157 sadece bir rakam değildir!

07/04/2016 Perşembe
157 sadece bir rakam değildir!

Onca lafazanlığın, polemiğin, gürültünün, itiş kakışın arasında aslında son derece önemli haberler kayıp gidiyor gözlerimizin önünden… Bunlardan biri de İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin her ay titizlikle hazırladığı iş cinayetleri raporu.

Geçen ay, yani Mart’ta, sayılabildiği, gözlenebildiği, kayıt altına alınabildiği kadarıyla en az 157 işçi can vermiş inşaatlarda, tezgâhlarda, fabrikalarda, tarlalarda, atölyelerde, üretim bantlarında.

Bir ayda 157 işçi… Bir otobüste ya da bir meydanda canlı bombanın patlaması sonucu gerçekleşmediği için bu ölümler… Ayrı kentlerde, ayrı iş yerlerinde, ayrı zamanlarda teker teker meydana geldiği için bu ölümler… Belki de o yüzden ilgimizi çekmiyor bu ölümler!

“Dile kolay” diyemeyeceğim, dile bile zor: En az 157 insan. 157 hayat. 157 çift göz. 157 atan yürek.

2016’nın Mart ayında 157 bir rakam değildir sadece. Kuru bir bilgi, istatiksel bir veri, üç haneli bir sayı değildir!

2016’nın Mart ayında 157, bu ülkede acımasızca işleyen ölüm çarkının bir aylık hülasası, kan ve ter üzerine kurulu sermaye diktatörlüğünün bir aylık serencamı, dinselleşmeyle bastırılan aklın sadece bir aylık faturasıdır.

2016’nın Mart ayında 157, tekellere ve tarikatlara dayalı islâmofaşist AKP diktatörlüğünün acımasızca sürdürdüğü sınıfsal soykırımın rakamsal ifadesidir.

Bir önceki ay olan Şubat’ta en az 143 işçi. Daha da önceki ay olan Ocak’ta en az 115 işçi. Henüz üç ayını tamamladığımız 2016’da en az 415 işçi… Böyle giderse yıl sonunda 2000’e yakın işçi katledilmiş olacak bu memlekette!

İşte tam da bu nedenle vazgeçememektedir tekeller ve emperyalizm, AKP adlı rejimden. Tam da bu nedenle türlü çeşitli versiyonlarını, alternatiflerini, reprodüksiyonlarını aramaya çalışmaktadır tekeller ve emperyalizm, her yanından kan fışkıran bu sistemin. Tam da bu nedenle sımsıkı sarılmaktadır tekeller ve emperyalizm, işçileri bu kadar kolay, rahat, ucuz bir şekilde imha eden bu düzene.

Tam da bu nedenle aydınlanmadan, laiklikten, ilerici değerlerden ölesiye korkmaktadır tekeller ve emperyalizm. “Neden ölüyoruz” diye sormasın, “Biz öldükçe siz neden semiriyorsunuz” diye ayağa kalkmasın diye işçiler, sabır, şükür, tevekkül, dua, rıza, kader dersleri okutulmaktadır bu ülkenin tıp fakültelerinde bile!

Mutlak yoksulluğun ve mutlak ölümün öteki adıdır AKP diktatörlüğü. Tarihte görülen en emekçi düşmanı rejimin göbek adıdır AKP islâmofaşizmi.

AKP’nin “İstikrar sürsün Türkiye büyüsün” diye bir sloganı vardı seçimlerde. Bir de istikrara göz atalım:

Madem konumuz Mart ayı. Mart aylarından gidelim. 2012’nin Mart ayında en az 59 işçi öldü. 2013’ün Mart ayında en az 74 işçi öldü. 2014’ün Mart ayında en az 122 işçi öldü. 2015’in Mart ayında en az 140 işçi öldü. Ve 2016’nın Mart ayında en az 157… İstikrar budur! Grafik üzerinde düzenli ve katlanarak artan kan, gözyaşı, ölüm!


O zaman bu grafikteki tabloyu da, “AKP fabrika ayarlarına dönse”, “2002 ruhu hortlasa”, “AKP iyi de Tayyip kötü” diye diye ölümlerden ölüm, belalardan bela, gericilerden gerici beğenmeye hevesli istikrar sevici siyasal cesetlere armağan edelim!

Soma, Ermenek, Zonguldak, Torunlar ve son olarak 2016’nın ilk üç ayındaki 415 cinayet: Hepsi ama hepsi, burjuva sınıfının işçi sınıfına karşı işlediği sınıfsal bir soykırımdır.

Bu sınıfsal soykırımda hepsinin tuzu var: 24 Ocak ekonomik kararlarını dikte ettirenlerin ve edenlerin. 24 Ocak kararlarını uygulayabilmek için yapılan 12 Eylül darbesinin. 12 Eylül’ü ayakta alkışlayan TÜSİAD’ın, burjuvazinin, sermaye medyasının. 12 Eylül faşist-gerici darbesinin tarihsel ve mantıksal sonucu olan AKP diktatörlüğünün.

Vahşi bir talanın, vandal bir yağmanın, insafsız bir peşkeşin sürüp gitmesi için, bu “istikrarın” devam etmesi için, işçilerin yüzer yüzer öldüğü bir ülkede kimsenin gıkını çıkarmaması için yeri göğü, dağı taşı imam hatipleştirenlerin, gericiliği bayraklaştıranları, ülkeyi IŞİDistanlaştıranların!

Uzayıp giden bir vahşet zinciri: Zincirleme ölüm tamlaması.

Bize düşense… Sınıfsal soykırım düzenini yıkmak için ayağa kalkmak, gericiliğe karşı mücadele etmek, sınıfsal aklın ışığında bu cinayet düzenini düzlemek, dümdüz etmektir…

Ve başka bir yol yoktur.  

 

[email protected]

twitter.com/_ahmetcinar_