Umutsuzluğa karşı mükemmel bir ilacımız var

17/12/2019 Salı
Umutsuzluğa karşı mükemmel bir ilacımız var

2019'un sonuna yaklaştığımız sıralarda TKP üç büyük kentte düzenlediği büyük salon toplantıları için çağrı yaptı. TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan'la İstanbul, Ankara ve İzmir'de düzenlenecek “Umuda, Örgütlülüğe, Halkın Şölenine Çağrı” etkinlikleri ile Türkiye ve dünya siyasetindeki "yeni" gelişmeler üzerine konuştuk.

Türkiye Komünist Partisi, üç kentte arka arkaya “Umuda, Örgütlülüğe, Halkın Şölenine Çağrı” adıyla etkinlik düzenliyor. Önce bu hafta sonu Cumartesi İzmir’de, sonra Pazar günü İstanbul'da ve nihayet 4 Ocak’ta Ankara’da. Nedir bu etkinliklerin amacı?

Yılgınlık, çaresizlik, umutsuzluk bugün halkın baş düşmanı. Kahrolası bir düzende yaşıyoruz, kabus gibi ve bu kabustan uyanmanın mümkün olmadığı fikri yayılıyor. Toplumu çürütür bu. Son haftalarda siyaset namına konuştuklarımıza bakın: Davutoğlu, Babacan, Cem Uzan… Çare diye önümüze bunlar konuyor. Evet şöyle diyebilirim: Biz bu çaresizliğe meydan okuyoruz ve meydan okumamızı güçlendirmek için düzenliyoruz bu etkinlikleri. Mevcut siyasi iktidarın bir kuşağın gençliğini çalan karanlığının ardından “kurtuluş” diye önümüze konanları reddediyoruz. Öncesinde Demirellerin, Çillerlerin, Özalların ve diğerlerinin mirasını da… Türkiye’nin para babalarının tasarımına mahkum edilemeyeceğini her yolla göstereceğiz, kanıtlayacağız. Aydınlık, sömürüsüz, eşitlikçi, bağımsız, egemen bir Türkiye sevdasından vazgeçmeyeceğiz. 

Bir açıdan bakıldığında, bu etkinliklerin sesimizi daha fazla insana ulaştırmak, daha çok kişiyle temas kurmak, Türkiye’yi yaşanası bir ülke haline getirme mücadelemizi geniş halk kesimlerine daha etkili bir biçimde anlatmak için yaptıklarımızdan bir farkı yok. Gazeteler, dergiler çıkarıyoruz, bildiriler hazırlıyoruz. Her gün TKP’nin Sesi’ni yayınlıyoruz. Bu etkinliklerin de benzer bir amacı olduğunu söyleyebiliriz.

Toplantılarda TKP’nin güncel gelişmelere ilişkin sözü olacak mı? Yeni partiler kuruluyor, erken seçim tartışmaları var, bir yandan da dış politikada birden fazla başlıkta sorunlar birikiyor.

Türkiye Komünist Partisi’nin bu halkı ilgilendiren her konuda görüşü var ve bunları hiç sakınmaksızın kamuoyu ile paylaşıyor. Gelişmelere diğer partiler gibi yaklaşmayız biz. Sansasyon peşinde, kolaycı çözümler, ucuz politik numaralarla insanları kandırmaya kalkmak bize göre değil. Yeni partiler bir yerden sonra bizi çok da ilgilendirmiyor. Görevimiz bütün düzen partilerinin etkisini kırmak, onların halkı aldatma yeteneğini azaltmak. Onun dışında temel muhatabımız elbette siyasi iktidardır, AKP’dir. Şu anda sömürü düzenini onlar temsil ediyor. Mücadelemizin siyasal odağında AKP duruyor. Ancak asıl mücadele ettiğimiz bir bütün olarak sermaye egemenliğidir. TKP patronların düzenini yıkacağını ilan eden bir parti olarak önceliği bu düzenin nasıl işlediğini emekçi halka anlatmaya ve onları bu düzeni değiştirme mücadelesine katmaya veriyor. Bununla bağlantılı olarak emekçi halka dönük gündelik saldırılar karşısında işçi sınıfının direncini güçlendirmek için uğraşıyoruz. Bu ülkede Babacan’ın partisinde kimlerin kurucu olacağına dair tartışmalardan çok daha önemli gelişmeler yaşanıyor. Okullarda eğitim emekçileri ayağa kalkıyor, güçlerini birleştiriyor, velilerle birlik oluyor; yoğun sömürünün yaşandığı tekstil atölyelerinde işten atılan işçiler direniyor ve haklarını söke söke alıyor; bankalarda yeni tipte örgütlenmeler gerçekleşiyor. Bunlar medyada yok ancak TKP’nin gündemini medya değil, emek ile sermaye arasındaki kavga belirliyor. Düzenleyeceğimiz etkinliklerde buna dair sözümüzü söyleyeceğiz ve TKP’nin ülkenin kurtuluşu için çizdiği yol haritasının yeni ve önemli unsurlarını paylaşacağız. Şölenimiz yılgınlığa, çaresizliğe, umutsuzluğa kocaman bir reddiye olacaktır. Sözümüzle, şarkımızla, şiirimizle, örgütlülüğümüzle aşacağız karanlığı. Umutsuzluğa karşı mükemmel bir ilacımız var: Örgütlülük!

