soL, Fidel'in ülkesini anlatıyor: Küba'da kent tarımı mucizesi

Bugün Havana'da haneler, “özel bir hobiyle uğraşıyoruz” duygusu taşımadan, son derece olağan şekilde ve sessiz çalışan bir fabrika gibi kompost üretiyorlar. Bir salatalık kabuğu bile evlerde çöpe atılmıyor. Mahalle örgütleri, evlere kadar giren devasa bir örgüt gibi hareket eden ulusal televizyon ve gazete, toplum öncüleri olarak hareket eden doktor ve öğretmen ağları bu başarının arkasındaki esas neden. 
Esin Saraçoğlu
Salı, 06 Aralık 2016 12:01

Küba'nın kent tarımı başarısı 2012 rakamlarıyla şöyle özetlenebilir: 50 bin hektar alana yayılan 383 bin kent çiftliği sayesinde 1,5 milyon ton sebze üretimi! Havana ve Villa Clara gibi illerde toplam sebze tüketiminin yüzde 70'inin kent içindeki üretimden sağlandığı da yazılmıştı (1).

Üstelik Küba'daki kent tarımı agro-ekoloji prensipleri doğrultusunda yapılmaktadır ve organiktir. Başka bir deyişle, yapay ve kimyasal girdilerin yerine doğal ve biyolojik olanlar, mekanik güç yerine hayvan gücü kullanılımı esastır, sürdürülebilir enerji kaynakları geliştirilmektedir, zararlı kontrolü için ürün rotasyonu ve çeşitli ürünlerin bir arada ekilmesi gibi yöntemler izlenmektedir.

Kent tarımının Küba'da son derece çeşitli biçimler aldığını da ekleyelim. Bir bakanlığın yemekhanesinde çıkan salatanın kurum yerleşkesinde üretilmesinden, okul çocuklarının onlara tahsis edilen bir çorak alanı bir çevre projesi kapsamında meyve bahçesine dönüştürmesinden, mahallelinin bir araya gelip kooperatifleşerek konutların ortasında diyelim 10 hektarlık bir alanı ekip biçmeye başlamasından, otel barlarında servis edilen mojito'nun nanesinin otelin terasından gelmesinden, evin arka bahçesindeki tavşanlardan, balkonda saksıda yetişen otlardan söz ediyoruz... Bunların tamamı kent tarımının kapsamına giriyor.

Kent tarımı ve agro-ekoloji alanında Küba'nın 70'lerden itibaren yöneldiği denemeler ve araştırmalar vardı. Ancak yukarıdaki tablonun ortaya çıkmasını sağlayan SSCB'nin çözülüşü sonrası Küba'nın karşı karşıya kaldığı ağır kriz koşullarıdır. Ticaretinin yüzde 80’den fazlasını gerçekleştirdiği pazarı bir gecede kaybeden ülke, ABD’nin ağırlaştırdığı abluka koşullarında ayakta kalmak zorundaydı. Başlıca sorunlardan biri enerji sıkıntısıydı. 48 saate varan elektrik kesintileri, her gün işe gidip gelirken 3’er saat beklenen otobüs kuyrukları, kapısına kilit vurulan fabrikalar, çalıştırılamayan traktör ve kamyonlar ne yazık ki 90'ların Kübasını anlatan kareler (2).  

Bu olağanüstü koşullarda ortaya çıkan kent tarımı hamlesinin ilk akla gelen faydalarını sıralayalım:

  • Aksi halde kullanım dışı kalanacak binlerce hektar alan üzerinde tarımsal üretim yapılması;
  • Kent sakinlerinin ihtiyaç duyduğu gıdanın kayda değer bir bölümünün tedarikinde taşıma masraflarının ortadan kaldırılması;
  • Kimyasal girdi, petrol, yedek parça masraflarının ve bağımlılığının bertaraf edildiği bir tarımsal alanın inşası;
  • Mevcut koşullarda iyi kazanç sağlayan, üretken işlerde, önemli bir nüfus bölmesinin istihdam edilmesi;
  • Kent sakinlerinin organik gıdaya erişiminin artması ve bu yolla kamu sağlığının iyileştirilmesi;
  • Birlikte ekip biçmenin komşular, çalışanlar, okul arkadaşları vs. arasındaki sosyal birliğe katkısı;
  • Özellikle çocuklar ve yaşlılar göz önünde bulundurulduğunda üretken bir işle uğraşmanın getirdiği eğitsel/psikolojik avantajlar. 

