ABD-İsrail-Türkiye neye hazırlanıyor?

Türkiye, İsrail ve ABD’nin düzenlediği “Güvenilir Denizkızı” (Reliant Mermaid) tatbikatı bugün başlıyor. Türk basını konuyu geçiştirse de, tatbikat bölgedeki tüm ülkeleri huzursuz ediyor.
Pazartesi, 17 Ağustos 2009 10:30

İsrail’de yayınlanan İbranice Yediot Ahronot gazetesinin askeri analisti Ron Ben Yişai, Güvenilir Denizkızı tatbikatı hakkında şunu söylemişti: “Ortadoğu’daki en güçlü iki ordu kâğıda dökülmemiş bir askeri ittifakı sağlamaya odaklandıklarında ve dünyanın tek süper gücü bu sürece destek verdiğinde, bölgedeki diğer ülkelerin kaygılanmak için bir sebepleri vardır.”

Türkiye, İsrail ve ABD’nin hava ve deniz kuvvetlerinin ortak düzenlediği “ortak arama ve kurtarma” tatbikatlarından “Güvenilir Denizkızı” tatbikatı bugün Türkiye’nin ev sahipliğinde başlıyor. Tatbikatın canlı kısmı 19 Ağustos’ta başlayacak, 21 Ağustos’ta sona erecek.

Tatbikatın resmi amacı “deniz sularında acil durumlarda güvenlik önlemleri almak ve koordineli arama kurtarma çalışmaları yapmak” olarak açıklanıyor. Güvenilir Denizkızı tatbikatlarından ilki, 1996 yılında Refah partisi döneminde İsrail’le Türkiye arasında imzalanan askeri işbirliği anlaşmasının sonucu olarak 1998 yılında yapıldı. O günden beri üç ülkenin katılımıyla gerçekleşen tatbikat, Doğu Akdeniz’de uluslararası sularda düzenleniyor ve İsrail ile Türkiye arasındaki askeri ittifakın en önemli göstergesi sayılıyor.

Tatbikata katılan askeri güç
Tatbikata üç ülkeden toplam 8 gemi, 4 helikopter ve 3 arama-kurtarma uçağı katılacak. ABD adına katılacak gemiler, Doğu Akdeniz’de bulunan ve ülkemizde en fazla Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının kovmasıyla tanınan 6. Filo’ya ait.

6. Filo’dan tatbikata katılacak gemi ise USS Stout (DDG 55). Arleigh Burke tipi güdümlü füzeli bir destroyer olan bu gemi, ABD’nin diğer kruvazörlerine kıyasla hem daha büyük, hem de daha yıkıcı etkiye sahip. USS Stout’un ismi son olarak Türkiye’de 18 Haziran’da duyulmuş, Bodrum’a yanaşan gemi Türkiye Komünist Partisi üyelerince protesto edilmişti.

Geminin isminin daha fazla duyulmasını sağlayan ise, geçtiğimiz sene Ağustos ayında Gürcistan’da Rusya’yla yaşanan savaşın ardından ABD’nin Karadeniz’e en sık gönderdiği gemilerden biri olması. Son olarak geçen ay, 15 Temmuz’da ABD ile Gürcistan’ın ortak düzenledikleri deniz tatbikatında Karadeniz’e açılan ve bir arama/kurtarma işi için oldukça gelişmiş bir savaş gemisi olan USS Stout, nükleer füze atma kapasitesine sahip. Bu geminin Karadeniz’e giriş çıkışı Rusya tarafından protesto edilmiş, Rusya’dan bazı emekli amiraller gerekirse bu gemileri bir saat içerisinde batırabileceğini açıklamıştı.

İsrail’den katılacak gemilerden ikisinin INS Lahav ve INS Sufa fırkateynleri olduğu açıklandı. İkisi de füze donanımlı olan bu fırkateynlerden INS Lahav, 2006 yılında İsrail Lübnan’ı işgal ettiği sırada Lübnan limanlarını ablukaya alarak işgale katılmıştı.

Tek amaç arama kurtarma mı?
Türk basınında Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan resmi açıklamanın yayınlanmasıyla geçiştirilen Güvenilir Denizkızı tatbikatı, üç ülke açıklamalarında “arama-kurtarma” tatbikatı olarak tanıtılsa da, görünüşe göre bölgedeki diğer ülkeler böyle düşünmüyor. Tatbikat, şimdiye kadar tüm Arap ülkeleri, Rusya, İran ve hatta NATO üyesi Yunanistan tarafından kınandı.

Tatbikattan dolayı kendini doğrudan tehdit altında hisseden ülkeler Filistin, Lübnan ve Suriye. Doğu Akdeniz’in İsrail’le Türkiye arasında kalan bölgesindeki bu üç ülkenin de, İsrail’in katıldığı böylesi bir askeri tatbikattan çekinmeleri için yeterli sebep var. İsrail gemileri, abluka altında tuttukları Gazze kıyılarına sık sık ateş açıyor, balıkçı teknelerini batırıyorlar. Lübnan yakın zamanda İsrail işgaline uğradı, geçtiğimiz hafta İsrail ordusundan bir yetkili Hizbullah’ın varlığı nedeniyle Lübnan’a yeniden müdahale edilmesi gerekebileceğini söyledi. Suriye’ye ait Golan Tepeleri ise tüm dünya tarafından kınanmasına rağmen İsrail işgali altında bulunuyor. Suriye devlet gazetesi Tişrin, tatbikatı “fesat bir ittifak” olarak nitelemişti.

Rusya da tatbikatın “güvensizliği artırdığını ve bölgeye istikrar getirme çabalarına ket vurduğunu” açıklamıştı. İran ise İsrail’in bölgedeki her askeri hareketinden rahatsız olmakta haklı, zira İsrail bir süredir tüm dünya kamuoyu önünde İran’a saldırabileceğini söylüyor. Geçen ay iki İsrail denizaltısının ilk kez Süveyş Kanalı’ndan resmi izinli olarak geçerek Kızıldeniz’e açılması da İran’a karşı açık bir tehdit olarak algılanmıştı.
(soL - Haber Merkezi)