Saman altından yürütülenler

26/02/2020 Çarşamba
Saman altından yürütülenler

Savaş olasılığı ya da gerçekliği; şehitler; deprem; korona virüsü gibi can yakıcı olaylar, Ülkeyi yönetenlere önemli fırsatlar sunuyor. Gündem sıcaklaştıkça görüntü bulanıklaşıyor, duyularımız köreliyor, reflekslerimiz ters tepkiler vermeye başlıyor.

Yargı bağımsızlığını, geceyi gündüze katıp, günlerce Osman Kavala üzerinden tartıştık. Tahliye olursa kendimizi başarıya ulaşmış sayacağız, rahatlayacağız, enerjimiz boşalacak.

Şaka gibi, Kızılay’ın dinci vakıflara son 4 yılda yaklaşık 10 milyar lira aktarılmasına aracılık etmesi gerçeğini Sivrice depremi sayesinde, unutturdular bize. Taşınmazlarından ve işletmelerinden elde ettiği gelirlere kimlerin el koyduğunu tam sormaya yeltenmiştik ki; deprem oldu, gündem değişti. Kızılay’ı neden holdinge dönüştürüp malvarlığını piyasanın hizmetine sunduklarını ise deprem yüzünden soramadık.

Olacak şey mi? Oluyor ne yazık ki.

Bakalım samanın altında daha neler var.

Acele Kamulaştırmalar

Son 15 günde Cumhurbaşkanının 10 acele kamulaştırma kararı yayımlandı.

Kamulaştırma Yasasının 27’nci maddesinde, yurt savunması için gerekiyorsa; gecikmesinde sakınca varsa; önceden öngörülmeyen olağanüstü bir durumla karşılaşılmışsa… işlemleri sonradan yürütülmek üzere acele kamulaştırma yapılabilir deniyor.

AKP, bu maddeyi hiçbir zaman öngördüğü amaçlarla kullanmadı. Maddenin; “…yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde…” kuralına dayanarak, olur olmaz her durumda uyguladı. Oysa bu kural Cumhurbaşkanına kayıtsız koşulsuz karar verme yetkisi tanımıyor. Neden acele kamulaştırılması gerektiğinin ve gecikilirse ne tür sorunlarla karşılaşılacağının hesabını, idari yargı yerlerinde vermesi gerekiyor. Kimse sormayınca o da veremedi…

Kamuoyunda oluşan yanlış bir algıyı yeri gelmişken düzeltelim: acele kamulaştırma kararının alınmasıyla taşınmazın sahibi yasal korumadan yoksun bırakılmıyor. İşlemler sonradan yürütülüyor. Tek önemli sıkıntısı rayiç bedel üzerinden parasını ödeyip 15 gün içinde çık denebiliyor. Direnirse icra yoluyla çıkarılıyor.

Öyleyse neden kamulaştırmaları hep acele yapıyorlar?

Kamulaştırma işlemlerine projenin hazırlanması sürecinde başlasalar acele etmelerine hiç gerek kalmayacak. Dün Resmi Gazetede 4’ü RES; biri enerji nakil hattı, biri de Şirvan Barajı ile HES için olmak üzere 6 acele kamulaştırma kararı yayımlandı. Bunların projeleri ya 2018 yılında ya da 2019’un başlarında hazırlanmıştı.

Hızlı trenler, otoyollar, doğalgaz ve petrol boru hatları kamulaştırmaları için de aynı sözler geçerli.

Bunun tek bir nedeni olabilir: hızlı davranıp, projenin kamu yararına olup olmadığının tartışılmasını önlemek ve böylelikle olası direnmelerin önünü kesmek… Sorun kamulaştırmanın nasıl yapıldığında değil; büyük projelerin kendisinin tartışılmasını istemiyorlar.

25 Ocak günü, Çeşme ve Urla’da, içinde DİSK’in de taşınmazının olduğu büyük bir alan, turizm tekellerinin yağmasına sunulmak üzere acele kamulaştırıldı. Birkaç gün sonra, nedendir bilinmez, kısmen vazgeçildi ama yine de büyük bir toprak parçası yağmacısını bekliyor.

Kamu İhale Yasasından bağışıklık kararları ve Yönetmelikler

12 Şubat günü TEİAŞ’ın; 13 Şubat günü Merkez Bankası’nın İhale Yönetmelikleri yayımlandı.

Her iki kurum daha önce CBK ile Kamu İhale Yasası kapsamından çıkarılmıştı. Yasanın 3’üncü maddesi (b) bendine göre çıkarılan yönetmeliklerle, mal ve hizmet gereksinmelerini çok daha esnek kurallarla karşılayabilecekler.

Merkez Bankasının İstanbul’a taşınmasının gündemde olduğu şu günlerde, kendine özgü bir İhale Yönetmeliği yayımlanmış olmasının bir anlamı olsa gerek…

Yönetmelikte Pazarlık; Belli istekliler arasında ihale; doğrudan temin olmak üzere üç yöntem öngörülüyor.

İstediğiniz kadar kendinizi zorlayın: bu ihale yöntemlerinin kapsayamadığı bir örnek bulup da adam gibi bir ihale yapacağım diyemezsiniz. Yönetmelikle öngörülen kurallar ise dostlar başına. İlan zorunlu değil; yeterlik öngörülmüyor; ihale yetkilisi yani kurumun amiri istediğini çağırıp istediğini istediği fiyata yaptırabilecek…

Uzatmayalım: samanın altından Devleti götürüyorlar.