Profesör Gamze Yücesan Özdemir: Koronavirüs sol liberalizmin tüm tezlerini yıkıma uğratmıştır

Gamze Yücesan Özdemir ile Koronavirüs'ü konuştuk: 'Salgın hastalıkla yüzleşen bir toplumu, toplumumuzu, toplumsal olan her şeyin düşmanı piyasalara karşı savunmak siyasi faaliyetin merkezinde olmalıdır'
soL - Haber Merkezi
Pazar, 22 Mart 2020 17:25

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Koronavirüs önlemler paketini açıkladığı günün sabahında Türkiye Komünist Partisi de emekçi halk için atılması gereken adımlarla ilgili bir deklarasyon yayımlamıştı. “Bütün kaynaklar halka!” başlığını taşıyan deklarasyondaki “kararlar” hakkında farklı meslek ve uzmanlık alanlarından aydınlara, işçi temsilcilerine sorular sorduk.

Sosyal politikalar, emek süreçleri, sendikalar gibi alanlarda çok sayıda çalışması bulunan Profesör Gamze Yücesan Özdemir, deklarasyondaki ilgili madde üzerinden, perspektifi genişleterek içinden geçtiğimiz süreci yorumladı. 

TKP tarafından iki gün önce yayımlanan Koronavirüs salgın önlemleri konulu deklarasyonda şöyle deniliyor: "Halkın insani ihtiyaçlarının karşılanması, sosyal hayatın sürekliliğinin sekteye uğramaması için gerekli üretim ve hizmet tanımları merkezi olarak belirlenmeli ve planlanmalıdır. Üretim ve hizmet sunumunun bu tanım ve planlara uygun şekilde yapılması merkezi olarak denetlenmelidir." Uygulanabilecek bir şey midir bu?

Kapitalizmin “başka türlüsü mümkün değil”, “başka bir alternatif yok” diye dayattığı ezberlerin yerle bir olduğu günlerden geçiyoruz. Planlama, kamulaştırma, halk sağlığı, herkese eşit ve parasız sağlık hizmeti olarak sosyalist taleplerimizi dile getirdiğimizde çoğu insanın ve tüm sol liberallerin müstehzi gülüşü ve “hala oralarda mısınız” bakışı ile karşılaşıyorduk.

Ülkeyi geleceğe taşıyacak iradeyi, aklı, kadroları ve planlamayı yüksek sesle dillendirirken, solun içine sızmış olan liberaller bu talepleri otoriter ve baskıcı görüyordu. Korona virüsü sol liberalizmin tüm tezlerini yıkıma uğratmıştır: Esnek, yatay, gevşek örgütlenmeler; aydınlanmanın ve kalkınmanın reddi; kendi irademiz ve kapasitemizle toplumsal ilişkileri biçimlendirme olanaklarının reddi. 40 senelik liberal söylemler Korona ile birlikte reddedilir hale geldiler.

Çin deneyimi örgütlü bir toplumun biyolojik-sosyal sıkıntılar karşısındaki eyleme gücünü gözlerimizin önüne sermiştir. Küba “biz dünyaya asker değil doktor göndeririz” derken aynı toplumsal kuruluş tarzının getirdiği özgüveni sergilemektedir. Sıkışan Avrupalı kapitalistlerin kamulaştırma, planlama gibi bir dönemin ceberut tedbirlerine başvurması ya da bunları hatırlaması ve piyasaların toplumsal yaşamdaki yerlerini sorgulaması da aynı kuruluş tarzının yokluğuna verilen bir tepkiden başka bir şey değildir. Piyasalar ve sermaye yıkar, emek birleştirir ve felaketler de bu gerçekliği gözler önüne serer.

Salgın hastalıkla yüzleşen bir toplumu, toplumumuzu, toplumsal olan her şeyin düşmanı olan piyasaların yıkıcı etkilerine karşı savunmak her türlü siyasi faaliyetin merkezine oturmak zorundadır. Tam da bu noktada, TKP deklarasyonunda yer alan üretim ve hizmet sunumunun planlanması ve merkezi olarak denetlenmesi uygulanabilir bir düzenlemedir.

Bu uygulama sürecinin iki ayrı rotası olduğunu vurgulayabiliriz. İlk rota, devletin mülkiyet ilişkisine dokunmadan, mülkiyetin idaresine yönelik iradeyi kendisinin kullanmasıdır. Diğer bir deyişle, üretim ve hizmet birimlerinin yapacaklarını düzenlemesidir.

İkinci rota ise, kilit noktalardan başlayarak mülkiyet ilişkisine müdahale etmektir. Bu yolda da önümüzde iki ayrı yöntem belirir. İlk yöntemde devlet bedelini ödemeden üretim ve dolaşım imkanlarına geçici olarak el koyar. İkinci yöntemde ise devlet üretim ve hizmet tesislerini piyasa değeri üzerinde satın alır. Afet ve salgın dönemlerinde esas olan birinci yöntemdir.

Ancak bir kere başladığında devlet müdahalesi, çeşitli işletmeleri devralmakla sınırlı kalamaz. Bu işletmelerin yönetimlerine müdahale edilecekse, söz konusu işletmeler arasındaki ilişkiler de düzenlenmelidir. Bir başka deyişle, piyasaların üretimin koordinasyonundaki rolünün azalması makro düzeydeki kurumlaşma ve politikalarla düzenlenmelidir. Bu da bizi üretimin koordinasyonunda işletmelerin hareketlerini düzenleyen yordamların oluşturulmasına götürür. Bugün verili toplumsal iletişim ve bilgisayar altyapısı düşünüldüğünde, bu iş geçmişteki örneklerinden çok daha kolay gerçekleştirilebilir.