Birdal: Türkiye Ortadoğu'daki sürecin taşeronudur

Bugün İstanbul Üniversitesi’nde soL Haber Portalı Genel Yayın Yönetmeni Alper Birdal’ın katılımıyla “Ortadoğu’dan Yunanistan’a Hangi Devrim, Hangi Kriz?” başlıklı bir konferans düzenlendi. Birdal, Ortadoğu’da ve Yunanistan’da gelişmeleri değerlendirdi.
Salı, 20 Aralık 2011 18:01

İstanbul Üniversitesi Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Kulübü (SİSAK), bugün üniversitenin Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde “Ortadoğu’dan Yunanistan’a Hangi Devrim, Hangi Kriz?” başlıklı bir panel düzenledi. Panel, soL Haber Portalı Genel Yayın Yönetmeni Alper Birdal’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Panelde, "Arap Baharı" olarak adlandırılan Ortadoğu’daki gelişmeler ve Yunanistan’daki işçi sınıfı hareketi değerlendirildi.

Alper Birdal sözlerine, soL Haber Portalı adına Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Kulübü’ne teşekkürlerini sunarak başladı. Ortadoğu ve Yunanistan’da yaşanan gelişmelere dair soL'un iyi bir yayıncılık sergilediğini, bu konuda okurlarına perspektif kazandırabildiklerini düşündüğünü ifade eden Birdal, büyük medyanın bölgedeki gelişmeler hakkında bilinçli olarak yetersiz ve manipülatif haberlere yer verdiğini de belirtti.

Alper Birdal Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri, bu sürecin adına neden "Arap Baharı" dendiğini değerlendirerek başladı. Emperyalizmin, sola ait kavramları asimile ederek, kendi ideolojik envanterine katmaya çalıştığını ve bunun ciddi bir ideolojik saldırı olduğunu belirten Birdal, "Arap Baharı" adlandırmasının, toplumsal algıyı emperyalizmin isteği doğrultusunda belirleme, tarihe bu doğrultuda kayıt düşülmesini sağlama amacıyla kullanıldığını söyledi.

Birdal, “Arap Baharı”nın referans noktalarından birinin de "özgürlük" ve "devrim" kavramlarının değişime uğratılması, emperyalizme yedeklenmesi olduğunu ifade etti. “Özgürlük denince solun, komünist hareketin merkezinde durduğu olaylar akla gelirdi. Fakat bu kavram, 1989-91’de yaşanan karşı-devrimci süreçten sonra Doğu Avrupa halklarının ‘Sovyet emperyalizminin’ baskısından kurtulması olarak kullanılmaya başladı” diyen Birdal, "devrim" kavramının uzun zamandır ilk kez, son dönem Ortadoğu’da yaşananlarla beraber egemen medyada bu kadar çok duyulduğunu hatırlattı. Birdal, bu durumun tıpkı "özgürlük" kavramında olduğu gibi, "devrim" kavramının da emperyalizm tarafından ele geçirilme çabasına işaret ettiğini belirtti.

“Ortadoğu’da yaşananlar devrim olarak nitelenebilir mi?”
Alper Birdal sözlerine, Ortadoğu’da yaşananların devrim olarak nitelenip nitelenemeyeceğini tartışarak devam etti:

“ Devrim kavramı Marksistlere göre kabaca iki şekilde tanımlanabilir. Birincisine göre, devrim iktidarın bir sınıfın elinden başka bir sınıfa geçmesidir. Buna örnek 1917 Ekim Devrimi’dir. İkinci tanıma göre ise, siyasal iktidarın sınıfsal pozisyonunun radikal bir şekilde değişmesidir. Buna örnek olaraksa 1848 devrimleri gösterilebilir. Oysa Ortadoğu’da yaşananlar, Tunus’taki ve Mısır’daki iktidar değişiklikleri de dahil, her iki tanımı da karşılamaktan uzak. Hatta bu gelişmeler, burjuva sosyolojisine göre yapılan devrim tanımlarıyla dahi devrim olarak nitelenemez.”

Birdal, emperyalizmin Ortadoğu’da bir restorasyon ihtiyacı ile karşı karşıya olduğunu, Obama’nın da Devlet Başkanı seçildiği dönemde Kahire’de yaptığı konuşma ile bunu dile getirdiğini belirtti. Emperyalizmin söz konusu restorasyon ihtiyacı ile, başlangıçta ciddi bir emekçi tepkisi barındıran ayaklanmaları manipüle ettiğini söyledi. "Devrim" kavramının da emperyalizmin Ortadoğu'da egemenliğini yeniden tesis etme çabasına meşruiyet kazandırmak üzere asimile edilmek istendiğini vurguladı.

“Türkiye sürecin taşeronudur”
Ortadoğu’da yaşananlar noktasında Türkiye’nin konumu da değerlendirildi. Türkiye’de sessiz sedasız bir rejim değişikliğinin gerçekleştirildiğini belirten Birdal, sözlerine şöyle devam etti:

“ABD’nin bölgeye dair en önemli hazırlığı Türkiye’nin bugün geldiği nokta oldu. Türkiye’de sessiz sedasız bir rejim değişikliği yaşandı. Ve Türkiye, Ortadoğu’da hayata geçirilecek diğer rejim değişikliklerinde kullanılacak bir ülke haline geldi.

Fakat Türkiye’nin bir model olarak kurgulandığını söyleyemeyiz. ABD’li bir diplomatın da uluslararası kamuoyunda dillendirdiği gibi Türkiye Ortadoğu’da kurulacak yeni rejimler için 'ilham kaynağı' olabilir. Türkiye’nin misyonu tam olarak, bu sürece taşeronluk etmektir. Ancak bu misyon küçümsenmemelidir. AKP bu sürecin önemli mimarlarından biridir. Bu yüzden şu anda ABD için vazgeçilmezdir.”

“Yunanistan tek örnek”
Ortadoğu’da yaşananlara dair değerlendirmelerden sonra, Yunanistan’daki gelişmeler ele alındı. Alper Birdal, Yunanistan’ın şu anda dünyadaki toplumsal hareketlenmelerde ayrıksı duran tek örnek olduğunu vurguladı. Bu ayrıksılığın “Yunanistan’da işçi sınıfının, komünist hareketin emperyalizme meydan okuması” olduğunu ifade etti.

Emperyalizmin Yunanistan’daki hareketleri de manipüle etmeye çalıştığını, fakat örgütlü bir şekilde hareket eden işçi sınıfının ve bu süreci siyasi iktidar talebine dönüştürmek üzere mücadele eden Yunanistan Komünist Partisi’nin bunu engellediğini ifade etti.

Panel Alper Birdal’a yöneltilen çok sayıda soru ile devam etti.

(soL - İstanbul)