Dernek statüsünde bir holding: Kızılay

05/02/2020 Çarşamba
Dernek statüsünde bir holding: Kızılay

Kızılay Derneği, geçtiğimiz yıl, 6 Anonim Şirketi olan bir holdinge dönüştürüldü ve 6 binin üzerinde olduğu söylenen milyarlar değerindeki taşınmazları ile maden suyu işletmesi; kurulan şirketler arasında ilgisine göre paylaştırıldı.

Holding yapılan Kızılay’ın bugün itibariyle, İçecek Sanayii ve Ticaret; Gayrimenkul ve Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi; Kültür ve Sanat; Yatırım; Sağlık; Çadır ve Tekstil, adlarında 6 anonim şirketi var.

Holding oldu ama felakete uğrayanlar sığınaksız bırakıldı. Kızılay’ı bundan böyle, piyasanın gereklerine uymak zorunda olduğunun bilincini taşıyan “hayırsever iş insanları” yönetecek.

Somutlaştıralım: Şirketlerin hepsinin yönetim kurulu başkanı Kerem Kınık. Hayırsever iş insanı rolü şimdilik ona düşüyor.

Kızılay, şirket yönetmenin yabancısı değil. Kuruluşundan beri Afyon ve Erzincan’daki Kızılay Maden Suyu işletmelerini yönetiyor. Yıllık 1 milyar 100 milyon şişe kapasiteleri olduğu belirtiliyor. Ürünlerini Avustralya’dan Fransa, Almanya, Hollanda’ya; Türkmenistan’dan Suudi Arabistan’a 20 ülkeye satıyorlar. İnternet sitelerinde bolca; “her kapağı açılan maden suyu iyiliğe dönüşüyor…dünyanın iyilik dağıtan nadir işletmelerinden biriyiz…” gibi sözlere rastlanıyor.

Ancak bu yazılanlara itibar etmek doğru değil. İktisadi işletmelerinden çok az gelir elde ediyorlar. Üstelik Kerem Kınık’ın Kızılay Başkanı olduğu 2015 yılından sonra iyice düşmüş. 2012’de 35 milyon lira iken, 2016’da 1 milyon 870 bin lira; 2018’de 2 milyon 500 bin lira gelir elde etmişler.

Kızılay ve Kızılhaçların, hizmetlerini piyasanın egemen olduğu bir ortamda sürdürmesinin çok sakıncası var, bu yüzden büyük işletmelere sahip olmalarına izin verilmiyor. Gelirlerinin çoğunu bağış ve yardımlardan sağlıyorlar.

Hükümetin olası etkileme çabalarına karşı da dirençli olmaları isteniyor. Bu nedenle dünyanın her yerinde, “sivil toplum örgütü” statüsünde kurulmuşlar. Dernek statüsünde olmaları aynı zamanda, büyük şirketlere sahip olmalarını engelliyor.

Kızılay ve Kızılhaçlar, STK statüsünde olmakla birlikte yalnızca üyelerine hizmet amacıyla kurulmadıkları için yaptıkları işlerin yasalara uygun olup olmaması toplumun her kesimini ilgilendiriyor. Açık ve şeffaf olmak zorundalar.

Bu amaçla davranış kurallarının belirlendiği rehberler hazırlayıp yayımlıyorlar.

Uymaları gereken uluslararası kurallar neler?

Uluslararası Kızılay ve Kızılhaç Topluluğu ile Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin (ICRC) ortaklaşa hazırladığı; “Uluslararası Kızılay Kızılhaç Hareketi ve Sivil Toplum Kuruluşları için Afet Yardımında Davranış Kuralları” adlı Rehberde, kurallar 10 başlık altında sıralanıyor.

Birinci Maddesinde; “Sağladığımız insani yardım partizan ya da siyasi bir nitelik taşımamaktadır ve böyle görülmemelidir.”

Üçüncü maddesinde; “Yardım, belli bir siyasi ya da dini duruşa katkıda bulunmak için kullanılmayacaktır (…) Yardımın sağlanması ve dağıtılmasında belirli bir siyasi görüşü benimsemeden ya da dini inanışı kabul etmeden yapacağımıza söz veriyoruz.”

Dördüncü Maddesinde; “Kabul ettiğimiz yardımları ihtiyaçları karşılamak için kullanacağız. Bu yardım ne bağışlanan fazla eşyalardan kurtulmak ne de belli bir bağışçının politik çıkarı doğrultusunda yapılmayacaktır.”

Dokuzuncu maddesinde; “Bağışçılar ve bu bağışlardan faydalananlar ile tüm ilişkilerimiz açık ve şeffaf bir tutum içinde olmalıdır” deniliyor.

Kızılay bu kuralların hiçbirine uymuyor

Kızılay, hiçbir kurala uymuyor: ne bağımsız ne şeffaf ne gelirlerinin ne de giderlerinin hesabını veriyor.

Milyarlarca liranın nerelere harcandığını öğrenebilmek olanaksız. Küçük bir örnek verelim: Mali tablolarından 2018 yılında “amaç ve hizmet” başlığı altında, kültür ve sanat programları için 69 bin; Ekonomik Sosyal ve Toplumsal Kalkınma Programları için 3 milyon; Hukuk İnsan Hakları ve Politika için 6 milyon lira harcandığını görebiliyoruz ama, “Hayır İşleri Gönüllü Faaliyetler” başlığı altında listelenen 3 milyar 276 milyon liranın ne olduğunu bilemiyoruz. 

Oysa Dernekler Yasasına ve Kızılay Tüzüğüne göre iki yılda bir İçişleri Bakanlığınca; her yıl Genel Merkez Denetim Kurulu’nca denetlenmesi gerekiyor. İstenirse bağımsız denetim kuruluşlarına da denetim yaptırılabiliyor. Tüzüklerine göre raporların internet sitelerinde yayımlanması gerekiyor. Ama yayımlamıyorlar.

Kızılay’ın anonim şirketleri yeni kuruldu. Henüz tam olarak faaliyete geçemediler. Geçtiklerinde bu kadarcık bilgiden bile yoksun kalacağız. Ticari sır kavramına sığınacaklar.

ÖNCEKİ YAZILARI