Mahzuniyet Müzesi

04/05/2012 Cuma
Mahzuniyet Müzesi

Cüneyt Özdemir, 5N 1K’da bu kez Orhan Pamuk’un “Masumiyet Müzesi”ne yer verdi. Romana ve müzeye “masumiyet” adı verilmesi tam bir ironi. Postmodernler ironiyi severler, ne ki burada iradi olmayan komikliği, dipten gelen suçluluk duygusu üretiyor. Pamuk’un roman çizgisi ve masumiyet… Ters anlamları aynı yerde kullanmaya ironiden çok oksimoron deniyor.

Konumuz Pamuk değil, Cüneyt Özdemir. Özdemir’in programlarını ben samimi buluyorum. Gerçi muhalefetten, soldan, örneğin bizim soL portaldan eleştiriler yöneltilir kendisine. Bunda haklıdırlar da. Muhalefetin, solun sesi, haberleri, merkezi yayın organlarında ne gazetecilik etiğiyle, ne genel ahlakla, ne sözde demokrasi inancıyla bağdaşmayacak kabalıkla kısıtlanıyor. Solun buna çok daha fazla ve sert tepki göstermesi gerekiyor kanımca.

Az sayıda gerçek haberci, muhalifimsi insan kaldıkça medyada, onlardan beklentiler de artıyor. Birtakım gazetecilerden boylarını aşan tutumlar isteniyor. Benim de böyle çok sert yazılarım çıkmıştır. Mamafih Özdemir’in özde iyicil bir insan olduğunu ve bunu sıklıkla gazeteciliğine yansıttığını düşünüyorum.

Çaycuma’daki köprü faciasında uzman Kubilay Kaptan’la yaptığı görüşmede örneğin: Medyanın sık yinelediği onca göstermelik “doğru”ya karşın, yanlışların hiçbir şeye tınmaz pervasızlığını gördükçe düştüğü çaresizlik… O yüz ifadesi, isyanı. Bence gayet içtendi. Örneğin, bırakın yandaş medyayı, merkez medyadaki şu iğrenç Suriye yalanları karşısında, “doğru”nun sesini yansıtmaya çalışması…

Liberallerin Acınası Açmazı
Cüneyt Özdemir iyi bir liberal gibi davranmaya çalışıyor. Büyük toplam oluşturmasa da o yolda içten, kendi çizgisinde tutarlı epeyce okumuş var. Fakat kimlere yanaşacak, kimlerden öğrenecek bu insanlar? Günümüzde gerçek sola karşı hastalık boyutunda bir oto sansür, gerçek sansürle birleşiyor, samimi bir liberale ayar vermenin koşulları baştan yok ediliyor. Geriye popüler liberaller kalıyor. Popüler liberallerse iyicil liberallere sadece kötü rol model teşkil ediyorlar. Çünkü bunların büyük çoğunluğu uluslararası kanlı oligarşinin “demokrat” yüzlü ajanları. “Özgürlük veriyoruz” diye her yere daha çok kölelik ve daha çok ölüm götürenlerin hizmetinde ideoloji despotları.

Yazıktır bu televizyonculara
Özdemir, Masumiyet Müzesi’ne giriyor ve belirgin biçimde mahzunlaşıyor. Mahzuniyetten, mahcubiyete gidip geliyor. Peki o programın ardından neyi mi görüyoruz? Pamuk’la veya benzerleriyle yapılan her söyleşi sonrası, röportaja inen habercide en az birkaç hafta süren derin bir boşluk duygusu. Ekrandan rahatlıkla izleyebiliyoruz bunu. Mimiklerin silinmesi, bakışlarda bir manasızlık. Karanlık bir anlamsızlıkla yüzleşmenin şaşkınlığı. Televizyoncunun ruhsal sağlığını tehdit eden ciddi bir gereksizlik hissi! Gazeteci örgütleri uyuyor mu, RTÜK niye sessiz kalıyor?

Yahu, binlerce sayfa kitap yazan, yüzlerce kez televizyona çıkan bir adam, bu ağır sıkıcılığı, o nefes aldırmaz ego baskısını hafifletecek bir tane şaka yapamaz mı canım? Bir zamanlar radyoların üstüne konan köpeklerden bahsediyor Pamuk. Sonra aynı alışkanlık köpekleri televizyon cihazlarının üstüne konarak devam etmiş. Burada gergince gülümsüyor. Yazık! Romanlarında espri yapıp keyiflenmeye çalıştığında trafik kazasında parçalanan cesetlerden veya bombayla havaya uçurulan Mumculardan başka aklına fikir gelmeyen biriyle yaratıcı bir sohbet geliştirmeye çalışıyor Özdemir. Asıl ona yazık!

Peki bu nasıl bir cimriliktir! Piyasada o kadar çok iyi espri bulan metin yazarı var ki, az bir ödeme yap, birkaç şey ekle kitaplarına. Yok! Anlamak mümkün değil.

Niye köpek?
Sahi “müze” diye onca lüzumsuz şeyi niye raflara koymuş ki Pamuk? Romanlarındaki yoğun fetişizmin yansıması mı? Kolonya şişeleri ayrı bir rafta toplanmış. İçlerinde “Düzce Servet Kolonyası” göze çarpıyor. Müzelik nesi var anlayamadım, halen aynı şişelerde üretiliyor bu kolonya. Dilerse, istediği kadar gönderebilirim kendisine.

Bir de evet, niye o kadar çok köpek heykelciği? İnternette bakıyorum: Eski toplumlarda köpek figürü hırsı, tutkuyu ve ihaneti simgeliyormuş. Karşıt anlamda da sahibine sadakati. Alın size bir tezat daha. Bunlar ipucu olabilir mi?