Üzmez yolları ayırdı

Hüseyin Üzmez’in “olaylı” raporla tahliye edilmesinin ardından gerici basın ikiye bölündü. Yeni Şafak gazetesi U dönüşüyle hazırladığı manşet sayesinde, Zaman gazetesi de “ben böyle haberler yapmam zaten” diyerek Vakit’e tavır aldı.
Salı, 04 Kasım 2008 11:15

soL (HABER MERKEZİ) Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez'in, 14 yaşındaki bir kız çocuğuna tacizden suçsuz bulunup tahliye edilmesinin ardından, basında verdiği demeçler ve saldırgan tavrı karşısında, gerici basın üçe bölündü. Davanın başlangıcından bu yana, Üzmez'in haksız yere itham edildiğini savunarak arka çıkan Yeni Şafak gazetesi, Vakit'in ve Üzmez'in tavrı karşısında ne yapacağını şaşırdı. Gazete cumartesi gününden bu yana "keşke bunu daha önce yapsaydık" mesajları veriyor, eski tavrının üstünü örtmeye çalışıyor.

"Tarafsız" görüntüsü altında, olayın yalnızca bilgisini vermekle yetinen Zaman gazetesi, diğerleriyle bir tutulmaya tepki göstererek, "sizin hakkınızda yazmadık, Üzmez hakkında da yazmayız" dedi. Vakit gazetesi günlerdir Üzmez karşıtı haber yapan basını tehdit ederken, gerici basından yediği golle şaşkına döndü: "Ayıp yahu ortalık yerde konuşmayın"

Keşke ve iyi ki...
Yeni Şafak gazetesi, Üzmez'e karşı tepkilerin artması üzerine, 1 Kasım tarihli baskısında "Utan Be Adam" başlığıyla haberi manşette değerlendirdi. Üzmez karşıtlığını sahiplenen gazete, çeşitli dallarda uzmanları konuşturarak Üzmez'in suçluluğunu ortaya çıkarma gayreti gösterdi. Yeni Şafak'ın manşetine dün ve önceki gün de köşe yazarları eşlik etti. Gazetenin dünkü baskısında yer alan haberde, Adli Tıp raporunu düzenleyenler hakkında inceleme başlatılacağı bilgisine ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'in görüşlerine yer verilirken, yazarlardan Yusuf Ziya Cömert köşesinde, Üzmez'den yana tavır aldıkları için duydukları pişmanlığı "En Çok Yeni Şafak'a Yakışırdı" başlığıyla dile getirdi.

"Hüseyin Üzmez'in 'vaka'sı ilk duyulduğunda, birçok insanın mağdur olduğu medyatik komplolardan kuşkuluyduk. Olur ya, belki tuzağa düşürülmüştür, iftiraya uğramıştır, hemen şiddetli bir tavır koymayalım dedik. 'Eylem'i savunmadık, aksine, eleştirdik, ama o kuşku yüzünden bizim kamuoyumuzun duygularına da tercüman olacak güçlü tepkiyi yansıtamadık" diyen Cömert, gazete olarak "kaçırdıkları treni" şu sözlerle aktardı. "Zaman içinde, bizim kanaatimiz kesinleşirken, haber gündemden düştü. Başkaları da yazmıyordu. Zaten sevimsiz bir haberdi. Bir süre üzerinde durmadık. Sonra aylar geçti, olayın faili, herkeste kuşku uyandıran bir adli tıp raporuyla tahliye edildi... Geçen hafta, Yeni Şafak'ta yer almadığı için canımın sıkıldığı tek haber, Devlet Bakanı Nimet Çubukçu'nun o 'sorunlu' adli tıp raporuna yönelttiği yerinde tepkiydi. Ajanslara yansımayan, sadece bir iki gazetede çıkan bu tepki keşke ilk gün bizim sayfalarımızda da olsaydı."

Cömert yazısında, tahliyeden sonra, "herhalde bu adam susar, bir kenara çekilir" diye düşündüklerini, ancak Üzmez'in kanal kanal dolaşıp saldırgan tavrını sürdürmesi üzerine, "biri bu adamı susturmalı" düşüncesiyle atağa geçtiklerini anlattı. Yeni Şafak'ın cumartesi günkü manşetinden sonra, Üzmez karşıtlığı gazetenin tamamına yayıldı ve dünkü baskıda neredeyse tüm köşe yazarları, Üzmez'i bir şekilde konu ederek "iyi ki yapmışız şu manşeti" dediler.

Zaman ne demek istedi?
Gazetenin Üzmez vakasına nasıl baktığını yazarlarından M.Nedim Hazar aracılığıyla anlatan Zaman gazetesi, "bu konu bizi ilgilendirmez" tavrı aldı. Hürriyet gazetesinin "3 gazete Üzmez haberlerini görmezden geldi" yorumuna karşı gazetesinin tepkisini ortaya koyan Hazar, "sizin için yapmadık, Üzmez için de yapmayız" dedi. Hazar, Üzmez vakasının sıradan bir haber olmak dışında gazetelerine yansımamasını "gazetemizin böyle bir politikası yoktur" sözleriyle açıkladı.

'Ulu orta konuşmayın yahu! Ayıp!'
Üzmez vakasında oluşan tepkilere karşı tehditkar yanıtlar üretmekten çekinmeyen Vakit, kardeş medyadan gelen manşet karşısında şaşkınlığını gizleyemedi. Üzmez'e yazarı Abdurrahman Dilipak aracılığıyla "sus" mesajı veren Vakit, kardeş medyaya da "sessizlikte hayır vardır" çağrısı yaptı.
Dilipak "hiç bu konulara girmek istemezdim ama, yine yazıyorum, memlekette başka önemli bir hadise yokmuş gibi her gün benzer bir haber bulabilirsiniz. Kaynağı da genellikle malum media.. Sanki tekrar 28 Şubat günlerine döndük" dedi. İstenirse herkesin benzer bir vakasının bulunabileceğini iddia eden Dilipak, "bu konu böyle uluorta konuşulacak bir konu değil. Ayıp, günah.. Bizim ne yaptığımız kadar insanların bundan ne anladığı da önemli" mesajıyla bu konuda artık konuşulmaması gerektiğini savundu. Üzmez'i yalnızca televizyondaki tavrı nedeniyle eleştiren Dilipak, Üzmez'in bu nedenle topluma özür borçlu olduğunu söyledi. Dilipak, "bazı şeylerin şüyuu vukuundan beterdir. Yaralı bilinçlere tuz basmamak gerek. Ne söylediğimiz kadar bazı şeylerin nasıl anlaşıldığı da önemli. Sözün yeri ve zamanı da önemli. Uslup da... Sanırım söz gümüşse sukutun altın olduğu bir konu ve süreçte yaşıyoruz bu olayla ilgili" dedi.