Kılıçdaroğlu Diyarbakır’a gitti, ittifak tartışmaları alevlendi

BDP ile CHP arasında bir ittifak yapılıp yapılmayacağı konusu gündemdeki yerini korurken, Kılıçdaroğlu Diyarbakır ve Şanlıurfa’ya gitti. Baykal, CHP yönetimini uyardı, Demirtaş çağrıyı yineledi.
Pazar, 21 Kasım 2010 09:30

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Güneydoğu’ya “bayramlaşma” gezisinin ilk etabında Diyarbakır’a giderek, burada çeşitli temaslarda bulunduktan sonra partisinin il başkanlığında bir açıklama yaptı ve oradan Şanlıurfa’ya geçti. Kılıçdaroğlu'na gezisinde genel başkan yardımcıları Gürsel Tekin, Hurşit Güneş, Mesut Değer, Mehmet Zeki Gündüz, İsa Gök ile Genel Sekreter Süheyl Batum ve bölge milletvekilleri eşlik etti.

“Diyarbakırlıların dertlerini az dinledik”
CHP Diyarbakır İl Başkanlığı’nda konuşan Kılıçdaroğlu, “Bu ülkeyi beraber kurduk, dedelerimiz Kurtuluş Savaşı’nı beraber verdi. Dedelerimiz aynı toprakta şehit olarak yatıyor” diyerek, “Neyi paylaşamıyoruz, niye ayrılık gayrılık yapıyoruz?” diye sordu ve şimdiye kadar Diyarbakırlıların sorunlarına yeterince eğilmediklerini, ama bunu telafi edeceklerini belirtti.

“Biz hapishane değil fabrika açacağız”
Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’ın Diyarbakır’da yaptığı bir konuşmada, “eski hapishaneyi yıkıp, daha büyüğünü yapacağı” vaadinde bulunduğunu hatırlatarak, kendilerinin eski hapishaneyi insanlık dramının sergileneceği bir müzeye dönüştüreceğini ve Diyarbakır’a hapishane değil fabrika yapacağını söyledi. Hak ve özgürlüklerin genişleyeceğini, her etnik kimliğe ve inanca saygı duyulacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Bugün Dünya Çocuk Günü. Çocuklarımızı gördünüz sokaklarda. İşsizliğin en yoğun olduğu kent Diyarbakır, boşanma davalarının en fazla olduğu kent Diyarbakır. Üniversiteyi bitirip iş bulamayanların kenti Diyarbakır. Bir kamyonun üzerinden ekmek dağıtılırken bir ekmek kapmak için birbirini ezen Bağcılar'daki kadınlarımızın sorunu da Diyarbakır'da. Oradaki dram da Diyarbakır'da. Diyarbakır bunu hak ediyor mu? Hayır. Diyarbakır bunu hak etmiyor” dedi.

“Partiyi halka açtık”
Siyaset anlayışlarının, “Siyaset bize ne verecek” değil, “Biz topluma ne vereceğiz” felsefesi üzerine kurulu olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, o yüzden Diyarbakır'a katkı vermek isteyen, Diyarbakır için çalışmak isteyen, Türkiye için çalışmak isteyen, demokratik hak ve özgürlüklerin genişletilmesi için çalışmak isteyen her yurttaşı CHP'ye beklediğini söyledi.

“Etnik kimlik şereftir”
Kılıçdaroğlu, “Biz, bölgede yaşayan Kürt yurttaşlarımızın etnik kimliklerine saygılıyız, ‘etnik kimlik herkesin şerefidir’ dedik, ‘herkesin inancı başımızın üstündedir’ dedik. Ama devlet etnik kimlikler ve inançlar konusunda tarafsızdır, her yurttaşa eşit hizmet götürmek zorundadır, her yurttaşı kucaklamak zorundadır, her yurttaşa eşit eğitimi, sağlığı, işi, aşı, gücü vermek zorundadır, devlet budur, devletin varlık nedeni de budur. Devlet baskı yapmaz, asimilasyon yapmaz, fabrika, istihdam yaratır, herkesi kucaklar ve herkesin Türkiye Cumhuriyeti'ne aidiyet bağlarını güçlendirir, devlet budur” dedi.

Diyarbakır’dan sonra gittiği Şanlıurfa’da Siverek ve Hilvan’da birer konuşma yapan Kılıçdaroğlu, “Özgür, bağımsız Türkiye'yi beraber kuracağız. Herkesi kucaklayacağız. Etnik kimliği ne olursa olsun onu alıp yücelteceğiz” dedi.

