirken, TOKİ’nin mali yapısı güçlendirildi ve devasa bir ofise dönüştü.

TOKİ’nin internet sitesinde, 30 Temmuz 2013 tarihinde güncellenmiş, “Konut Üretim Raporu” adı verilen özet bir rapora yer veriliyor. Raporda, 57,4 milyar TL tutarında 5 bin 11 ihalenin sonuçlandırıldığı, bu ihalelerle 595 bin 718 konut üretildiği, bu konutların 479 bin 48’inin satıldığı, 455 bin 286’sının ise bitirilerek alıcılarına teslim edildiği belirtiliyor.

Bu konutları elbette TOKİ yapmıyor. Zaten 623 çalışanı var. Arsayı devlet veriyor, yüklenicisini TOKİ buluyor, biten konutları satıyor ve elde edilen gelir, yüklenici ile TOKİ arasında kırışılıyor. Açıkçası TOKİ, ihale ve tahsilat ofisi gibi çalışıyor.

Yasalarda TOKİ’nin kâr amacı taşımadığı kuralı yer alıyor. Gerçeğin böyle olmadığı çok açık. Çünkü peşin ödemelerde kredi faizi oranlarıyla açıklanamayacak düzeyde indirimler yapılıyor. Ayrıca, zaman zaman açılan kampanyalarla, konut fiyatları büyük oranlarda düşürülüyor. Bırakın normal kâr oranını, yüksek kâr marjlarıyla çalışmasa bu tür uygulamalara girişilebilmesine olanak yok.

TOKİ’nin gözde yüklenicileri var. Kurumun Devlet İhale Yasası kurallarına göre çalışıyor olması, yandaşlarını koruma gücünü azaltmıyor.

Birçok ihale, Yasa’nın doğal afet ya da acil durumlarda uygulanması gereken 21/b maddesine göre pazarlık yöntemiyle yapılıyor. Pazarlık yönteminde Kurum, istediği üç yükleniciyi çağırıyor, ihale “sen-ben-bizim oğlan” arasında gerçekleştiriliyor. Aslında ihaleler, işin gerektirdiği koşulları taşıyan herkesin katılabildiği Yasa’nın 19. maddesinde tanımlanan açık ihale yöntemiyle yapılsa da pek bir şey değişmiyor. Çünkü çoğu kez “iş dışarıda kotarılıyor”, ihale komisyonuna “ritüel”i tamamlamak kalıyor.

Yandaş olmayanların TOKİ’den ihale alabilmesi, hele bir de işin tutarı büyükse, çok zor. Üstelik böyle bir durumda istekli olmak, cahil cesareti gerektiriyor. Çünkü gözde yükleniciler TOKİ’nin kendilerini koruyacağını bilerek teklif veriyor. Malzeme ve işçilik kalitesi ile projesine uygunluk adam gibi denetlenmiyor, böylelikle talan düzeni herhangi bir engelle karşılaşmaksızın sürdürülüyor. TOKİ’nin yaptırdığı konutlar çok niteliksiz. Kuralına göre denetim yapılsa, yüklenicilerin çoğu iflas eder. İdarenin koruması altına girememiş bir yüklenici, başına neler geleceğini çok iyi bildiği için istekli olamıyor.

TOKİ’nin en gözde yüklenicisinin, 2 milyar 33 milyon 562 bin liralık ihale ile Akdeniz İnşaat firması olduğu görülüyor. Bu firmanın sahibi olan Ağaoğlu’na, reklamlardan aşinayız: Kendisini projeleri çöpe atan adam olarak tanıyoruz, bir de 1453 projesinden. Ağaoğlu’nu, 914 milyon 525 bin lira ile Aşçıoğlu İnşaat Şirketi izliyor. AKP’den 2011 yılında Şanlıurfa milletvekili aday adayı olan İbrahim Halil Yanmaz’ın Ilgın İnşaat firması 852 milyon 441 bin lira tutarında ihale almış. 22. Dönem AKP Milletvekili Niyazi Özcan’ın Öz-Kar İnşaat Tic. ve San. Anonim Şirketi de 789 milyon 452 bin 675 lira ile önde yer alan şirketlerden. Mustafa Ekşi ve Özyazıcı İnşaat Şirketleri de 450-500 milyon liraya ulaşan tutarlardaki ihalelerle dikkati çekiyor. Bu arada enerji piyasasından yakından tanıdığımız Limak İnşaat firmasının 194 milyon 444 bin 412 lira ile önlerde yer aldığını da belirtelim.

Görüldüğü gibi, canlandırıcı sektör denilerek, krizden çıkabilmek uğruna bütün olanaklar inşaat sektörüne aktarılırken, yandaşlar ihmal edilmiyor.