Bir Şam efsanesi: ‘IŞİD’le Esad çatışmıyor’

Irak ve Şam İslam Devleti'nin İran istihbaratının kontrolünde olduğu ve Şam yönetimiyle gizli bir anlaşma yaptığına yönelik temelsiz iddialar yeniden yaygın biçimde kullanıma sokuldu.
Çarşamba, 18 Haziran 2014 20:30

Ali Örnek

El Kaide'den aforoz edilen IŞİD'in Irak'taki ilerleyişiyle eski bir dezenformasyon, yaygın biçimde yeniden kullanıma sokuldu. Bu dezenformasyona göre, İran tarafından kurulan örgüt, Suriye ordusuyla savaşmıyor ve hatta Şam yönetimiyle gizli bir anlaşma içinde...
Bu iddiayı kanıtlayabilecek henüz hiçbir somut delil yok. Bu nedenle kullanıma sokulan iddianın tek dayanağı "IŞİD ve Suriye ordusunun hiçbir biçimde savaşmaması"...

Büyük yalan
Oysa ki, Suriye sahasını yakından takip edenler için bu iddianın hiçbir zemini yok. Sadece son bir hafta içinde Suriye ordusuna bağlı savaş uçakları, IŞİD’in Haseki’deki mevzilerini vurdu. IŞİD’e yakın hesaplara göre, bu operasyonlarda ölen militan sayısı 30’u geçiyor.

Tarafların çatışmaları, IŞİD’in Musul’u almasından çok daha önce başladı. İyi teçhizatlandırılmış, deneyimli savaşçılara sahip olan IŞİD, birçok saldırının koçbaşı oldu. 2013 yılının Mart ayında Rakka eyaletinin, içindeki bazı askeri üsler hariç tümüyle militanların eline geçmesinde bu örgütün payı büyük. Şimdi “IŞİD ve Esad rejiminin işbirliği” dezenformasyonunu yayan kaynaklarsa, o dönemde Rakka’da Hafız Esad heykelinin yıkılmasını “Esad’a ağır darbe: İsyancılar Rakka’yı ele geçirdi” manşetleriyle veriyordu. Bu haberlerin hemen hemen tamamında, “ağır darbe”de başrolün IŞİD’e ait olduğu gizlendi.

Rakka, IŞİD’le Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ve bugün İslami Cephe altındaki radikal İslamcı örgütlerin ilk işbirliğiydi ve devamı da geldi.

IŞİD, Doğu ve Güney Halep’te orduya karşı silahlı saldırıların da başını çekti. 2013 yılının Ağustos ayında, Türkiye üzerinden silahlandırılan ve Lazkiye’nin kuzey kırsalında terör estiren grupların da liderliği IŞİD’deydi. Bu saldırıya bugün onu “Esad rejimiyle işbirliği” suçlamasını yönelten silahlı gruplar da katılmıştı. Özellikle İslami Cephe çatısı altındaki El Kaide bağlantılı Ahraru’ş Şam ve El Nusra Cephesi “Ümmetin annesi Ayşe” adlı ve “Terörü Alevi köylerine taşımak” amacı taşıyan saldırının ortaklarıydı. Bu örgütler şimdi IŞİD’e karşı başlatılan savaşın liderleri konumunda…

Eş zamanlı olarak IŞİD, İdlib ve Şam kırsalında da varlık göstermeye başladı. Şam’ın batısındaki Kalemun bölgesindeki savaşlarda kritik Yabrud kasabasını son ana kadar terk etmeyen de IŞİD oldu.

Humus’ta silahlı gruplarla, Şam yönetimi arasındaki ateşkes anlaşmasını da reddeden örgüt, son bir aydır kentin kuzeyindeki Alevi köylerine yönelik baskınlar düzenliyor.

Katar televizyonu El Cezire'yse IŞİD'in elindeki petrol kuyularından, Suriye yönetimine petrol satışı yapıldığını gündeme getiriyor. Ancak Katar'ın desteğini alan Suriye el Kaide'si EL Nusra Cephesi de benzer iddialarla karşılaşmıştı. 30 Ocak 2013'te Reuters ajansı, El Nusra Cephesi'nin Deyr ez-Zor'un Meyadin kentini ele geçirdikten sonra, buradaki El-Vard petrol sahasından, Şam yönetimine petrol satışının sürdüğünü iddia ediyordu.

El Kaide’yi Şam mı ihya etti?
Bu noktada bir diğer tezse, El Kaide’nin Doğu Akdeniz bölgesinde güçlenmesinde Şam yönetiminin büyük rolü olduğu ve daha sonra kontrolü kaybettiği.
Suriye, 2011'deki savaş öncesinde de El Kaide hücrelerine ev sahipliği yapıyordu. Bazı iddialara göre, Şam yönetimi Irak'ın işgalinden sonra sıranın kendisine gelmemesi için, komşusundaki cihatçı grupları destekledi. Senaryoya göre, Irak'taki ABD güçlerine karşı savaşan gruplara, Suriye istihbaratı Gureba eş-Şam adlı örgüt üzerinden yardım gönderdi. Gureba eş-Şam'ın liderlerinden Ebu el-Kaka lakaplı Mahmud el-Ağasi aslında muhaberat ajanıydı. Ancak aynı kaynaklar, Halepli bir imam olan el-Ağasi'nin, Lübnan'daki Filistin kamplarında, Hizbullah'a karşı bir güç olarak ortaya çıkan, El Kaide bağlantılı Fetih el-İslam'ın patronu olduğunu da dile getiriyor. Bu durumda Suriye'nin neden bölgedeki en önemli müttefikine savaş açan grubu desteklediği sorusu yanıtsız kalıyor.

