Sayılarla eğitim

11/09/2019 Çarşamba
Sayılarla eğitim

Eğitim yılı başlamışken, sayısal verilerin ışığından yararlanarak eğitimin durumuna biraz daha yakın bakalım.

İşe, kamuoyunda oluşan; “imam hatiplerde okuyan öğrenci sayısı azalıyor” yorumlarına açıklık getirmekle başlasak iyi olacak. Azalıyor algısının biraz düzeltilmesi gerekiyor.

İmam Hatip Liselerindeki öğrenci sayısı azalıyor mu?

İmam hatip liselerindeki öğrenci sayısı 2016/2017 yılından beri azalıyor. Son üç yılda yaklaşık sayılarla 71 bin; geçen yıla göre 22 bin azalmış.

Bu arada okul sayısının 4 yıl içinde 475 adet arttığını bir yerlere not edelim: 1149 iken 1624 olmuş.

İmam hatip ortaokullarında okuyanlar artıyor. Aşağıdaki çizelgede görüleceği üzere: 2014/2015 öğretim yılında 385 bin öğrenci okuyorken, 4’üncü yılın sonunda 762 bine yaklaşmış. Yıllar itibariyle artış hızındaki düşme eğilimine bakıp umutlanabiliriz ama 39 bin artışı küçümsemeyelim.

762 bin çocuk okulları bittiğinde, imam hatip liseleri önünde sıraya girecek.

Ortaokul binası da iki katın üzerinde artmış. 2014/15 yılında 1600 iken 2018/19 yılında 3400 olmuş.

Din okullarında eğitim görenler artıyor

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı din okulları, imam hatip liselerinden ibaret değil. Ortaokul ve liselerde okuyanları topladığımızda son 4 yılda 300 bin arttığını görüyoruz. 2014/15 eğitim yılında 1 milyon 54 bin olan öğrenci sayısı 2018/19 öğretim yılında 1 milyon 368 bine yaklaşmış.

Artış eğilimi azalmış ama gerilemiyor.

Kadrolu öğretmen sayısı düşerken sözleşmeli öğretmenlik artıyor.

Kadrolu öğretmen sayısı son üç yılda 38 bin dolayında azalarak 863 binden 825 bine düşmüş. 2016/2017 yılında yeniden başlatılan sözleşmeli öğretmenlik uygulaması ise hızla yaygınlaştırılıyor; 44 bini geçtiğimiz yıl olmak üzere son üç yılda 82 bin öğretmen alınmış. Yaklaşık 10 öğretmenden biri sözleşmeli olarak çalıştırılıyor.

Sözleşmeli öğretmenlik ne demek?

Güvencesizlik demek. İşe alınırken ve son verilirken kayırmacılık yapmaya da çok uygun. KPSS’den aldıkları puanlar dikkate alınarak üç katı başvuru kabul ediliyor. Mülakat yöntemiyle alınıyorlar. Her yıl performansları ölçülüyor, başarısız sayılanların sözleşmeleri iptal ediliyor. Kadrolu öğretmenlere tanınan hakların çoğundan yararlandırılmıyorlar. Ama kendilerini “kanıtlayabilmişlerse” üç yılın sonunda kadroya geçirilme şansları var.

Sözleşmeli öğretmenlik uygulaması, İngilizce ve bilgisayar öğretmenliğindeki yetersizliğin aşılabilmesi amacıyla 1998 yılında başlatılmıştı. AKP bu uygulamayı 2005 yılında bütün branşları kapsayacak biçimde genişletti ve hemen 20 bin öğretmen aldı. Uygulama dava konusu yapıldı. Danıştay; “özel bir ihtisas mesleği, asli ve sürekli bir kamu hizmeti olan öğretmenliğin geçici personel eliyle yürütülemeyeceği” gerekçesiyle iptal etti.

AKP ısrarından vazgeçmedi. Bu kez de 2006 yılında Devlet Memurları Yasasının 4/B maddesine bir fıkra ekleyip yıllık sözleşmelerle öğretmen çalıştırılabileceğinin öngörüldüğü bir kural eklediler. 2006/2007 öğretim yılında sayıları 70 bine ulaşmıştı.

Eğitim sendikalarının yargıya başvurması üzerine Bakanlık 2011 yılında hepsini kadroya alıp uygulamayı kaldırdı. Çok sürmedi, 2016 yılında 668 sayılı OHAL Kararnamesine konulan bir maddeyle yeniden başlatıldı.

Özel okullar artıyor

2014/2015 yılında 52 bin olan resmi okul sayısı, 2018/2019 yılına gelindiğinde yaklaşık 2 bin artarak 54 bine ulaştı. Bu süre içinde özel okul sayısı 5,5 kat artarak 13 bine yaklaştı. Geçtiğimiz yıl devlet okulu sayısındaki artış sadece 166.

Nitelikli eğitim, özel okullar - öğretmenlerin çalışma koşulları ve güvence sorunu

Veliler, imam hatip dayatmasını defedebilmek ve çocuklarının daha iyi eğitim görmelerini sağlamak gibi amaçlarla özel okullara yönleniyorlar. Oysa, çok pahalı olanları dışarıda tutalım, buralarda daha nitelikli eğitim verildiğini söyleyebilmek için yeterli kanıtımız yok.

Eğitimin özelleştirilmesinin en büyük kötülüklerinden biri öğretmenlerin güvencesiz çalıştırılmalarıdır. Özel okullarda 170 bin öğretmen çalışmaktadır. Ders yükleri çok fazladır, üstelik ücretlerini zamanında alamamaktadırlar. Bu koşulların eğitimin niteliğini olumsuz etkilemesinden kaçınılamayacağı açıktır.

Ne diyelim! Yeni öğretim yılı hayırlı olsun…

ÖNCEKİ YAZILARI