Dinlemenin ve İzlemenin Ritmi | Reinhold Glière – Kırmızı Gelincik

Bu haftaki köşemizde Sovyetler Birliği’nde sosyalist gerçekçiliğin ilk müzikal örneklerinden biri olarak kabul edilen, Reinhold Glière’in ‘Kırmızı Gelincik’ adlı balesine değineceğiz.

Yusuf Yalçın

Bu haftaki köşemizde Sovyetler Birliği’nde sosyalist gerçekçiliğin1 ilk müzikal örneklerinden biri olarak kabul edilen, Reinhold Glière’in ‘Kırmızı Gelincik’ adlı balesine değineceğiz.

Müzikten bahsetmeden önce besteciyi kısaca tanımakta fayda var. Reinhold Glière 1875’te Alman bir baba ve Polonyalı bir annenin çocuğu olarak Kiev’de doğdu. Babası Saksonyalı bir müzik çalgısı imalatçısı idi. Gençliğinde yaşadıkları evin sürekli müzisyenlerle çevrili bir ortama sahip olması küçük yaştan itibaren müzikal becerilerinin gelişmesinde etkili oldu. Günümüzde hâlâ keman eğitimi açısından çok önemli bir metot olarak bilinen Otakar Ševčík (okunuşu: Otakar Şevçik) ile Kiev müzik okulunda keman öğrenmeye başladı ve ardından Moskova Konservatuvarı’na devam etti. Erken yaşlarından itibaren beste denemeleri de yapmaya başlamış olan Glière, Moskova’da Sergei Taneyev, Anton Arensky, Mikail İppolitov-İvanov, Jan Hřímalý ve Georgi Conus gibi iyi bestecilerle çalışma imkânı buldu. 1900 yılında mezun olduğunda konservatuvarın en yüksek ödülü olan kompozisyonda altın madalya aldı. Öğrenciliğindeki başarılarının ardından Moskova Gnesin Müzik Okulu’nda öğretmenlik yapmaya başladı ve gelecekte Sovyet müziğinin çok ünlü ve önemli iki bestecisi olacak olan Nikolay Myaskovski ve Sergey Prokofiev’in öğretmeni oldu. Daha sonraki yıllarda ailesi ile beraber Avrupa’nın birçok önemli kentine seyahatler yaptı, çalışmalarına devam etti ve eserleri birçok önemli salonda seslendirildi. Bu süreçte gösterdiği başarıların ardından 1913-1920 yılları arasında Kiev Konservatuvarı’nda öğretmen oldu.

Glière 1917’de Ekim Devrimi’nden sonra birçok Rus besteci gibi Sovyetler Birliği’nde kaldı. Batıya gitmek yerine Sibirya'da ve SSCB’nin uzak şehirlerinde konserler verdi. 1920 yılında Moskova Konservatuvarı’nda profesör oldu ve 1941’e kadar yetiştirdiği öğrenciler arasında Aram Haçaturyan, Boris Aleksandrov, Aleksandr Davidenko, Lev Knipper, Aleksandr Mosolov gibi çok önemli Sovyet bestecileri vardı. Özellikle Azerbaycan, Özbekistan, Ukrayna’da yaptığı etno-müzikoloji çalışmaları çok değerli bulundu. 

