Bu imzaların anlamı ne?

08/04/2013 Pazartesi
Bu imzaların anlamı ne?

Kemal Okuyan'ın “Bu imzaların anlamı ne?” başlıklı yazısı 8 Nisan 2013 Pazartesi tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

“Türkiye AKP Anayasası’na Sığmaz” başlığıyla hazırlanan metin, kısa süre içinde çok geniş bir kesim tarafından benimsendi, ülkenin ilerici birikiminin bu kez oyuna getirilemeyeceği, dahası liberal ve milliyetçi dayatmalara prim vermeyen çok sayıda aydının emeği, eşitliği ve adaleti savunmak için kararlı olduğu görüldü.

İmzalarını koyanlar bilim insanları, sendikacılar, sanatçılar, gazeteci ve yazarlar, akademisyenler, demokratik kitle örgütü temsilcileri. Ortada bir ironi var elbette, çünkü imzacılar asıl meselenin emekçi halkın kararlılığı olduğunu bilen insanlar. Dolayısıyla bu metnin altında güçlü bir toplumsal imzanın yer alması kaygısıyla kendi isimlerini ortaya atmışlar.

Meydanı boş bırakmamak için… Denk geldi, Başbakan’ın akillerinin karşısına halkçı aydınlar olarak dikildiler.

Uzun bir süreden sonra ilk kez bir siyasi metin bu kadar yaygın bir destek gördü, belirgin hatları olmasına karşın, solun farklı kesimlerinden isimlerin katılımını sağladı.

Bunun anlamı şudur: Bu köşede sık dile getirildiği gibi, liberalizm ve milliyetçilik arasındaki sıkışma Türkiye solunun kaderi değildir, bugünkü karanlığa başka bir yaklaşımla karşı çıkmak ve bu karşı çıkışı çoğaltmak mümkündür.

Zaten hemen, derhal yapılması gereken bu olsa gerek. İnsanlar kendilerine ait olmayan kavramları kullanmaktan, kendilerine ait olmayan değer yargılarına boyun eğmekten, kendilerine ait olmayan projelerle dayanışıp, destekçilik yapmaktan bıktılar.

Bu bıkkınlığı pozitif enerjiye taşımanın yolları bulunmalıdır.

Toplum başka bir seçenek daha var fikrine alışmalı, bundan heyecan duymalı.

“Türkiye AKP Anayasası’na Sığmaz” sözünün ufku anayasa ile sınırlı olamaz. Bunu “Türkiye bu karanlığı kabullenmez” diye de okuyabilirsiniz. Kuşkusuz, bir şeyi kabullenmemek, onunla nasıl baş edeceğinize ve onun yerine ne koyacağınıza dair bir tartışmayı da beraberinde getirir. İmzacıların bu konularda farklı düşünceleri olabilir, olduğunu biliyoruz da. Öte yandan, metin bir reddiyeden daha fazlasını içeriyor, en azından “ileriye doğru bir hamle” için genel bir doğrultu tarif ediyor.

Bu doğrultunun özenli bir biçimde tartışılması ama her şeyden önce, “red cephesi”nin halk içinde hızla yaygınlaşması gerek.

Sanıldığından çok daha büyük bir siyasal ve ideolojik gücü temsil eden bütün bu imzaların gerçek anlamı, imzalara içerilen “mücadele” taahhüdüdür. Bu taahhüdü eksilttiğinizde, imzalardan geriye içi boş “sıfat”lar kalır, “imza toplamak ne yarar” diyenler haklı çıkar.

Oysa, artık “Türkiye bu karanlığı yırtar atar” diyenlerin haklı çıkması gerekir.