Darbe karşıtları Honduras'a

30/06/2009 Salı
Darbe karşıtları Honduras'a

Honduras'taki darbenin zamanlaması her açıdan çok ilginç. İlginçliğin ilk boyutu Latin Amerika'daki dengeleri ilgilendiriyor. Bu dengelerin bir ucunda emperyalizm, diğer ucunda ise sola yönelen geniş halk kitleleri var. Latin Amerika'daki son dönem sol hareketler hakkında bolca tartıştık. Kıta bu tartışmaları ve daha fazlasını şüphesiz hak ediyordu. Honduras'ta Devlet Başkanı Manuel Zelaya'nın bir askeri darbeyle görevden uzaklaştırılması kıtada işleri belli ki kızıştıracak.

Bazen tarihte öyle bir an gelir ki, artık saati geriye almak mümkün değildir. Tarih açısından baktığımızda çok kısa sayılabilecek bir zaman önce, Venezuela'da Chavez'de yöntem aynı olmasa da, aslında benzer bir darbe girişimine maruz kalmış, ancak Hugo Chavez bu girişimden sonra attığı adımlarla, süreçten büyük bir zaferle çıkmıştı. Venezuela'daki darbe anı, saati geriye almanın mümkün olmadığı bir andı. O noktadan sonra inisiyatif tamamen sol güçlerin eline geçti ve şu ana kadar onların elinde kaldı. Venezuela'da bundan sonraki süreç de günahıyla sevabıyla Chavez ve müttefiklerine ait.

Honduras için bunları söylemek henüz mümkün değil. Ama bu darbenin sol için bir olanak yaratabileceğini herkes görüyor. Darbenin hemen ardından solcu liderlerin ortak hareket etme çabası da bunu gösteriyor. Honduras'ta inisiyatifin solun eline geçtiğini söylemek mümkün değilse dahi, ülkenin artık geri dönülemez bir noktayı geçmiş durumda olduğunu tespit edebiliyoruz. Bu darbeyi kimse geri alamaz. Honduras'ta ok yaydan çıkmıştır. Bundan sonraki günlerden bir beraberlik ya da pat durumu çıkamaz. Honduras'ta bir kazanan olmak durumunda. Ülkede ya emperyalizm ve onun destekçileri kazanacak, ya da sol bir adım öne geçecek.

Üstelik bu darbe yalnız bir ülkeyi de ilgilendirmiyor. Darbe, Latin Amerika'da bir süredir sürekli inisiyatif kaybeden emperyalizmin bir ileri adım denemesi olarak da okunabilir. Obama'nın kaygı dolu ifadelerle süslediği kınama mesajı kimseyi ABD'nin işin içinde olmadığına inandıramaz. Ama ABD'nin kıtada atacağı asıl adımın böyle bir girişimden ibaret olmayacağı da açık. Bu belli ki yalnızca bir deneme ama çok mühim bir deneme. Çünkü bu deneme kıta safhında güç dengesinde bir değişiklik olup olmadığını herkese gösterecek.

Honduras'ta yaşananlara haklı olarak tepki gösteren ve sürece müdahale etmek isteyen kıtanın diğer solcu liderleri, bu küçük ülkede yaşananların tüm kıtayı ilgilendirdiğinin farkında. Bu nedenle de işi sıkı tutuyorlar ve askeri müdahaleden dahi söz etmekten çekinmiyorlar. Böylesi bir iradeye dünya çapında bir süredir tanık olmamıştık. Sosyalizmin kaybı ve sahneden çekilişiyle, böylesi çıkışlar da sahneyi terk etmişti. Şimdi, belki de geri dönüş zamanı... Fidel'in dediği gibi her iki taraf da çok önemli bir sınavdan geçiyor. Bizlerse tüm kalbimizle emperyalizmin bu sınavdan çakmasını, iyi insanların ise geçmesini diliyoruz.

Bir sınava tabi olanlar yalnızca kuzeyi, ortası ve güneyiyle Amerika kıtası değil aslında.

Castro müthiş öngörüsüyle, Honduras'ı iyi okuyor olabilir, ama bir insan olarak onun da doğal sınırları var elbette. Konunun Türkiye ile ilgili boyutunu atlamış. Oysa ortada müthiş bir tesadüf var. Çok uzun zamandır çeşitli vesilelerle darbeleri tartışan Türkiye'nin önünde şimdi somut bir örnek var. Honduras'ta darbe oldu! Üstelik, darbelere karşı mücadele ediyorum diye ortalığı kasıp kavuran AKP'nin hükümet ettiği Türkiye, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin bu dönem için üyesi.

Darbe karşıtlığı konusunda mangalda kül bırakmayan AKP ve yandaşlarının Honduras konusunda somut bir adım atmasını beklemek hepimizin hakkı değil mi?

Somali'den Afganistan'a dünyanın tüm coğrafyalarına ABD ne zaman ihtiyaç duysa, o gereksinim için asker yollayanların, Latin Amerika'da işler kızışırsa darbe karşıtlarının cephesinde Chavez'in arkasında saf tutup tutmayacaklarını zamanı gelince görürüz.
Ama daha dün grup konuşmasında yargıda yapılan düzenlemelerin darbecilere karşı yapıldığı haykıran Erdoğan'ın Honduras darbecileri hakkında ne düşündüğünü öğrenmeye hakkımız yok mu?

AKP'nin Birleşmiş Milletler'deki o koltuğun ve darbe karşıtlığının hakkını vermesini bekliyoruz. Obama dahi kınadı, yolu açtı nasıl olsa...

ÖNCEKİ YAZILARI