DİSK'ten 12 Eylül açıklaması: Darbenin 35. yılında saray darbesine direnelim

12 Eylül faşist darbesinin 35. yıldönümü nedeniyle bir mesaj yayınlayan DİSK Genel Başkanı Kani Beko, "12 Eylül işçi sınıfına karşı sermaye saldırısıydı, sermaye sınıfını bugün AKP iktidarı güldürüyor" dedi. Beko, saray darbesine karşı direniş çağrısında bulundu.
Haber Merkezi
Cuma, 11 Eylül 2015 16:26

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Kani Beko, 12 Eylül faşist darbesinin 35. yıldönümü nedeniyle yayınladığ mesajda, "Darbenin 35. yılında saray darbesine direnelim" dedi. 

"Darbeciler yenilecek, emek kazanacak, ne unuturuz ne affederiz" başlıklı bir yazılı açıklama yayınlayan Kani Beko, "Bugün 12 Eylül faşizminin yıldönümünde AKP darbesini yaşıyoruz. Halkın tek başına iktidar olmasına izin vermediği, başkanlığını istemediği AKP ve Cumhurbaşkanı, gayri meşru ve faşizan şekilde ülkeyi yönetiyorlar" dedi. 

12 EYLÜL'ÜN VAHŞİ BİLANÇOSU

12 Eylül darbesiyle 650 bin kişinin gözaltına alındığını, 230 bin kişinin yargılandığını, 50 kişinin idam edildiğini, 171 kişinin işkenceden öldüğünü hatırlatan Beko, "Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi. 95 kişi yargısız infazlarda öldü. 1 milyon 683 bin kişi fişlendi. 30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı. 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı. 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti. Gazetecilere toplam 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi. 39 ton gazete ve dergi imha edildi. 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi işlerinden çıkarıldı" dedi. 

"Bugün isterdik ki geçmişte kalan bir kötü anıdan bahsediyor olalım" diyen Beko, şunları kaydetti: 

"Ancak bugün 12 Eylül faşizminin yıldönümünde AKP darbesini yaşıyoruz. Halkın tek başına iktidar olmasına izin vermediği, başkanlığını istemediği AKP ve Cumhurbaşkanı, gayri meşru ve faşizan şekilde ülkeyi yönetiyorlar. 12 Eylül cuntası parlamentoyu feshedip, tüm yetkiyi bir avuç generalin emrine vermişti. Bugün de ülkemizde TBMM fiilen çalıştırılmamakta, ülkenin geleceğini ilgilendiren tüm kararlar tek bir kişi ve onun emrindeki devrik hükümet tarafından alınmaktadır. 'İster kabul edilsin ister edilmesin, Türkiye'nin yönetim sistemi değişmiştir' diye ilan edenler, 12 Eylül 1980'de yönetime el koyduk açıklaması yapanların yolundan ilerlemektedir. Bugün de ülkemizde 'vur emri' alan ve iç güvenlik yasasıyla yetkileri artan güvenlik güçleri, her türlü barış ve demokrasi talebine karşı şiddet uygulamaktan kaçınmazken, yüzlerce parti binasını, yüzlerce ev ve işyerini yakanlar, otobüsleri taşlayanlar, gazeteleri basanlar karşısında ortalarda görünmemektedir. Bugün de ülkemizde emek, demokrasi, özgürlük, barış, adalet konulu en sıradan basın açıklamalarımızda karşımıza çıkan TOMA'lar , 'katliam isteriz' sloganları atan benzin bidonlu kalabalıkların konuşma kürsüsü olarak kullanılmaktadır."

"12 EYLÜL DARBESİ İŞÇİ SINIFINA KARŞI SERMAYE SALDIRISIYDI"

12 Eylül askeri darbesinin öncelikle işçi sınıfına karşı bir sermaye saldırısı olduğunu vurgulayan Beko, açıklamasında şu cümlelere yer verdi: "12 Eylül ile 24 Ocak Kararları olarak bilinen işçi düşmanı politikalar hayata geçirildi. 12 Eylül'den sonra 'Bugüne kadar işçiler güldü, şimdi sıra bizde' diyerek 12 Eylül'ü alkışlayan sermaye sözcülerini bugün AKP iktidarı güldürüyor. İktidar kendi döneminde çığ gibi büyüyen taşeron sistemiyle çalışma yaşamında tam bir kölelik düzenini dayatıyor. Bu kölelik düzeni neticesinde işçiler ölürken fıtrat diyor, kader diyor. Çıkardığı yasalar ile işçi sağlığı ve güvenliği alanını da taşeronlaştırıyor. 2015 yılında bugüne kadar 1200'ün üzerinde işçi ölürken, kimseden hesap sorulmuyor. İşçilerin ölümü doğal ölüm olarak kabul görüyor. İşçilerin aileleri ağlarken sermaye gülmeye devam ediyor. Bu da yetmiyor, doğamız, kentlerimiz sermayeye yağmalatılıyor, eğitimden sağlığa tüm hizmetler sermaye için kâr alanı haline getiriliyor. Daha dün Hopa'da bunun acı sonuçlarını yaşarken devlet adına bölgeye giden arama kurtarma ekiplerinden önce çevik kuvvet oluyor. Sermayenin ve iktidarın çıkarı için hepimizin yaşamı gözden çıkarılıyor."

"12 EYLÜL'ÜN İLK HEDEFLERİNDEN BİRİ DİSK'Tİ"

Beko, şunları kaydetti: "12 Eylül faşist zihniyetinin ilk hedeflerinden biri de DİSK oldu. Faaliyetleri yasaklanan, tüm mal varlığına el konulan DİSK'in Genel Başkanı'ndan işyeri temsilcisine kadar binlerce üyesi gözaltına alındı. İşkence altında yüz günün üzerinde gözaltında kalan DİSK'lilerin yöneticileri 4 yılı aşkın bir süre tutuklu kaldı. Cunta mahkemeleri DİSK'in kapatılmasını ve 78 yöneticisinin idamını istedi. DİSK üyesi İlerici Deri-İş Sendikası genel başkanı Kenan Budak, 25 Temmuz 1981 tarihinde İstanbul'un Zeytinburnu semtinde polis tarafından vurularak öldürüldü. 12 Eylül ile beraber getirilen sendikalaşmayı zorlaştıran işkolu barajları, bugün AKP hükümeti tarafından şekilsel değişikliklerle korunuyor. Sendikaların baraj altında kalması için imza atılan uluslararası sözleşmeler ve mahkeme kararları bile uygulanmıyor. Grev hakkı aynı darbeciler gibi AKP iktidarınca da gasp ediliyor. Ölümüne, kölece çalıştırmaya dayalı bir düzen AKP tarafından sürdürülüyor. 12 Eylül darbesi bu ülkendeki işçiler, emekçiler, tüm ezilenler için uzun bir karanlık dönemin başlangıcı idi. Ancak bugün, karşı karşıya olduğumuz saray darbesi bir tükenişi ifade ediyor. Saray darbesine karşı direnelim."