Hakan Albayrak'tan Amerika masalları

Çarşamba, 25 Şubat 2009 15:41

"Ey rüzgar, ne yandan esersen es her yer bizimdir."

Meğer Hakan Albayrak aynı zamanda hikayeler de yazmış bugünkü yazısına benzeyen. Yukarıdaki söz yazarın "Ebuzer" adlı öyküsünde geçiyor. Bir denizcinin özgüvenini anlatan bir ifade. Hikayedir, eleştirilir ama ne sözüne ne de kurgusuna karışılır.

"Bazılarına inanılmaz gelebilir, ama Türkiye'nin Amerika'dan daha güçlü bir ülke olduğuna hiç şüphem yok.

Veya şöyle söyleyeyim: İnanırsak güçlü olan biz oluruz!"

Bu ifadeler de H. Albayrak'ın bugün Yeni Şafak'taki yazısının son cümleleri. Burada da bir özgüvenden söz ediliyor. Temelsiz de olsa, topluma siniklik yerine özgüven mesajı iletmenin, gerçek dışı bir ahmaklık düzeyinde olmadığı sürece, bir zararı yok. Sinik, kimliksiz bir halk yerine, kendine güvenen, kimlikli bir halk doğal olarak bizim de tercihimizdir.

Ama Albayrak'ın yazısının bütününe baktığımızda, çizilen tablonun kof bir şişinmeden, güçsüz diye nitelediği ABD'ye tapınmadan, Hoca efendiyi arş-ı alaya çıkarma gayretinden başka bir şey yok.

"Amerikan tezgahı asıl bu işte!"*

Yazıda Amerika karşıtlığı üzerine kabalaştırılmış, siyasetin yasallıkları bir kenara bırakılmış uçuk kaçık düşüncesizce düşüncelerden başka bir şey yok. Ama çok açıktan, Fethullah Gülen övgüsü, ABD karşıtlığını karalama kaygısı, Yeni Osmanlıcılık ve AKP yardakçılığı sindirilmiş yazıya.

Bu ülkede, ABD emperyalizmine karşıtlık, tarihinin hiçbir döneminde Albayrak'ın söylediği gibi, iç dinamikler dışlanarak kurgulanmamış ve yapılmamıştır. Türkiye'de, özellikle 1980'li yıllardan sonra, emperyalist politikaların, dış dinamiğin iç siyasal süreçlerde belirtik hale geldiği malumdur. Ancak, bu belirtik olma hali hiçbir zaman mekanik bir seyir izlememiştir. Süreç, ABD emperyalizmiyle, yani dış dinamikle, içteki sermaye iktidarlarının, yani iç dinamiğin, ufak tefek gerilimlere rağmen çakışması biçiminde tezahür etmiştir. Son yıllarda, dış dinamik baskın karakter kazanmıştır ancak iç dinamiklerin de uyumunu gözetmiştir. Hakan Albayrak'ın aklının ermediği ya da erse de dilinin varmadığı durum budur. Yazıdaki kabalaştırılmış, ahmakça kurgulanmış birkaç örnek Albayrak'ın muradını anlatmak için yeterli.

"Gülen Hareketi'nin Erbil'de, Süleymaniye'de, Kerkük'te niye okulları var?

Tabii ki Amerika istediği için!!!

....

Hükümet niye Afrika açılımı yapıyor, Cumhurbaşkanı Gül niye Tanzanya'ya gidiyor?

Tabii ki Amerika istediği için!!!"

Cümle alemin, ABD emperyalizminin, Afganistan'dan başlayıp Kafkasları da içine alan ve Kuzey Afrika'ya, oradan Afrika'nın içlerine uzanan bakir ve çok büyük bir bölgedeki egemenliğini pekiştirme politikalarını tartışırken, Albayrak, basitleştirilmiş fikir yürütmelerle işin içinden çıkmaya çalışıyor. Ne Gülen hareketi, Türkmenleri, Kürtleri aydınlığa kavuşturmak için Erbil'e, Kerkük'e sarkmaktadır, ne de Gül, Tanzanya'daki çocukların kara kuru yanaklarını öpmek için bu ülkeye gitmiştir. Olan biten ABD bölge politikalarına uyumluluşma hamleleridir. İktidardaki sermaye sınıfının ve TSK dahil diğer kuruluşların temsil ettikleri sınıf adına yapacakları hamlelerdir hepsi. Bu açılımı emperyal siyasetin bizatihi kendisi dürtüklemektedir.

"Peki, netice itibarı ile ne istiyor Amerika?

'Yeni Osmanlı' istiyor!!!

'Yeni Osmanlı' ne demek?

Hinterlandını derleyip-toparlayıp Amerika adına idare eden Türkiye demek!!!

Peki hinterlandını derleyip-toparlayıp idaresi altına bir Türkiye niye Amerika'ya eyvallah etsin?"

Albayrak, istemeden, farkına varmadan ABD'nin bölgede nasıl bir Türkiye istediğini de açıklamış oluyor. Elbette ABD emperyalizminin çıkarı ve istediği, islamcılık çimentosuyla bölgeye uzanan ama emperyal politikaların ve bölgedeki ABD çıkarlarının savunucusu bir "alt taşeron" türkiye'dir. Bu senaryoda rol, emperyalizm tarafından belirlenmiş ancak oyuncu seçiminde heves ve yetenek de dikkate alınmıştır. Rol, Albayrak'ın dediği gibi "Yeni Osmanlı"yı kurup, "Büyük Ortadoğu"yu ABD'ye peşkeş çekmek üzere AKP'ye, Erdoğan'a verilmiştir.

Yazının sonuna doğru, Albayrak'ın bir müjdesi de var:

"Size bir şey söyleyeyim mi?

Ben Amerikan çağının sonuna geldiğimize inanıyorum.

BOP'ların, GOP'ların gerçekleşebileceğine zerre kadar ihtimal veriyorsam namerdim."

Ahhh Hakan Albayrak ahh! Sana ve senin benzerlerine rağmen hizmette kusur etmediğiniz Amerikan çağının sonunun geleceğine bizler de yürekten inanıyoruz. Ama sonun kendi kendine değil, yurtseverliğin bayrağını yükselten ve emperyalizme karşı mücadele eden halkların şiddetiyle olacağına inanıyoruz ve bunun için mücadele ediyoruz.

*25-02-2009 Yeni Şafak

Ali Önder Öndeş