Şu doping meselesi

Şu doping meselesi

Burçak Özoğlu/Meltem Çolak
16/03/2016 Çarşamba

Geçtiğimiz gün Türkiye, kadın atletleri ile elde ettiği ve son yıllardan elinde kalmış son madalyayı da kaybediverdi.

Uluslararası Atletizm Federasyonu (IAAF) 2012 Londra olimpiyatlarında 1500 metrede şampiyon Aslı Çakır Alptekin’in hemen ardından gümüş madalya kazanmış olan Gamze Bulut’un 2011, 2012 ve 2013 yıllarını kapsayan biyolojik pasaportundaki tutarsızlıklar nedeniyle müsabakalardan uzaklaştırılma cezası aldığını açıkladı.

Gamze’den önce Aslı Çakır Alptekin yasaklı madde kullanımı nedeniyle sekiz yıllık bir uzaklaştırma cezası almış ve altın madalyasını kaybetmişti. Aslı Çakır Alptekin’in 2012 şampiyonluğu öncesinde de, 2004-2006 yıllarında iki yıllık benzeri bir cezası var.

Türkiye’li kadın atletlerin doping hikayesi hayal kırıklıkları ve acılarla dolu. 2000’li yılların başında hepimizin gözlerimizde yaşlarla başarılarını izlediği Süreyya Ayhan, sakatlığı sonrasında kullandığı ilaçlar yüzünden spordan ömür boyu men edildi.

Güçlü ve kararlı görüntüsü ile engelleri yıkıp geçen Avrupa Şampiyonu Nevin Yanıt, 2014 yılında, iki yıllık uzaklaştırma cezası aldı ve tüm madalyaları elinden alındı.

Devşirme uzun mesafe atlet, Avrupa rekortmeni, olimpiyat ikincisi, Elvan Abeylegesse geçmişe dönük testler sonucu yasaklı maddelerde pozitif sonuç verdi.

Akdeniz oyunları bronz madalya sahibi Binnaz Uslu da testler sonucu dopingli çıktı ve ardından sporu bıraktığını açıkladı.

2012 Londra koşusunun laneti

Tamam, Türkiye’li kadın atletler bu işte sabıkalı, ancak öte yandan, Aslı ve Gamze’nin doping hikayesinin ilginç bir boyutu var. 2012 Londra Olimpiyatlarındaki 1500 metre finalinin ilk dokuzu içerisinden altı koşucusunun o koşunun öncesinde ya da sonrasında yasaklı performans artırıcı maddelerle ilişkisi ortaya çıktı.

Birinci ve ikincilerin, Aslı ve Gamze’nin hikayesini yazdık. Onlar dışında, dördüncü Rus Tatyana Tomashova’nın, 2012 yılı öncesinden 2 yıllık bir uzaklaştırma cezası var.

Beşinci, Etiyopyalı Abeba Aregawi’nin bu ay (Mart 2016) başında testlerde positif sonuç verdiği açıklandı. 2013 yılında kazandığı altın madalyadan oldu. Aregawi’nin talihsizliği, numunelerinde pozitif sonuç veren maddenin yasaklılar listesine henüz 2016 yılında eklenmiş olması!

Sekizinci Belarus atlet Natallia Kareiva 2014’te Gamze Bulut’un durumuna benzer bir biyolojik pasaport düzensizliği yüzünden ceza aldı.

Ve dokuzuncu atlet Rus Ekaterine Kosletskaya, 2014 yılında 2011 yılına dönük bir test sonucunda ceza aldı.

Rus atletlere toplu yasak

2012 Londra 1500 finalistlerinin arasındaki iki Rus kadın atlet aslında uluslararası atletizm camiasının Rusya’ya dönük doping operasyonunun parçası oldular.

Geçtiğimiz Şubat ayında Dünya Dopingle Mücadele Ajansı (WADA) milli takım kaptanları dahil, 4027 Rus atleti yasaklı performans artırıcı madde kullanımı yüzünden yarışmalardan men ettiğini açıkladı.

Öte yandan, IAAF, Rusya atletizm federasyonu ARAF’ın savunma ve açıklamalarını yeterli bulmadığını açıklayarak Rusya’nın üyeliğini askıya aldı. Rusya’nın 2016 Rio olimpiyatlarına katılıp katılamayacağı kararı Mayıs ayında verilecek.

Rus atletlere karşı bu toplu soruşturmayı başlatan olay ise oldukça ilginç. WADA, Alman televizyon kanalında (ARD) yayınlanan doping üzerine bir belgeseli, “suç duyurusu” olarak kabul edip harekete geçmiş.

Peki ama gerçekten nedir bu doping?

Doping kısaca, sıvı ilaç karışımı “doppe” ile uyuşturucu anlamına gelen “dope” sözcüklerinden türetilmiş olup, atletik performansı (fiziksel/kondisyon) yapay olarak arttırmak anlamına geliyor.

Cezai sonuçları bu kadar keskin ve sert olabilen ve yakalaması bu kadar kolay olan bir hatalı davranışın neden ve nasıl bu kadar yaygın olduğunu merak ediyor insan haliyle değil mi?

Sonuçta 10 milyonlarca Avro’luk, altyapı, malzeme vb. ile yan sektörlerin oluştuğu bir spor “pazarında” sporcuların kulüplerin ve ulusal takımların rekabet için çeşitli yöntemler (doping) kullanmaya yönelmesi normal.

Geçtiğimiz gün, Nazım Sinan Odabaşı soL’da sporda ticarileşme ile ilgili boyutlarıyla yazdı aslında bu konuyu detaylıca. Yine aynı yazıda, “doping serbestliği” tartışmalarına da yer verildi.

Biz tekrara girecek noktalardan kaçınıp, kendi bir kaç notumuzu paylaşalım:

Öncelikle, “doping” tanımlamasının kimin tarafından ve hangi içerikle yapıldığı belirleyici. Şu an için, hangi maddenin, ne zaman, hangi miktarda ve nasıl bir kullanımla doping sayılacağına WADA karar veriyor. Üstelik WADA doping tanımında sadece madde kullanımıyla da sınırlı kalmıyor. Numune teslimini reddetmek, yer bildirme bilgilerini aksatmak, test kaçırmak, yasak madde veya yöntemi bulundurmak, ticaretini yapmak, bir başka sporcuya uygulamak da doping olarak kabul ediliyor.

Diğer taraftan özellikle müsabık sporlarda “kazanmak” için performansın arttırılmasından başka çare yok. Bu performans artışı için kullanılan yöntem ve araçların sınırlarını çizmek ise o kadar kolay değil. Kimin kime sınır çizeceği, çoktan kirlenmiş ve ticarileşmiş spor piyasası için ana mücadele konusu oluveriyor.

Başarı kazanmış ancak sonra yasaklı maddelere takılıp ceza almış atletler açısından hikaye sadece yuttukları haplardan, yedikleri iğnelerden ibaret olmayabilir.

Yani, diyebiliriz ki “doping asla sadece doping değil!”