Geçmiş olsun

26/08/2009 Çarşamba
Geçmiş olsun

Genelkurmay başkanının açıklaması bir ayar müdahalesidir bana kalırsa. Ancak müdahalenin son haftalar içinde Türkiye'nin yaşadığı son derece hızlı değişime yönelik olduğu sanılmamalıdır. Başbuğ bu değişimin içindeki kimi unsurların yeniden tasarlanması kapsamında bir girişimde bulunmuştur. Genel plandaki hızlı değişim açısından ise asker açıklaması, tersine süreci -tam da MGK bildirisinde olduğu gibi- destekleyici sonuçlar verir.

Bu görüşümü kısaca açmaya çalışayım. Bu köşenin makul sınırları çerçevesinde en kolayı notlar halinde ilerlemek...

Bir: Türkiye'nin üniter ve ulus-devlet yapısından Kürtçe'nin statüsüne ve kimin muhatap alınıp kimin alınmayacağına kadar, Başbuğ'un açtığı başlıkların mutlak çoğunluğunda yapacak bir şey yoktur. Yaydan çıkan oku tutmanın fantezi olduğunu herhalde genelkurmay başkanı da bilir. Bu konuda heyecana kapılan veya rollerini oynayan solumtırak liberaller çıkıp, yine ordunun siyasete bulaşmasından, darbe tehdidinden falan söz edecektirler. Geçiniz... Geçiniz ve genelkurmay açıklamasına da geçmiş olsun deyiniz. Süreç askerin hassasiyet ilan ettiği aşağı yukarı bütün başlıklarda bir çözülmeyi hızlandırmaktadır. Çözülüşün karşılığında verilen ise Osmanlılaşma ikramiyesi. Bu çerçevenin şu an dışına çıkan bir burjuva özne görünmüyor... Görüntüler yanıltıcı olmamalıdır. ABD-AKP operasyonunun asker desteği aldığı veya bu desteğin meşruluk kazandığı noktada ülkenin ve devletin dağılıp buharlaşmasına karşı Osmanlı konsolidasyonu seçeneği kritik rol oynamıştır.

İki: Başbuğ'un kırmızı çizgilerinden birinde de başkalarına geçmiş olsun denebilir. “Terörle mücadelenin sürdürülmesi” PKK'nin tasfiyesi olarak okunmalıdır ve sürecin şu ana kadar PKK'nin geleceğini kararttığı ve bundan sonra da aydınlatmasını sağlayacak bir faktör içermediği görülmelidir. Ancak bunu muhataplık meselesine taşımak yersizdir. Kimse ne İmralı'yı ne Kandil'i sürecin aleni muhatapları konumundan çıkartamaz. Muhatap almak, ilişkiye girmek meseleleri kendinde bir anlam ifade etmiyorlar.

Üç: Açıklamayla yapılan müdahale TSK'yı güçlendirmeyecektir. Zira geçmişte kalan şeylerden biri de ordunun rolüdür. Şu anda bir dinci veya liberal veya Amerikancı, sol sanılanlardan biri veya AKP'li bir yönetici, Başbuğ'un ağzını açmasının bile gayrımeşru olduğunu söyleyebilir ve bu yönde bir açıklama genelkurmay başkanlığını bir aylığına susturur. Bir kurum böyle mi güç kazanır? Açıklama bir “gaz tahliye” operasyonudur aynı zamanda. Ama daha yüksek bir basınç içererek kısa sürede yeniden dolması da kaderdir bu gazın.

Dört: Gaz deyince... Son dönemde CHP ve MHP'nin milliyetçi salvolarının orduyu hedef almasının karşılığında TSK'nın da pozisyonunu yeniden ayarlaması kaçınılmazdı. Özetle Amerikan barışı gelirken büyük ideolojik sarsıntıları beraberinde getiriyor. Bu sarsıntıların toplumsal ölçekte şu an için milliyetçi-sağcı tepkilerle dışa vurulması kaçınılmaz. Tepkilerin devlet ve düzen çerçevelerinden taşması adı geçen iki devlet partisinin iradi politikası değil, zorunlu olarak geliştirdikleri bir önlemdir. Toplumsal tepkinin ucu açık olduğuna göre, düzen partilerinin görevi bu tepkiyi soğurmak adına düzenin verili çerçevesinin de dışına adım atmayı kapsayabilir. Genelkurmay açıklaması ile CHP ve MHP'nin askeri suçlayan ve Kürt açılımını “devleti bağlayan bir Amerikan projesi” olarak niteleyen tutumları birlikte ele alınmalıdır. Birlikte düşünüldüklerinde üç düşman kardeşin tepki potansiyelinin düzen dışına taşmasını engelledikleri görülecektir.

Beş: TSK'nın büsbütün AKP'ye angaje olmasının bu kurumu AKP'nin ve ABD'nin bile istemeyeceği ölçülerde yıpratacağı da görülmelidir. Bugünkü gazetelerde NATO'nun Afganistan'a savaşmaya Türk istediği yeniden haber olmuş. İtibarı yerle yeksan bir orduyla mı olacak bu işler? Öyle Osmanlı mı olur!

Altı: Yine gazetelerde yer alan anket haberlerine göre Kürt açılımına verilen destek dramatik biçimde azalıyormuş. Bunun bir kaynağı da kontrolsüzlük endişesidir. Ne yaptığını bilen, risklere karşı güvenilen ama sürecin de parçası olan bir TSK, kitlesel trendleri ters yüz etmez belki, ama hiç olmazsa bu kaynağa çözüm oluşturur. Pek güvendikleri ordunun bazı şeylere izin vermeyeceği duygusuyla rahatlayanlar AKP'nin ve ABD'nin demokratikleştirmesine uyum sağlayabilirler.

Bir de, hesaplanmış mıdır bilinmez, ama solda “bak işte asker vesayeti” demek için bekleyenlere malzeme gerekmektedir.

ÖNCEKİ YAZILARI

Geri dönüş mü? 13/11/2019 Çarşamba
Bir koridor hikayesi 06/11/2019 Çarşamba
Hutbe istemez 30/10/2019 Çarşamba
Saatin alarmı 23/10/2019 Çarşamba
Suriye notları 16/10/2019 Çarşamba
Yönetememek ve hazırlanmak 02/10/2019 Çarşamba
Bulunduğumuz yol 25/09/2019 Çarşamba
Hatırlamak ve örgütlenmek 18/09/2019 Çarşamba
Unutulma hakkı 11/09/2019 Çarşamba
Suriye’de işin özeti 04/09/2019 Çarşamba