“Bölge örgütleri sıcak bakıyor”
Kılıçdaroğlu Diyarbakır ve Şanlıurfa’da temaslarda bulunurken, CHP Genel Başkan Yardımcısı Mesut Değer, ANF'ye yaptığı değerlendirmede CHP'nin bölgedeki teşkilatlarının BDP ile ittifaka sıcak baktığını belirtti. Değer, “Olması gereken dar bir ittifak değil, CHP'nin iktidara taşınmasıdır. Bu da seçim işbirliği, seçim ittifakı veya seçime birlikte girmek değil de, herkesin bir sorumluluk altına girerek CHP çatısı altına gelmesidir. Bütün sol partilerin ve de diğer partilerin CHP çatısı altında bir araya gelerek siyaset yaparak iktidar olmaları lazım. Kürtleri, radikal ve muhafazakar ve sol partileri kucaklayarak, onların CHP içinde kendi kimlikleri ile ayrım yapmadan siyaset yapma olanağını sağlayarak önümüzdeki yıl yapılacak seçimlerde CHP'nin iktidara gelmesini sağlamak lazım" dedi.

“Etnik ve mezhepsel siyaseti reddetmeliyiz”
Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, bir düğün için gittiği Trabzon’da, gündemdeki konularla ilgili değerlendirmelerde bulundu. CHP’nin sadece iktidardayken çalışan bir parti olmadığını iddia eden Baykal, “ ‘Muhalefette görevim yok’ diye düşünürsen, iktidar olmak için kestirme yollar aramaya kalkarsan, iktidar olmanın kestirme yolları, sihirli değnek dokunuşuyla birdenbire iktidara gelme hevesleri, hesapları, sizi çok ciddi yanlışlıklara sürükleyebilir. Biz görmüş geçirmiş partiyiz. İlkelerimizi biliyoruz. Temellerimizi, görevimizi, tarihi misyonumuzu biliyoruz. O nedenle hiç kimse bizi 'şöyle yap, böyle yap, seni iktidara getiririz' söylemleriyle aldatamaz” dedi.

Baykal, etnik ve mezhepsel ayrışma temelinde siyasetin, CHP’nin işi olmadığını söyledi. “Böyle siyaset yapanlarla o zeminde yarışmak da bizim işimiz değildir. Öyle siyaset yapanların ve öyle siyaset yaparak başarılı olduğu düşünülenlerin o yöntemlerini taklit ederek başarıya ulaşmak bizim işimiz değildir. Gerçek, ilerici politika, bunu kararlılıkla reddederek yapılır.”

“CHP yönlendirilmiyor”
Diyarbakır’da bir gazetecinin, Deniz Baykal'ın Trabzon'da yaptığı, “etnik ve dinsel siyasetin yanlış olduğu ve CHP'nin de buna alet edilmek istendiği” yönündeki açıklamalarını anımsatması üzerine, Kılıçdaroğlu, “Doğru. Etnik ve dinsel siyaset doğru değil, CHP öteden beri bunları reddediyor” dedi. Baykal'ın “CHP'nin yönlendirilmek istendiği” yönündeki sözlerine de “Hayır, öyle bir şey yok” yanıtını verdi.

“AKP’ye direnen tek güç Kürt hareketi”
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, ANF’ye verdiği demeçte, “Şu anda AKP karşısında direnebilecek tek güç, ayakta kalan güç Kürt hareketidir. O da Kürt hareketinin ideolojik güçlülüğü, örgütsel güçlülüğü kaynaklıdır. Geri kalanların hepsi ideolojik olarak AKP’ye yenilmiştir, örgütsel olarak da AKP’ye teslim olmuşlardır” dedi.

“Şimdi tam bu noktada Kürt hareketi eğer CHP dahil olmak üzere, bütün demokratik güçlerle demokratik ilkeler çerçevesinde bir blok oluşturabilirse bizce bu AKP’nin hegemonik, ideolojik yayılmacılığını durdurabilir. Bunun dışında hiçbir alternatif yoktur” diyen Demirtaş, bu blok konusundaki görüşlerini şöyle dile getirdi: “Biz Kürt hareketi olarak, BDP olarak zaten, bölgede AKP’yi durdurmuş ve geriletmeye başlamış durumdayız. Ancak bütün Türkiye’de etkili olması ancak böylesi bir demokratik blokla mümkündür. CHP ile bu çerçevede görüşmelerimiz olabilir, ilkeleri konuşabiliriz. Eğer CHP bu konuda dürüst ve ciddi yaklaşırsa, tabiî ki seçim ittifakı da dahil her şey konuşulabilir.”

(soL - Haber Merkezi)