4 yıl oldu, Ceylan'ın katilleri hala bulunmadı...

28 Eylül 2009'da Lice'de havan mermisiyle bedeni parçalanan 12 yaşındaki Ceylan'ın ölümü üzerinden dört yıl geçti. Dört yıl boyunca dava ilerlemedi, tek bir sorumlu dahi bulunmadı, yargılaması yapılmadı. En son, soruşturmaya "takipsizlik" kararı verildi.
Cumartesi, 28 Eylül 2013 17:41

Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Şenlik köyünde 12 yaşında bir çobandı Ceylan Önkol. 28 Eylül 2009 günü öğle saatlerinde koyunlarını otlatırken üzerine düşen havan mermisiyle yaşamını yitirdi Ceylan. Annesinin parçalarını eteğinde taşıdığı Ceylan’ın ölümü üzerinden üç yıl geçmesine rağmen katilleri ne bulundu ne de yargılandı.

Savcı, "Can güvenliğim yok" diye gelmedi
Patlama sesini duyan köylüler tarafından bulundu Ceylan’ın paramparça cesedi. Ceylan'ın 6 saat bekletildiği, Lice Cumhuriyet Savcısı’nın “Can güvenliğim yok” diyerek gelmediği olay yeri iki tabur arasında yer alıyordu. Önkol’un otlattığı küçükbaş hayvanların patlamadan zarar görmemesi, herhangi bir çukurun oluşmaması Ceylan’ın doğrudan hedef alındığı iddiasını kuvvetlendiriyordu. Genelkurmay Başkanlığı ise yaptığı açıklamada, “Olay sırasında bölgede herhangi bir havan atışı yapılmamıştır” diyerek Ceylan’ın ölümündeki rolünü inkâr etti.

Ceylan’ı suçlu buldular!
Ceylan’ın ölümünden üç gün sonra soruşturma başlatan Diyarbakır Başsavcılığı, araziye atılmış ancak patlamamış mühimmata tahta ile vurulması sonucu ölümün gerçekleştiği yönünde utanç bir açıklama yaptı. Makine Kimya Endüstrisi de üç yıl sonra hazırladığı skandal raporda, Ceylan’ın ölümüne 40 milimetrelik bombaatar mühimmatının neden olduğu ve patlamanın Ceylan’ın mühimmatın üzerine demir bir cisimle vurması sonucu gerçekleştiğini iddia ederek savcılıkla aynı görüşü paylaştı.

"Ceylan’ın ölüm nedeni mayın değil"
İHD ise hazırladığı raporda, Ceylan’ın cesedinde ayaklarının, bacaklarının, ellerinin ve kollarının sağlam olduğunu, vücudundan şarapnel parçaları çıkarıldığını ve ölüm nedeninin mayın olmadığını açıklamıştı. Adli tıp uzmanı Prof. Dr. Ümit Biçer de Ceylan’ın ölümü sonrasında hazırlanan belgelerin eksik olduğu ve bombanın Ceylan’ın müdahalesi olmadan patladığı yönünde bir rapor hazırladı.

Dört yılda tek bir kişi dahi yargılanmadı
İçişleri Bakanı ve Genelkurmay Başkanlığı hakkında yapılan suç duyurularında ise bir sonuç alınamadı. Lice Sulh Ceza Mahkemesi’nde dava açılmasına rağmen üç yıl boyunca tek bir kişi dahi sanık olarak yargılanmadı, gözaltı kararı çıkarılmadı. Sorumlular hakkında çalışma yapılmadığı gerekçesiyle Ceylan’ın ailesi ise davayı AİHM’e taşıdı. Faillerin yargılanmadığı üç yıldan geriye sadece 12 yaşındaki Ceylan’ın parçalanan bedeni kaldı.

Takipsizlik kararı
Lice Cumhuriyet Başsavcılığı, Ceylan'ın ölüm nedeniyle ilgili "Görevini kötüye kullanmak" suçlamasıyla açılan soruşturmada şüpheliler hakkında takipsizlik kararı verdi.

