Diyanete yeni fırsatlar: Vefa Koordinasyon Grubu - Açık Kapılar Vefa İletişim Merkezi

25/03/2020 Çarşamba
Diyanete yeni fırsatlar: Vefa Koordinasyon Grubu - Açık Kapılar Vefa İletişim Merkezi

Yeni Anayasada kamu kurum ve kuruşlarının kurulması, kaldırılması ve birleştirilmesi için yasa çıkarılması gerekmiyor; Cumhurbaşkanı Kararnamesi yetiyor.

Bu kurala bile uymadılar. İçişleri Bakanlığının 22 Mart günlü sokağa çıkma yasağı ek genelgesiyle, il/ilçelerde iki birim kurulması öngörüldü. Biri “Açık Kapılar Vefa İletişim Merkezi”, öteki “Vefa Koordinasyon Grubu” adını taşıyor.

Açık kapılar vefa iletişim merkezleri, sokağa çıkma yasağı kapsamına giren yurttaşları izlemek, sokağa çıkma izinleri vermek ve temel gereksinmelerini karşılamakla; vefa koordinasyon grubu ise bu işleri üslenmek üzere ekipler oluşturmak ve süreci yönetmekle, görevlendirildi. Aynı Genelgeyle vefa koordinasyon grubunun kararı ya da görevlendirmesi olmayan kurum, kuruluş ve STK’ların yardım faaliyeti yapması yasaklandı.

Sokağa çıkma yasağına takılan yurttaşların temel gereksinmelerinin karşılanması hizmetinin bir merkezden yönetilmesi doğru bir yöntem. Ancak bu amaçla yeni yapılar kurulması gerekmiyor; kamu örgütünde bu gibi hizmetleri görmek amacıyla kurulmuş birimler zaten var.

Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma vakıfları ile AFAD’ın yok sayılıp, derme çatma ve alelacele yeni birimler kuruluyor olmasının altında gizli amaçlar aranmalıdır.

1986 yılında 3294 sayılı Yasayla kurulan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma vakıfları (SYDV) hem sayı hem bütçe hem deneyim hem de örgütlülük açısından fazlasıyla yeter. Bütün il ve ilçelerde kurulmuştur ve sayıları 1003 adettir. Her birinin başında vali ya da kaymakam vardır. Mütevellileri belediye başkanı, il ve ilçe milli eğitim, sağlık ve tarım müdürleri ile il ve ilçe müftülerinden oluşmaktadır. Çalışanları, bölgelerinde yaşayan muhtaç kişileri tanır. Hemen hepsinin bilgileri elektronik ortamda izlenmektedir. Ayrıca kamu bütçesinden beslendikleri için güçsüz de değillerdir. Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler bakanının söylediğine göre her ay 135 milyon lira para aktarılırken, salgından sonra 180 milyon liraya çıkarılmış.

SYDV, 35 yıldır buna benzer işler yapıyor. Eğer ülkeyi yöneten AKP kadroları, bu kadarcık bir görevin üstesinden gelemeyeceğini düşündükleri için yeni birimler kurmuşlarsa en azından geçtiğimiz 20 yılın hesabını vermek zorundadırlar; neden böyle sürmesine izin verdiklerini bilmek hakkımız.

2009 yılında 5902 sayılı Yasayla kurulan ve 4 sayılı CB Kararnamesinin 30 ve izleyen maddeleriyle yeniden yapılandırılan Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), yalnızca deprem olunca hatırlanır. Oysa görev tanımı “afet ve acil” durumların hepsini kapsayacak denli geniştir. CBK’nın 31’inci maddesinde acil durum şöyle tanımlanıyor: “toplumun tamamının veya belli kesimlerinin normal hayat ve faaliyetlerini durduran veya kesintiye uğratan ve acil müdahaleyi gerektiren olayları ve bu olayların oluşturduğu kriz halini…”

Misyon bildirimlerinde ise şu sözler yazılıdır: “…hizmet sunumunda etkililiğe, etkinliğe ve güvenirliliğe özen gösteren, uluslararası düzeyde güçlü ve afet yönetiminde görev alan tüm kurumları etkili bir şekilde koordine eden bir kurum olmayı öngörmektedir.

AFAD, böylesi bir görevi yapacak güçte değilse boşa kurulmuştur ve bunca yıl boşa kamu parası harcamıştır.

Vefa Grupları Ne Gibi Amaçlarla Kurulmuş Olabilir?

Diyanet İşleri Başkanı, salgının yol açtığı bulanık havada manevra alanını alabildiğince genişletmek istiyor. SYDV ve AFAD’ın karar alma ve uygulama süreçlerinde değişik uzmanlık alanlarından yetkililer yer aldığı için elverişli değil.

Toplumun kılcal damarlarına daha çok nüfuz etmeye çalışıyor. Kurumsallığı olmayan, istediği gibi biçimlendirebileceği “vefa merkezleri/ grupları” bu iş için biçilmiş kaftan. Üstelik, dinci vakıflarla daha çok içli dışlı olabileceği bir ortama daha kavuştu.

Bu yüzden de önceki (23.3.2020) gün yayımladığı genelgeyle din görevlilerini, vali ve kaymakamlar başkanlığında oluşturulan Vefa Koordinasyon Grubu faaliyetlerine gönüllü destek vermeye çağırdı.

İçişleri Bakanlığı genelgesi, sokağa çıkma ek genelgesi olarak adlandırılıyor. Ancak yanıltmasın: bununla sınırlı değil ve masum bir yanı da yok. Diyanet görevlileri, dinci vakıfların elemanlarıyla birlikte ellerinde makarna, salça, yağ, yumurta vb. besin maddeleriyle dolu paketlerle ev ev dolaşmaya başladılar.

Bir yandan “yaşlılarımız ve hastalarımız için iyilik” yaparken öte yandan kurdukları whatsapp gruplarına kattıkları kişi sayısını artırabilmenin yolunu arıyorlar. Diyanet İşleri Başkanlığı sitesinde whatsapp grubunun amacı şöyle açıklanıyor: “kalabalıktan uzak kalma zorunluluğu bulunan bu hassas günlerde camide cemaat oluşturamayan vatandaşlar, ailece evde cemaatle namaz kılmaya; hatim, dua, zikir, tesbihat gibi maneviyatı ayakta tutan ibadet ve taata teşvik edilecek”.

Diyanet, her yerde görev üstleniyor. İş cinayetlerinde, depremlerde, salgınlarda ve hatta asgari ücretlerin belirlendiği dönemlerde karşımızda ilk onu görüyoruz.