Palmer raporunda neler var?

Basına sızan ve Türkiye-İsrail ilişkilerini gerginleştiren Birleşmiş Milletler raporunda, İsrail'i meşrulaştıran argümanlar ağır basıyor. Bununla birlikte, bir tür "denge" hesabı da yapılmış. Raporu hazırlayan komisyonda yer alan Alvaro Uribe ise, Kolombiya'nın "Amerikancılığı" ile ünlü eski devlet başkanı.
Pazar, 04 Eylül 2011 15:50

Resmi olarak açıklanmadan New York Times'ın yayımladığı Birleşmiş Milletler'in Mavi Marmara raporunun zamanlaması hakkında akla gelen sorulara soL'da yer vermiş ve konunun ABD bağlantılı boyutuna dair şüpheleri dile getirmiştik.

Raporu hazırlayan komisyonun başkanı Geoffrey Palmer'a atıfla "Palmer raporu" olarak da anılan rapor, New York Times'ın eline geçtiği haliyle 105 sayfadan oluşuyor. NYT raporun tamamını yayınlamış değil. Raporun tamamının yayınlanmamış oluşu ve Türkiye'nin sert tepkisi nedeniyle, dünden beri raporun geri kalan kısmında Türkiye'nin hoşuna gitmeyecek daha fazla veri yer aldığına dair kuşkular oluşmuştu.

Raporun Türk basınında yer alan kısmı, artık bilinen bilgileri veriyor: Rapor, İsrail'in Gazze ablukasını, "sadece güvenlik amaçlı olduğu için" meşru ve haklı görürken, Gazze'deki silahlı grupların İsrail için gerçek bir tehdit oluşturduğunu öne sürüyor, İsrail'in geçen seneki filo baskınında kullandığı gücü "orantısız" buluyor ve daha sonra elindeki esirlere kötü muamele yaptığını belirtiyor. Rapor İsrail'e üzüntüsünü bildirmesini ve tazminat ödemesini "tavsiye ediyor".

Rapor İHH'yı sorumlu tutuyor
Raporda dikkat çekici olan nokta, geçen seneki yardım filosunda yer alan 7 gemiden altısında İsrail'in herhangi bir saldırı ile karşı karşıya kalmazken, İHH gemisi için aynı şeylerin söylenemeyeceğini iddia etmesi. Rapor, filonun hareketlerinin genel olarak "şüpheli" olduğunu söylese de, esas olarak İHH'ya dikkat çekiyor. Raporda ayrıca, Türk hükümetinin filo organizatörleri ile konuşarak "İsrail güçleriyle herhangi bir karşı karşıya gelişi engellemeye çalıştığı" iddia ediliyor.

Palmer raporu, İsrail'in uyguladığı şiddeti fazla bulurken, öldürülen ve yaralanan birçok insanın yakın mesafeden ve bazılarının da arkasından vurulduğuna dikkat çekiyor. Bununla birlikte, rapor gemiye çıkan komandoların kendilerine karşı yönelen şiddete karşı, "kendilerini koruma haklarını" anlayışla karşılıyor. Türkiye'nin hazırladığı raporda, İsrail komandolarının gemiye inmeden evvel ateş açtıkları iddia ediliyordu. İsrail tarafından reddedilen bu iddia, Palmer raporunda ise iddia, "kimin haklı olduğuna karar verilemez" denilerek değerlendiriliyor.

Raporda dikkat çekici olan diğer husus ise, Gazze'ye dönük deniz ablukasının silah geçişini engellemek için yapıldığı iddiası. Palmer raporu, ablukanın sivil halka çok etkide bulunmadığını, çünkü Gazze limanının küçük olması nedeniyle insani yardımlar konusunda çok az etkiye sahip olması.

Komisyonda kimler var?
Raporu hazırlayan ve dört kişiden oluşan komisyonda şu isimler yer alıyordu: Eski Yeni Zelanda Başbakanı Geoffrey Palmer, Eski Kolombiya Devlet Başkanı Alvaro Uribe ve İsrail ile Türkiye'den gönderilen birer temsilci.

Geoffrey Palmer, Yeni Zelanda'daki İşçi Partisi'nin lideri olarak sivrilen bir isim. 80'li yılların sonunda İşçi Partisi'nin ülkeyi piyasaya açmak ve kamu iktisadi teşekküllerini özelleştirmek gibi politikaları nedeniyle geleneksel seçmen kitlesiyle anlaşmazlığa düştüğünde başa geçen Palmer, krize neden olan politikaları uygulayan Roger Douglas'ın yerine geçmesine rağmen, onun özelleştirme politikalarını aynen sürdürmüştü.

Kolombiya'nın eski devlet başkanı Alvaro Uribe ise, bölgedeki ilerici iktidarlar karşısında ABD'nin çıkarlarını savunan bir siyasetçi olarak ünlenmişti. Kolombiya'nın başındayken sürekli Venezuela'yla gerilim yaşayan, onu tehdit eden ve yayınanan bazı Wikileaks belgelerine göre askeri operasyon yapmayı planlayan Uribe, ülke içinde de binlerce faili meçhul cinayetten sorumlu tutuluyor. Uribe, ülkesine 7 tane ABD üssü açılmasına izin vererek Latin Amerika ülkelerinin tepkisini çekmişti. Fidel Castro da, Mavi Marmara soruşturmasını yürütecek komisyonun başkan yardımcılığına Uribe'nin atanmasına tepki göstererek, "Diğer başka saçma şeyler arasında, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un, üstlerinin emirlerine cevaben Alvaro Uribe'yi 31 Mayıstaki İsrail baskınını soruşturmakla sorumlu kurula başkan yardımcısı olarak atama aptallığını gösterdiğinin farkına varılıp varılmadığını bilmiyorum" demişti.

(soL - Dış Haberler)