Savcılığın soruşturma kapsamında, Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü'ne olayla ilgili bilgi istediği yazısına, Emniyet Müdürlüğü'nün, Lice ilçesinin PKK'nin yoğun faaliyet gösterdiği yer olarak göstererek, burada birçok askerin yaşamını yitirdiğini yönünde hatırlatmalara yer verdi.

18 Martta takipsizlik kararı veren Savcı, şunları kaydetti:

"Görevi kötüye kullanma suçu TCK 257 maddesinde düzenlenmiş, olup kasta işlenen suçlardandır. Aynı madeninin 2'inci fıkrasında görev gereklerinin yapılmasında ihmal ya da geciktirme göstermesi fiilleri cezalandırılmakta olup suçun oluşması için kamu görevlisinin mevzuat gereği yapmak zorunda olduğu bir görevi bilerek ve isteyerek hiç yapmaması ve bu eylemin kişilerin mağduriyetine ve kamunun zararına neden olması ya da kişilere haksız bir kazanç sağlaması gerekmektedir. Lice ilçesi ve kırsalında 2012 yılı haziran ayından bu tarafa aralarında ilçe jandarma komutanın da olduğu 7 askeri personelin şehit olduğu, 15 BTÖ mensubunun ölü olarak ele geçirildiği, pek çok terör eylemi meydana gelmiştir. Dolayısıyla bu kadar yoğun terör olayının yaşandığı bir bölgede bölgenin durumu da gözetilerek Cumhuriyet Savcısı'nın bilgisi dahilinde bir karara varıldığı ve cesedin ölüm ve muayene işleminin olay bölgesine en yakın güvenli yer olan Abalı Jandarma Karakolu'nda yapıldığı, delillerin toplandığı ve Ceylan Önkol'un olay yerinde bulunan 40 milim bomba atar mühimmatının patlaması sonucu öldüğünün anlaşıldığı, Ceylan Önkol'un ölümü ile ilgili dosyanın 2009/757 sırasında kayıtlı olup, halen derdest olduğu şüphelilerin görevlerini ihmal ettiklerini ve müsnet suçun unsurlarının oluştuğuna dair delil bulunmadığı anlaşılmakla şüphelilerin kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir."

Çelişkili açıklamalar
Genelkurmay Başkanlığı İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak ise, Önkol'un taburdan yapılan havan atışı sonucu hayatını kaybetmesine ilişkin, "O saatte havan atışı yapılmadı" açıklamasında bulunmuştu. Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri Tuğgeneral Hıfzı Çubuklu ise, "TSK'nin, sıfatı ve görevi ne olursa olsun suç işleyen personel hakkında hukukun gerektirdiği idari ve adli tüm işlemleri derhal yerine getirdiğinin kamuoyu tarafından örnekleriyle bilindiğini" kaydetmişti.

Önkol'un ölümüne ilişkin incelemeye Cumhuriyet Savcısı 3 gün sonra giderken, Önkol'un ölümü ardından dönemin Diyarbakır Valisi Hüseyin Avni Mutlu, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Önkol'un yerde bulduğu bomba atara tahra ile vurması sonucu patlamanın meydana geldiğini ve ölümün bu şekilde gerçekleştiğini iddia etmişti.

Ceylan Önkol'un ağabeyi Rıfat Önkol, olay yerine gittiklerinde kardeşinin vücudunun paramparça olduğunu belirtmiş, bomba atışının Tapantepe Taburu'ndan yapıldığını söylemişti. Önkol, "Atılan her ne ise kardeşinin direk vücuduna isabet etmiş, mayın ya da her hangi bir patlayıcı işi değil. Yerde bir çukur oluşmamış. Yapılan atışı kendi gözümüzle gördük" diye konuşmuştu.