1996 - 2006 aralığında Küba'da gıda üretimi bin kat artarak 4 bin 200 tondan 4 milyon 200 bin tona çıkmıştır (3). Yukarıda kapsamı ve faydaları konusunda fikir vermeye çalıştığımız kent tarımının bu büyümeye katkısı tüm uzmanlarca kabul ediliyor.

Konuyla ilgili tartışmalarda Küba'nın kent tarımı hamlesini esas olarak koşulların zorladığı, arızi/tesadüfi bir başarı olarak ele alan kaynaklar var. Konunun özellikle ABD'li ana akım akademisyenlerce ele alınışı bu şekilde. Ancak, söz konusu başarının bize göz kırpan sosyalizme sık sıkıya bağlı olduğunu söylemek daha doğru. Şöyle ki:

  • Kent tarımı Küba’da bir yasal haktır. İsteyen tüm kent sakinlerine asgari büyüklükte bir arazinin sağlanması yerel yönetimlerin sorumluluğu olarak kabul edilir. Bu sorumluluk iyi niyet çerçevesinde değil, yasalarla bağlanmıştır. Buna karşılık yerel yönetimlerin de kent sakinlerinin kullanmadığı arazilerini tarım yapmak isteyen diğer kent sakinlerinin kullanımına açma yetkisi bulunuyor. Sosyalist devletin kent tarımına desteği arazi konusuyla sınırlı değil. Tohum evleri gibi tedarik noktaları üreticilere bedelsiz veya sübvanse fiyatlarla hizmet veriyor. Ayrıca planlı şekilde oluşturulmuş ulusal araştırma merkezleri ile uzmanlar (yayımcılar) ağı kent tarımı başarılarının uzun vadeye taşınması için iş başında. Ulusal araştırma merkezlerinin organik uygulamalar, zararlı kontrolü, verimli sulama vs. konusundaki araştırma sonuçlarını üreticiye sahadaki uzmanlar taşıyor; aynı uzmanlar üreticinin uygulamadan elde ettiği bilgileri araştırma merkezlerinin kullanımına sunuyor.  
  • Konuyu ele alırken Küba devletinin sergilediği bütünlüklü yaklaşımın başarıda payı olmadığı düşünülebilir mi? 1998 yılında Tarım Bakanlığı Ulusal Kent Tarımı Grubu'nu oluşturur. Süreci yönetmek, danışmanlık ve izleme gibi işlevleri olan bu gruba Tarım Bakanlığı yanı sıra Yüksek Eğitim ve Eğitim Bakanlıkları, Devrimci Silahlı Kuvvetler, İç İşleri Bakanlığı, Bilim, Teknoloji ve Çevre Bakanlığı gibi kurum temsilcileri de dahil olmuştur.
  • Sosyalizmin ülke vatandaşlarına kazandırdığı yüksek eğitim seviyesi yalnızca araştırma merkezleri ve yayımcı ağları için değil, aynı zamanda nüfusun kent tarımı hedefleri doğrultusunda harekete geçirilmesi için de tayin edici. Sosyalizm derken, dağıtılan broşürleri, yapılan seminerleri, kent tarımının yararlarını ve inceliklerini anlayabilen, alandaki bilimsel gelişmeleri takip edebilen bir nüfustan söz ediyoruz.
  • Sosyalizmin ada halkına sağladığı önemli bir başka kazanım da yüksek örgütlülük düzeyidir. Bugün Havana'da haneler, “özel bir hobiyle uğraşıyoruz” duygusu taşımadan, son derece olağan şekilde ve sessiz çalışan bir fabrika gibi kompost üretiyorlar. Bir salatalık kabuğu bile evlerde çöpe atılmıyor. Mahalle örgütleri, evlere kadar giren devasa bir örgüt gibi hareket eden ulusal televizyon ve gazete, toplum öncüleri olarak hareket eden doktor ve öğretmen ağları bu başarının arkasındaki esas neden. 
  • Son olarak ve belki de en önemlisi Fidel'in önderliğinde 1959'da işçi sınıfını iktidara taşıyan sosyalist devrim sayesinde, Küba'da kent tarımı herhangi bir sermaye grubuyla çatışarak gelişmek zorunda kalmamıştır.

(1) Bkz. http://monthlyreview.org/2012/01/01/the-paradox-of-cuban-agriculture/

(2) Özel dönem koşulları hakkında kapsamlı bir yazı için bkz. http://haber.sol.org.tr/bizimamerika/kuba-da-ozel-donem-ayni-anda-tum-cephelerde-savasmak-35694

(3) Bkz. http://haber.sol.org.tr/blog/sinifin-sagligi/akif-akalin/kubada-surdurulebilir-kent-tarimi-139474