Gureba eş-Şam'ı Suriye istihbaratıyla ilişkilendiren senaryolar, bu grupla Fetih el-İslam'ın neden Suriye'deki savaşa müdahil olduğu sorularını da cevaplayamıyor.

El Kaide’nin gerçek desteği
Suriye'deki el Kaide varlığının belirginleşmesi 2012 yılının Mayıs ayına denk geliyor. Daha önce "Özgür Suriye Ordusu'na bağlı El Nusra Cephesi" olarak tanıtılan El Kaide kolu, ilk kez Türkiye'ye açılan İdlib'teki Bab el-Hava ve Halep'teki Bab es-Selam kapılarının ele geçirilmesinde büyük rol oynadı. Bu yüzden de Türkiye'den yapılan silah sevkiyatında hatırı sayılır bir pay almaya başladı. Aynı dönemde AFP ajansı, Suriye kapılarının Türkiye'den otobüslerle gelen, Taliban militanlarına benzeyen yabancı savaşçılar tarafından alındığını yazmıştı.

bbc_foto.png
Rakka, IŞİD liderliğindeki askeri koalisyonun eline geçtiğinde batı basınında "isyancılar kenti ele geçirdi" haberleri yeralıyordu. Ütelik çoğu haberde, BBC'nin yaptığı gibi IŞİD'in varlığı gizleniyordu.

El Nusra ve Türkiye'nin bağlantısı bununla da sınırlı değil. Suriye Müslüman Kardeşleri'nin 2009'dan bu yana Türkiye'de yaşayan liderlerinden Faruk Tayfur'un bu grubun gizli lideri olduğu iddiaları bile mevcut. Tunus gazeteleri Faruk Tayfur'un 2012 yılının Ağustos ayında, Tunuslu gençlerin Suriye savaşına gönderilmesinde payı olduğunu iddia ediyordu. iddialara göre, Avrupa'dan gelen paralarla Tunus'taki yoksul gençleri cihata ikna eden Tayfur, bu kişilerin Libya'ya gönderilmesi ve burada eğitilerek Suriye'ye yollanmalarını da organize ediyordu. Tunuslu cihatçıların Suriye'deki adresiyse El Nusra Cephesi'ydi... Hizbullah'ın kanalı El Menar'a göre, Tayfur, Haseki eyaletine bağlı Ras el-Ayn'a yönelik saldırıların da planlayıcısıydı. Bu çatışmalarda El Nusra ve müttefikleri PKK bağlantılı Halk Savunma Güçleri'nin (YPG) elinden stratejik sınır kasabasını almaya çalıştı.

Ayrıca Tayfur, 2012 yılının Aralık ayında ABD'nin El Nusra Cephesi'ni "terör örgütleri" listesine alınmasına ilk tepki gösteren Suriye Ulusal Konseyi üyesi olmuştu.

Ancak El Kaide'nin güçlendirilmesine rağmen, kuzeyde tümüyle bir "özgürleştirilmiş alan" yaratılamadı. Ve aynı dönemde militanlar arasında iç çatışmalar baş gösterdi. El Nusra Cephesi'nin, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) bağlı grupları tasfiye girişimlerine karşın, muhalifler bugün IŞİD'e karşı dolaşıma soktukları dezenformasyonun aynısını bu kez El Nusra Cephesi için dillendirmeye başladı. Ancak El Nusra emiri Muhammed el-Culani’nin diğer gruplarla birlikte hareket etmeye azami dikkat göstermesiyle taraflar arasındaki ayrılık derinleşmedi.

Ayrım noktası Müslüman Kardeşler
Bugün IŞİD ve El Nusra’nın benzer bir ideolojik yapılarda olmasına rağmen aralarında kanlı bir hesaplaşma sürüyor. Merkezi El Kaide Emiri Eyman ez-Zevahiri’nin desteğini alan El Nusra Cephesi, Şam diyarındaki El Kaide kolunun kendileri olduğunda ısrarlı…

Ancak büyük bir güce ve prestije kavuşan IŞİD Emiri Ebubekir el-Bağdadi, El Nusra’nın kuruluşuna kendilerinin destek verdiğini ve bu örgütün kendilerine katılmasında ısrar ediyor. Müslüman Kardeşler bağlantılı silahlı gruplara yakın duran El Nusra’nın aksine, IŞİD bu çizginin tam karşısında.

Zevahiri’nin IŞİD’i Suriye’den çekilmeye çağıran ünlü konuşmasına, örgütün sözcüsü El Adnani, “cihat yolundan saptınız” yanıtı vermişti. Bu cüretli çıkışın altında yatan ana nedense, merkezi el Kaide yapılanması içindeki bazı emirlerin, el-Bağdadi’ye biat etmiş olmasından ileri geliyor.

Adnani’nin açıklamasında dikkat çeken detaysa, Zevahiri’yi Mısır’daki Müslüman Kardeşler örgütüne destek verdiği için eleştirmesiydi.