Bir özgürlük alanı olarak insan öldürme özgürlüğü

09/09/2011 Cuma
Bir özgürlük alanı olarak insan öldürme özgürlüğü

Kürt meselesiyle ortaya çıkan düşük düzeyli iç savaşta ölenlerin 3 katı insan aynı dönemde daha feci şekillerde karayollarında yaşamını yitirdi Türkiye’de.

Bu bayramda yollarda 175 kişi öldü, 722 kişi yaralandı. Trafik kazalarında yılda 1,2 milyon insan ölüyor dünyada.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarında ölenlerden çok daha fazlası araç kazalarında hayatını kaybediyor.

Sadece trafik kazalarına karşı aymazlığı bile insan türünün aklı ve evrimiyle ilgili olumsuz bilimsel sonuçları tek başına doğrulayacak yükte.
İnsan bu korkunç sorunu sorun bile kabul edemiyor. Neden?

Olguyu siyasi bir sorun olarak göremediğinden mi? Problemi bir siyasi kriz olarak göstermeyi başarabilsek, acaba daha ileri adımlar atabilir miyiz? Şüpheli. Ama konu üstüne çok daha fazla ilgi çekebiliriz bu yolla. Çok daha fazla insanın o ölümler üstüne konuşmasını, gündem oluşturmasını, çok daha fazla insanın bu konu üstünde saflaşmasını ve kavgasını başlatabiliriz.

Hatta saflaşan taraftarların birbirini boğazlamasını bile sağlayabiliriz. Bu bizim “barış” yanlısı, “demokrasi ve özgürlük” taraftarı kimliklerimizi daha da kalınlaştıracaktır.

Sol, soruna neden eğilmiyor, örneğin Türk Tabipler Birliği doğrudan ilgi ve görev alanına girdiği halde bu konuyu niye gündemde tutmuyor, siyasi sorunlarla fazla ilgileniyor, diye sakın sormayın? Ben sordum, karşılığında bir yığın küfür işittim. “Vay, sen özgürlük mücadelesini, en temel haklar için verilen bir savaşı, nasıl olup da böyle alelade bir meseleyle karşılaştırırsın!” “Sen ne hakla o büyük, çok büyük gündemimizi böyle gayri siyasi bir problemle küçümsemeye kalkışırsın. Faşist misin?”

Evet, konuyu yine de siyasileştirmekten başka seçenek bulunmuyor. Ya magazinleştireceksin ya da siyasileştireceksin, ilgi çekmenin başka bir yolu icat edilmedi.

Konu doğrudan siyasi aslında. İnsanın körü körüne teknoloji tutsağı haline gelmesinden kaynaklı bir karabasandır yaşadığımız. Nihayetinde de kapitalizmi tercih etmesi var temelinde. İnsanın tek tek veya kitleler halinde iktisadi değer dışında herhangi bir değer taşımamasıyla doğrudan bağlantılı bu sonuç da. Suçlu yine kapitalizm de, o soyutlamayı, bu kadar zor bir çıkarımı! yapacak kadar gelişmiş mi beyinlerimiz? Kesinlikle hayır. O zaman başka yol bulacağız.

Sol, konunun üstüne gidemiyor, çünkü sosyalist ülkeler de geçmişte ve (bugün?) teknoloji ve ekonomi bağımlısı. Orada da kazalar, trafikten ölümler kapitalist ülkelerdekinden geri değil. O yüzden dilimiz tutuluyor.

Belki de başka nedenden. Bir açık neden şu: Marx bu konuda bir kuram geliştirmemiş. Lenin de bir şey demeyince açmaz iyice derinleşiyor. Onlar bir şey yazmayınca çağdaş popüler Marksistlerimiz de kalem oynatamıyorlar. Örneğin “New Left”de bir makale çıkmıyor ki aklımız açılsın.

“Ortodoks” Marksistlerden hayır gelmeyeceğine göre biz yine “özgürlükçü sol”dan medet ummalıyız. “Bir insan hakkı olarak öldürme hakkı” sloganı etrafında kazalara sol bir açılım getirebilir miyiz acaba? Bilindiği üzere dünya ölçeğinde kapitalizmin fikir babaları konuya “trafik canavarı” konseptiyle yaklaşıyorlar. Onlara göre bu katliam tümüyle bir takım kendini bilmez sürücülerin kabahati. O halde “canavar” ı boş verelim, söz konusu kişileri açıkça “terörist” ilan edelim. Konuyu da “terörizmle mücadele” bağlamında değerlendirelim. Bu şekilde daha radikal önlemler almak mümkün hale gelir. Örneğin bu trafik teröristlerinin tüm yakınlarını, hatta soydaşlarını izlemek ve onları suçlayıp baskı altına almak konuyu hayli politikleştirecektir.

Bu durumda da “özgürlükçü sol” elbette olguya “öteki” açısından yaklaşacak, insanın seyahat etme hakkı ve hız yapma hakkı açısından özgürlüklerimizi genişletmeye çalışacaktır. Hız yapma hakkının doğal sonucuysa eğer, “insan öldürme hakkı”na da müdahale edilmemelidir. Dolayısıyla tartışma buradan alevlenecek ve alan tamamıyla siyasileşecektir. Siyasi sorun çerçevesinde konuşmak daima şıktır ve böylece birçok aydınımız hızla sorunu anımsayacaktır.

Tüm sorunlara kapitalizm-sosyalizm ve insan açısından yaklaşmak, sistemi sorgulamak son derece demode ve sıkıcı. Ama özgürlükler ve “demokrasi” açısından yaklaşmak ilgi uyandırabilir ve istenen sonucu getirebilir.

Biliyor musunuz, araçları hız sınırlarının üstüne çıkartmamak teknolojik olarak son derece kolay. Trafik denetimlerini etkinleştirmekse sadece siyasi kararlılığa bakıyor. Ama bunlar ekonomiye zarar vereceği için kasıtlı olarak yapılmıyor.

Yılda 1 milyon 200 bin insan ölümü! Ve koyun tepkisizliğinde insan sürüleri… Yuuuh!

Vah insan aklı vah! Ah, yarattığı teknolojinin çok çok altında insan zekası ah!