Acil servise gelen hasta profili

Acil servise gelen hasta profili

Fahri Arslan
08/02/2016 Pazartesi

Ülkemizde acil servislerin yoğun olduğu bilinen bir gerçektir. Ancak bilinen birçok gerçek gibi bu yoğunluğun bilimsel bir dokümantasyonu henüz yapılmamıştır. Kastedilen ‘acile çok hasta geliyor çoğu da acil değil’ düşüncesidir. En yetkili ağızlardan dökülen acile gelen hastaların ’yüzde şu kadarı acil değildir’in bilimsel bir çalışmanın sonrasında telaffuz edildiğini düşünmemekteyiz. Bu çalışmada murad edilen acil servise müracaat eden hasta ya da şahısların nasıl bir yüzde ile acil olarak değerlendirilebileceğidir.

Çalışmada hastaların giriş triyaj tanıları ve çıkış doktor tanıları aciliyet kriterlerine göre değerlendirilmiştir. Çalışmada 2014 yılı Nisan ayı içerisinde değişik günlerde Eyüp Devlet Hastanesi acil servise başvuran 638 hastanın sözü edilen tanıları retrospektif olarak değerlendirilmiştir.

Toplam 638 hastanın 124 tanesi üst solunum yolları enfeksiyonu (ÜSYE) giriş ve çıkış tanıları almıştır. 92 tanesi poliklinik veya başka kliniklerden düzenlenmiş parenteral tedaviyi acil serviste uygulamak için başvurmuştur. 62 hasta travma şikayetiyle, 49 hasta karın ağrısı şikayetiyle, 41 i kas ağrısı (miyalji) şikayeti ile başvurmuş ve çıkış tanısı almıştır. 35 hasta darp cebir (gözaltı işlemi giriş çıkış muayenesi) için getirilmiş, 23 hasta ishal (akut gastroenterit) şikayetiyle, 27 hasta baş ağrısıyla, 27 hasta idrar yolları ile ilgili durumlar için, 26 hasta ürtiker allerji durumları için, 21 hasta astım akut alevlenme için, 19 hasta gastrit şikayetleri için, 17 kişi tansiyon şikayeti için, 15 hasta anksiyete (üzüntü bunalım) bozukluğu için, 13 kişi göğüs ağrısı için başvurmuştur.

Tekil örnekler ise 8 vertigo (baş dönmesi), 7 dermatit, 5 göze travma, 4 kene tutulumu, 3 madde kötü kullanımı, 3 gebelikle ilgili durum (heg vs), 3 burun kanaması (epistaksis), 2 serebrovasküler olay, 2 oral aft, 1 er tane olanlar kardiyovasküler, yoğun bakıma yatış, diyabetik acil (hipo/hiper glisemi),  hemoroid, gebelik tanısı istemi, böcek ısırması, dismenore (adet sancısı), tahlil yaptırmak isteyen olarak kayda geçmiştir. 2 kayıtta herhangi bir işlem gözlenmemiştir.

Bu rakamların içinde 6 üsye hastası, 2 gastrit hastası, 1 travma, 1 age hastası, 2 ürtiker hastası acil serviste uygulanması planlanan tedaviyi yazılı olarak reddetmiştir.1 hasta tansiyon takibine uymamıştır.

Tartışmaya açık biçimde ÜSYE, tedavi hastaları, darp cebir (gözaltı giriş çıkış muayeneleri) için getirilenler, göğüste tarif edilmeyen kas ağrıları, dermatitler, oral aftlar, hemoroid,  gebelik tanı istemi, tahlil yaptırmak isteyen ve giriş yapıp herhangi bir işlem yapmayanlar ilk elden ve tedaviyi reddeden 6 tanılı, 12 hasta teorik olarak acil kabul edilmeyip polikliniklerde tedavi olabilirler. Bu hasta sayısı 313 tür. Basit bir yüzde hesaplama ile acile gelen her 100 kişinin 47,9 unun daha girişte yani kayıt öncesinde acil bir durumu yoktur.