2020’de Türkiye Komünist Partisi 100. yılına girecek. Bu etkinliklerin yüzüncü yıl ile bir ilgisi var mı?

Doğrudan bir ilgisi yok. Türkiye Komünist Partisi, belli aralıklarla kendi politikalarını, hem siyasal hem sanatsal bir dille anlatan etkinlikler düzenler. Yeni insanlarla buluşmak için kanal olan bu etkinlikler aynı zamanda Türkiye Komünist Partisi’nin kendi kendisine ayna tutmasına yarar. Son yıllarda TKP’nin etkinliklerine gelip de yüreğini ve aklını güçlendirmeden ayrılan çok az kişi oldu. Belki katılımcılar binlerle ifade ediliyor ama buradaki doğrultu ve enerji çok geniş bir kesime ulaşıyor. Ayrıca unutmayalım son dönemde emeğin, devrimcilerin, yurtseverlerin sesini tamamen kısmaya çalışıyorlar. Bunu kabullenemeyiz. Bütün bunlardan sonra yüzüncü yaşımıza elbette güçlü bir giriş yapmak istediğimizi ekleyebilirim. TKP 2019 yılında hem siyasal hem örgütsel olarak çok büyük mesafe aldı. 2020’de daha fazlasını yapacağız. Yeni üyelerimizle, TKP gönüllüleriyle çok daha güçlüyüz.

Dünkü yazınızda Corbyn’in seçim başarısızlığına değinerek solun akıl hocalarını eleştirdiniz. Solun köklü bir değerlendirmeye ihtiyacı yok mu?

Sol köklü değerlendirme yapa yapa sol olmaktan çıktı. Sol hayatı sadeleştirmek zorundadır. Bugünün dünyası sermayenin dünyası. Ortada azgın bir sömürü var ve sol bunu merkeze koymadan, sömürü düzenini yıkma düşüncesini programının merkezine çakmadan neyi tartışacak? Hangi yenilik? Babacan mı yeni, Mansur Yavaş mı, İmamoğlu mu? Bugünkü düzenin sürmesini öneren ya da bunu kabullenen hiçbir düşünce yeni olamaz. 200 yıldır kapitalizm her tür zokayı sundu insanlığa. Liberalizm, muhafazakarlık, ırkçılık, sosyal demokrasi, faşizm, dinsel fanatizm… Bitti, yeni bir şey yok. Kapitalizmin karşısında biricik seçenek sosyalizm. Sosyalizmin de yenisi eskisi olmaz. Üretim araçlarında özel mülkiyet kalkacak, planlı ekonomiye geçilecek, bütün toplum aşağıdan yukarıya örgütlü hale gelecek. Adım adım sınıfsız topluma gidilecek. Bu çizgide köklü bir değerlendirmeye gereksinim yok. Bizim tartışmamız gereken, bu çizginin güçlenmesi, örgütlenmesi. Bunun yollarının bulunması. Yeni düşüncelere burada ihtiyaç var. Ama yenilik diye devrimden bir süreliğine vazgeçelim, planlı ekonomi itici geliyor onu rafa kaldıralım, devletleştirmenin devri geçti başka bir şey yapalım…. Bunlar zırvalık. Bu zırvalıkların da bin bir çeşidi denendi. TKP bu tartışmalarda yok. Evet hayat çok sade. Her şey bu kadar açıkken, solun düzen siyasetinin vıcık vıcık dünyasının parçası haline getirilmesine izin vermeyeceğiz.