Glière, Sovyet balesinin gelişmesine de önemli katkılar yaptı. 1927'de Bolşoy Balesi'nin ünlü baş balerinlerinden biri olan Yekaterina Vasilyevna Geltzer'den etkilenerek en ünlü balesi olan Kırmızı Gelincik’i yazdı. 1938'den 1948'e kadar Sovyet Besteciler Derneği'nin Organizasyon Komitesi başkanı oldu. 1917’den önce üç kere Glinka Ödülü ile onurlandırılmıştı ve hayatının ilerleyen yıllarında da sıkça ödüller almaya devam etti. 1937'de Kızıl Bayrak Şeref Unvanı, Rusya-SSR (1936), Özbekistan-SSR (1937), Azerbaycan-SSR (1938) ve USSR (1938) ‘Halk Sanatçısı’ ilan edildi. 1941'de kendisine ‘Sanat Bilimleri Doktorası’ verildi. 1946'da solo vokal ve orkestra için konçerto, 1948'de dördüncü yaylı dörtlüsü ve 1950'de Puşkin üzerine Bronz Süvari balesi için birinci derece Stalin Ödülleri kazandı. Glière bu başarı dolu yılların ardından 23 Haziran 1956'da Moskova'da yaşama veda etti. Senfoni, opera, bale, oda müziği, solo çalgı eserleri, şan ve piyano için şarkı, tiyatro ve film müzikleri türlerinde yüzden fazla eser yazmıştır. Glière, devrim öncesi ve sonrası müzik anlayışını ve ihtiyaçlarını başarılı bir şekilde karşılamış ve 19. yy. romantik üslûbunu devrimci bir ruhla birleştirmeyi başarmış bir besteci olarak tanınır.

Bestecinin Kırmızı Gelincik balesinin en ünlü bölümü olan 'Sovyet Denizcilerinin Dansı'ndan sekiz ölçülük müziği içeren alıntı ve 1939 tarihli imzası.

Kırmızı Gelincik / The Red Poppy

Rus ve Çin halklarının dostluğunu ele alan bu üç perdelik bale, çağdaş temalı ilk Sovyet balesi olarak kabul edilir. Klasik Rus bale geleneğinin devam etmesini sağlayan eser, aynı zamanda devrimin ruhunu oldukça başarılı bir şekilde yansıtır. Balenin ortaya çıkışı 1925'te Bolşoy Tiyatrosu’nun ‘en iyi modern bale’ kapsamında bir yarışma düzenlemesiyle başladı. Zamanının ünlü balerinlerinden Yekaterina Geltzer'in harika performanslarından ilham alan Reinhold Glière bu yarışmaya katılmaya karar verdi. Başlangıçta uygun bir konu bulamadı ve Bolşoy Tiyatrosu tasarımcısı Mikhail Kurilko ile çalıştı. Kurilko, Pravda gazetesinde Çin'deki Port Arthur'da emperyalist İngiliz yetkililer tarafından alıkonulan ve bu yüzden Çinli işçilere ulaşması engellenen gıda yüklü bir Sovyet gemisiyle ilgili haber görünce aklına bu fikrin geldiğini açıkladı. Bu, sosyalist gerçekçiliğin estetik anlayışıyla uyumlu bir bale için oldukça iyi bir fikirdi. 

Balenin konusu bir Çin limanında demirlemiş Sovyet gemisi etrafından geçen olayları anlatır. Bir Sovyet kaptan, kötü adam rolündeki bir İngiliz rıhtım ustası tarafından ezilen Çinli liman işçilerine yapılan eziyeti durdurmak için müdahale eder. Başroldeki Çinli kadın Tao-Hoa (Çince’de şeftali çiçeği anlamına gelir) Sovyet gemisinin kaptanına âşık olur. Aşkının bir işareti olarak ona kırmızı bir gelincik verir. İngilizlerle işbirliği içinde olan diğer liman ustası Li-Shan-Fu Sovyet kaptanı zehirlemesi için Tao-Hoa'ya baskı yapmaya çalışır. Tao-Hoa onla işbirliği yapmayı kabul etmez. Limanda bir işçi ayaklanması başlar ve Tao-Hoa, Li-Shan-Fu tarafından kaptana doğru ateşlenen bir kurşunun önünü keserek âşık olduğu adamın hayatını kurtarır. Tao-Hoa ölmek üzereyken aşkını ve yurttaşlarının özgürlük mücadelelerini sembolize eden kırmızı bir gelincik verir. Balenin konusu sonraki tüm Sovyet balelerinde olduğu gibi, yerel halk danslarını sahneye taşımak için birçok fırsat vermiştir.