Çalışmaya alınan hasta sayısı 638 olup bu sayı Eyüp Devlet Hastanesi acile gelen 1 günlük ortalama hasta sayısıdır. Ancak veri çeşitliliği sağlamak için farklı günlerdeki hasta dosyaları incelenmiştir. Böylece farklı hekimlerin farklı yaklaşımlarına ulaşma şansı yakalanmıştır.

Çalışmada incelenen hasta dosyaları ile çalışmanın kamuoyuna deklare edilmesi arasındaki zamansal açının sebepleri arasında kişisel sebepler olduğu kadar sistemsel sebepler de mevcuttur. Kişisel sebepler arasında akademik bir kaygı ve beklenti olmamasının neden olduğu bir kişisel rahatlık ve ‘tembellik’ sayılabilir. Ancak daha üzerinde durulması gereken çalışma şeklinin akademiden tamamen azade olmasıdır.

Bilinen gerçekleri tekrarlamakla başlayalım. Ülkemizde sayıları milyonlarca olan güvencesiz sigortasız çalışan çalışmayan işsiz işçi mevcuttur. İnsanlarımız herhangi bir sağlık probleminde gidebileceği tek yer acil servistir o da devlet acilidir. Onun dışında çalışanlar için aile hekimine kayıt polikliniklere randevu sistematiği vardır. Ve bunların her birinde muayeneden katılım payı alınır. Zincir, tekel ve tekil örnekleri olan özel sağlık kuruluşlarının hasta savsaklamasını nerdeyse hiç dikkate almıyorum.

Ayrıca kolelitiazisten gastrik ülsere, KOAH’tan maliğniteye kadar birçok hasta halen ayaktan takip edilmektedir. Çünkü muayene randevusu alıp beklemek ve tanı testlerini günlerce beklemek gibi durumlarla karşılaşmaktadırlar. Bu süreler boyunca ortaya çıkabilecek her türlü sağlık sıkıntısı için önerilen yine acil servislerdir. Acı olan biraz da çok saygıdeğer meslektaşlarımızın da hasta yoğunluğunu ve yatak doluluğunu ileri sürüp bu şekilde hastalarını yönlendirmesidir. Bu hastaların önemli bir kısmı yatış endikasyonu kriterlerini doldurmasına rağmen dışarda dolaşmaktadır

Sağlıkta dönüşümün övündüğü şey poliklinik sayılarının artmasıdır. Bu da koruyucu sağlık hizmetlerinin hekimlerin primer temas ettiği aile bireyleri yakın akraba vs. kadar kişiye indirgenmesinin sonucudur. Tedavi edici sağlık hizmetlerine ağırlık veren politikalar devam ettikçe bu tablonun pek değişme şansı bulunmamaktadır. Ancak kısa vadede yapılabilecekler arasında şu öneriler tartışabilir. Adli muayeneler gibi parenteral tedaviler için acil dışında ve acil servis örgütlenmesinden bağımsız birimler oluşturulabilir. 1. Basamak sağlık kuruluşlarından alınan istirahat raporlarının işverence kabul edilmemesinin önüne geçilebilir.  

Ayrıca acil müdahale gerektiren durumlar için kamu spotları gibi halkı bilgilendirecek projeler geliştirilebilir. Tabii bu önlemler planlanırken acil çalışanlarının maddi kayba uğramaması için performanstan bağımsız ücret politikaları geliştirilmelidir.


NOT: Bu çalışmada idari desteğini benden sakınmayan hastane başhekimimiz Dr. Hasan Karaman'a,  kendi uzmanlık tezini adeta kaybını göz önüne alarak tarafıma değerlendirmem için teslim eden değerli meslektaşım acil tıp uzmanı Dr. Cafer Balcı‘ya, okumanın dışında yazarak da kendisine örnek olmam gerektiği konusunda bana ilham veren ilkokul çağındaki kızım Özge Deniz Arslan’a ve eşim Öznur Arslan'a çok özel teşekkürlerimi iletmek isterim.