Bu halk CHP’ye sığar mı?

26/12/2013 Perşembe
Bu halk CHP’ye sığar mı?

Yaşananlar ve planlananlar aynı derecede net.

İktidar bloğu ABD’nin işaretiyle parçalandı. Yaşanan bu. Şimdi devreye bundan sonrasını düzenlemek üzere yine ABD müdahalesi giriyor.

Erdoğan’ın üzerinin çizildiği ve gidici olduğu da net. Yakında kendisini hedefleyen bir operasyon başlatılabilir.

Ancak Erdoğan sonrası için işler halen belirsiz. AKP’nin başına Gül mü geçirilir ? Ki Erdoğan Pakistan’da iken Gül’ün savcıları destekleyen açıklaması devrede olduğunun son kanıtı. Erdoğan onurlu bir emeklilik seçeneği olarak Çankaya’ya mı çıkarılır ? Ki dün Bayraktar’ın açıklamasından sonra bu ihtimal neredeyse ortadan kalktı. AKP’den ayrı bir parti mi koparılır ? CHP (Sarıgül’lü) koalisyon ortağı mı yapılır ?

Bunları göreceğiz. Ne yapacaklarını Mart seçimlerinin sonuçlarını görerek daha net kararlaştıracaklar.

* * *

Ancak şimdiden bir netlik daha görülebiliyor. O da CHP’nin tutumu. CHP son altı aydır sağa meylederek konumlanıyor. Halkımızı da peşinden sürüklemeyi planlıyor. Bu O’na büyük patronların biçtiği misyondur.

CHP’nin öteden beri düzenin yedek lastiği olduğu gerçeği, bu eğilimini açıklamaya yeter mi ?

CHP 1970’lerde Ecevit’in “toprak işleyenin, su kullananın” sosyalizan sloganıyla, dönemin sol güçlerine yakınlaşarak genişlemeyi tercih etmişti. Sonra aynı Ecevit’in performansını 1998-2002 arasındaki başbakanlığı döneminde izledik. Kendisini rezil eden hastalığı değildi şüphesiz. Ülkeyi Dünya Bankası’ndan atanan bir teknokrata teslim ederek başlattığı özelleştirmeci saldırıydı belirleyici olan.

CHP sonra, Baykal’ın gelgitleriyle kah baraj altı kaldı, kah ülkenin tek sol seçeneği olarak pazarlandı.

Ancak burada da hafızalarımızda kalan Baykal’ın nasıl indirilip, yerine Kılıçdaroğlu’nun nasıl yerleştirildiğidir. Baykal’ın pek çok hatası vardı, sevilmezdi, vb. Ancak 1. Cumhuriyet paradigmasına sadık kalmaya çalıştığı da kesindi. Baykal operasyonu AKP iktidarının yerleştirilmesi açısından gerekliydi ve Ergenekon,vb davalarıyla aynı kapsamdaydı. Böylece CHP 2. Cumhuriyetin inşa sürecine ortak bir parti haline getirildi.

* * *

İşte bu bakımdan CHP’de yapısal bir değişimin olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. CHP sosyalizmli dünyanın sol partisi olmaktan, postsosyalist dünyanın laikçi partisine, oradan da Türkiye’de dinciliğin yerleşmesine ortak olmaya doğru evrildi.

Bu önemli bir kırılmadır. Artık CHP kendi kuruluş paradigmasının dışına savrulmuştur. Yeni strateji ve ittifaklarını bu mecrada aramakta, esas lastik olmak için sağa kaymakta, Haziran kitlelerinin gericiliğe karşı geliştirdiği tepkiden kaçmaktadır.

* * *

CHP’yi de içeren Erdoğan sonrası plan başarılı olduğu taktirde CHP’nin ve CHP’li Türkiye’nin başına şunlar gelecektir:

Bir kere dincileşme, biraz daha cilalanmış bir ambalaja paketlense de, tüm hızı ve kapsamıyla devam edecektir. ABD’nin ve Cemaat’in onayı, desteği ve kadrolarıyla çıkılan yolun başka yere açılması olanağı yoktur. Amerikancılık konusunda ise herhangi bir belirsizlik zaten söz konusu değildir. CHP Amerika’nın yeni dış politikasının güçlü bölgesel aktörlerinden birisi olacaktır. Erdoğan’ın bozduğu İsrail ilişkileri düzeltilecek, İran konusunda söz dinlenecek ve hatta CHP İran’a yönelik askeri girişimler bakımından ABD için daha uygun bir partner olacaktır.

Sonra: Emperyalist sistem içinde mali kaynak transferleri itibariyle somut politika değişikliklerin gerçekleştiği bir dönem başlıyor. Artık, Türkiye gibi ülkelerin sıcak paraya daha zor ulaşacaklarını herkes kabul ediyor. Eğer böyleyse, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin, kendisine ekonomik bağımsızlık kazandıracak politikalara yönelmesi zarureti her zamankinden daha fazla derecede ortaya çıkıyor demektir. Güçlü bir kamu maliyesi, bunun için üst sınıflara yönelecek bir vergi reformu, sıcak paraya değil yatırımlara güvenen bir ekonomik alt yapı, bölgesel ve sınıfsal dengesizlikleri giderecek kalkınma politikaları, dinci ve rantçı “dayanışma” ilişkilerinin yerini alacak sosyal politikalar bu bakımdan ilk akla gelenler. Sizce CHP’nin bütün bunlar konusunda elini kıpırdatmaya mecali var mı ? Eğer yoksa, CHP’li bir iktidar kronik kaynak sıkıntısını canlı canlı yaşıyor olacak ve böyle bir ortamda ortaya çıkacak her tür toplumsal felaketin faturası da sola çıkarılacak demektir.

* * *

Halkımızın, CHP’nin tüm bu yetersizliklerine rağmen “gidecek başka yeriniz yok” şantajını yeme ihtimali eskisine göre çok daha zayıf. Tabi bu bir süreç. Ancak CHP siyaseti nasıl bir kırılma yaşadıysa, süreç de bu bakımdan yapısal bir kırılma yaşıyor, yaşayacak.

Çünkü hakkında konuştuğumuz artık Haziran halkıdır.