Aydınlık yarınlar bugünlerin toplamından oluşmaz (Uğur İşlek)

Cuma, 24 Ekim 2014 12:37

Ülkemizde sosyalizm için kararlı bir mücadele verenlerin zengin bir dokusu vardır.

Bu topraklarda hayatın hiçbir zaman yavaş akmaması bu dokuyu kalınlaştırıp korunaklı kılarken, çetrefillerin çokluğu ise sürekli uyaran işlevi görerek dokuyu canlı tutar, hantallaştırmaz. İşte bu korunaklı canlılık zenginliğimizin kaynağıdır.

Hayatın hızlı akışı kaçınılmaz biçimde gün ve gün “baskı –basınç – ittirme” sarmalı üretir.

Sürekli uyarılma hali ise “Kimlik – akıl – deneyim”in vazgeçilmezliğini öne çıkarır.

Kuşkusuz sarmallar her zaman olumsuz bir anlam taşımaz. Kısırlaştırıcı, basiretsizleştirici olduğu kadar, geliştirici ve öne çekici de olabilir.

Yine aynı şekilde vazgeçilmezler de her zaman panzehir niteliği taşımaz aynı zamanda iddiasızlaştırır, korkaklaştırabilir de.

Faşist hareketin açıktan saldırılarına karşı ayakta ve onurluca direnmek 12 Eylül öncesinin çıplak bir sarmal idi. Somutun da ötesinde öyle bir durum vardı ki sokağa bir şekilde çıkmak zorunda idiniz ve bu sokaklar paylaşılmıştı. Halkına karşı sorumluluklarını yerine getirmeye çalışanların sadece yönlendirilmiş olduklarına kim inanırdı ki.

Devrimci demokrasinin cezaevlerinde oruç ve kendini yakışlarla ölümle alay edişi vebali herkesin üzerine düşecek bir başka özgün sarmal oldu. Gün ve gün ölümlerin sayıldığı, bedenlerin tereddütsüz ateşe verildiği bir tabloya kim kayıtsız kalabilirdi ki.

Kürt Ulusal Hareketinin bedenlerle dikilen anıtları gözlerin başka yere çevrilmesiyle kaçılamayacak kadar görkemli bir sarmal oluşturmuştur. Tarihsel haklılıklarını bütünleşmiş örgütlülüğü ile taçlandırmış bir halkın direnişinin destansılığından kim muzdarip olabilirdi ki.

Bu sarmallar Sosyalizm için mücadele verenlerin dokusunda derin izler bırakmıştır. Bu izleri bize sirayet edenler olarak görmeyiz. Bu izleri yoğrulmuşluğumuz olarak görürüz.

….

Bizler komünistiz. Sosyalizm için mücadelenin ana neferleriyiz.

Sosyalizmin taşıdığı değerlerin ve bu değerler için mücadelenin, halka, devrime ve demokrasiye inananlara, tarihsel haklılıklara her zaman ışık tutmuş, cesaretlendirmiş, ileri çekmiş, akılla yüklemiş olduğundan zerre kadar kuşkumuz yoktur.

Bugün, hangi başlıkta yürütülüyor olursa olsun, eşitlik – özgürlük – bağımsızlık bağlamındaki tarihsel haklıkların temel dayanaklarını Sosyalizme olan inancın oluşturduğunu çok iyi biliriz.

Daha da ötesi, aydınlık yarınlara giden yolun bugünlerin toplamından oluşmadığından da eminiz.

Komünist kimliğimiz var bizim ve bu kimliğimiz ile konuşuruz.

Partili aklımız var bizim ve bu aklımızla okumaya çalışırız.

Tarihsel deneyimimiz var bizim ve bu deneyimimiz ile olup ibitenlere bakarız.

Öyle zamanlar gelir ki, öyle sarmallar ile karşılaşırız ki sözlerin tıkanması tehlikesi belirir. Karşımızda iki seçenek vardır empati kurmak ve hassasiyetleri gözetmek adına geçiştirmek, şimdilik susmak ya da sözlerimizin tıkanmasına izin vermemek.

Bizler komünistiz. Hamurumuzda bu var. Tıkanan sözlerin dayanılmaz ağırlığını taşımak istemeyiz.