Bale ilk kez 14 Haziran 1927'de Bolşoy'da ilk kez sahnelendi ve oldukça büyük bir başarı elde etti. Yekaterina Geltzer, Tao-Hoa rolündeki mükemmel performansı üzerine Stalin Ödülü, Lenin Nişanı ve Kızıl Bayrak İşçi Nişanı aldı. Glière de Sovyetler Birliği Halk Sanatçısı seçildi. Glière balenin büyük başarısının ardından en güzel bölümleri seçerek orkestra için bir süit haline getirdi. Balenin en bilinen ve sevilen bölümü ise bir Rus halk şarkısının ağır ve ciddi bir şekilde başlayıp çılgınlığa varan çeşitlilikte işlendiği ‘Denizcilerin Dansı’dır. Sovyetler Birliği’nde 1930’lara kadar 3000’e yakın kez sahnelenen bale, Sovyetler Birliği’ne göre Çin-Sovyet dayanışmasının olumlu bir tasviri olarak düşünüldü. Fakat sonraki yıllarda Çinli yetkililer tarafından balenin içeriğindeki bazı unsurlar nedeniyle Sovyetler Birliği’nin Çin tarafından aynı şekilde görülmediği şeklinde düşüncelere yol açan bir takım rahatsız edici açıklamalar dile getirildi. Gerilime sebep olan nedenlerden biri aslında balenin ilk olarak kırmızı haşhaş çiçeği anlamına da gelen Krasniy Mak adıyla sahnelenmesiydi. Bu ismin yanlış yorumlanmaması2 için Krasny Tsvetok (Kırmızı Çiçek [ya da Gelincik] 1957) olarak değiştirildi. Ancak daha sonra Çin-Sovyet ilişkileri bozulunca adı tekrar Krasniy Mak olarak değiştirildi ve tüm dünyada bugün bu şekilde (‘The Red Poppy’ olarak) bilinmektedir. Dönemin diplomatlarından Nikolay Fedorenko, Çinli yetkililerin çeşitli nedenlerden ötürü bale gösteriminden erken ayrılmasını büyük zorluklarla engelleyebildiğini yazmıştır, Alman müzikolog Dieter Heinzig ise yalnızca Sovyetler Birliğinin hatası olarak görmemiş, Çinli konukların Batı sanat formlarına aşinalık konusundaki eksikliğine de dikkat çekmiştir. Balenin konusu etrafında gelişen bu tür olaylar, taraflar arasındaki birlik görüntüsüne rağmen ilişkilerin çeşitli şekillerde gerilimlerle dolu olduğunu gösteren bir durum olarak yorumlanmıştır.

Şimdi eserin bale süiti versiyonunu şef Yuri Fayer yönetimindeki Bolşoy Tiyatro Orkestrası’nın 1963 yılına ait bir kaydından dinliyoruz.

  • 1. Sosyalist Gerçekçilik hakkında daha detaylı bilgi için: https://gelenek.org/sosyalist-gercekcilige-kavramsal-bir-bakis/
  • 2. İngiltere tarafından topraklarını terk etmeye ve uyuşturucunun uluslararası ticaretine izin vermeye zorlandığı 19. yüzyıldaki Afyon Savaşları, Çin tarafından hala modern tarihinin en aşağılayıcı bölümü olarak kabul edilmektedir. Balenin ilk versiyonunda Tao-Hua'nın afyon içtiği ve ejderhalar, Anka kuşları ve dans eden çiçekler gördüğü fantastik bir ikinci perde vardı. Dönemin Rus tiyatro eleştirmenleri, onu gerici bir şekilde Oryantalist bulmuş ve ilk perdenin gerçekçiliğiyle çelişen bir şekilde eleştirmişti. Sonraki versiyonda Tao-Hua’nın afyon kullanmadan sadece uykuya dalmasıyla rüya dizisine daha gerçekçi bir renk verildi.